Gönderi

Puan vermedi·517 syf.··
2024 14. kitabı
Okuyanların tavsiyeleri üzerine başladığım ve aslında beklediğim gibi bitmeyen bir kitap oldu. Yine de bir inceleme yazmak istedim, burada kalsın :) Sanırım her incelememin başına ayrıca şu bilgiyi geçeceğim çünkü hesabımın bir kitleye ulaşmasını amaçladığım için paylaşım yapmıyorum, paylaştığım şeyler dönüp baktığımda bana hatırlatıcı olsun diye yazıyorum. Bu yüzden incelemelerimi konunun detayına girerek yazıyorum, bunun size ‘spoiler’ olacağını düşünürseniz okumayı bırakabilirsiniz. İlk olarak; Martin Eden’in konusu nedir diye sorulduğu zaman, aşkı uğruna kendini geliştiren ve aslında (diyebiliriz ki) yazar olmayı hayal eden genç bir insan yanıtını verebiliriz. Sanırım bu cevap beni kitapta direkt olarak bir sonu düşündürmeye itti fakat yanıldığımı kitap bittiğinde anladım. Beklediğim sonu bulamayınca bu bana haliyle kitabı pek de sevdiremedi ama konusuna kendimce birazcık değinmek istiyorum. Martin Eden denizcilikle uğraşan, ablasının yanında kiracı olarak kalan işçi sınıfına mensup biridir. Burjuva sınıfından olan Ruth Morse ile bir gün tesadüfen tanışır ve ona aşık olur. Ona layık bir birey olabilmek adına çok çalışır, kendini geliştirir, okumaktan zevk alır ve bu süreçte Ruth onu desteklemekte ve ona bir zaman vermektedir. Yazmayı çok sever ve okudukça Nietzsche’nin bireyciliği görüşünü benimsemektedir ve hatta Ruth ve ailesiyle bir araya geldiği ortamlarda görüşleri ile zıtlıklar yaşamıştır. Bu zıtlığı yazar kitapta yer yer şu şekilde ele alıyor; ‘’Geçmişte işçi sınıfına göre daha derli toplu görünen, iyi giyimli kimselerin zekânın iktidarına ve güzelliği takdir gücüne sahip olduğunu sanmakla ne büyük aptallık etmişti. Kültürün giyimle atbaşı gittiğine, üniversite eğitimiyle derin bilginin aynı şeyler olduğuna inanarak nasıl da kendini kandırmıştı.’’ ‘’Nasıl olur da kitaplardan bir şey öğrenmezlerdi?’’(Her ikisi de sayfa 294). Bu alıntılar yazarın bize aktarmak istediği ve benim de çok hoşuma giden aynı zamanda içimden zaman zaman geçen duygulara tercüman olan eleştiriler. Gel gelelim Martin Eden’in yazarlığı ile ünleneceği o sürece ulaşması kolay olmuyor ve bu süreçte çevresindeki insanlardan destek göremiyor. Hayali olanı gerçekleştiriyor, yazar oluyor evet ama hayatında bir şeyler eksik. Bu boşluğu bir türlü dolduramıyor ve kendini bir bilinmezin içinde buluyor. Bir gün hayatın anlamını bulacağı bir şiir okuyor ve kitap bu şekilde sona eriyor. Son olarak şiirden birkaç dizeyi ekleyerek bitiriyorum; ‘’…. Ölü adam hiçbir zaman dirilmez En yorulmuş nehir bile dinlenmez Denize ulaşmadan salimen. ‘’
Edebiyat & Roman
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
·
92 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.