Kitapta; dişil gösteriş yani gösteriş ile moda arasındaki ilişki ve gösterişin modern toplumsal tarih açısından ifade ettiği anlam ele alınmıştır.
Kitapta gösteriş arzusunun sınıf ve cinsiyet normlarına ya da geleneksel dişilik beklentilerine hapsedilmeye karşı cesur bir reddedişi temsil ettiği ileri sürülmektedir.
GÖSTERİŞ BOYUN EĞMEDEN ÇOK BİR MEYDAN OKUMA, DİŞİLİĞE AYKIRI GÖRÜLEBİLCEK BİR CÜRETKÂRLIK OLARAK DEĞERLENDİRİLMİŞTİR.
Kitabın geniş bir odağı var; farklı dişiliklerin temsili ve yapılandırılmasına, gıpta unsurlarının ve arzuların biçimlendirilmesine, toplumsal koşullar ile moda ve maddi kültür arasındaki ilişkilere dair çeşitli araştırma kanallarını bir araya getirme amacı güdülmüştür.
«Kadınsı sofistike bir cazibe türü anlamındaki gösteriş» teriminin dişiliğin, tüketiciliğin, popüler kültürün, moda ve şöhretin değişim gösteren kurgularıyla iç içe geçmiş bir tarihi vardır.
Gösteriş kelimesi 19. yüzyılda ilk kez «büyücülük» ya da «sihirli cazibe»ye benzer bir anlamda kullanılmıştır.
20. yüzyılda ise Hollywood’un klasik dönemi olan 1930’lar ve 1950’lerin Amerikan sineması ile ilişkilendirilmiştir.
Bu terim kadınlar kadar erkekler, eşyalar, mekanlar, yaşam stilleri için de kullanılabilir.
Neyin gösterişli olup neyin olmadığı konusundaki karar da güzellik konusunda olduğu gibi özneldir.
Gösterişin nelerden meydana geldiği konusundaki görüşler zaman içinde değişime uğrasa da gösteriş hemen her zaman sanatsallık, performans, genelde sofistike çoğunlukla cinsel bir çekicilik içerdiği düşünülmüştür.
Kadınların Tüketicilik Tarihi
Kadınlar tüketicilik tarihi içinde belirsiz konumlar işgal etmiştir. Erken dönem Kooperatif hareketinin tutumlu, toplumsal bilinç sahibi eli sepetli kadın temsili, savaş dönemi kanaatkârlığın, iki yakayı bir araya getiren ve eşya onaran ev kadını temsilleri, 1945’ten sonra radikal bir değişime uğramıştır. «Küçük kadının büyük ekonomi anlamına geldiği» iş adamlarının kafasına dank etmiştir. Reklamcılar sıradan kadınların bir tüketici olarak önemini kavramışlardır. Kadınların yaşam standardı yükseldikçe tüketim alışkanlıkları genişlemiş ve değişmiştir.
Fakat 20. yüzyıl başlarında yapılan hane harcaması anketleri işçi sınıfı kadınlarının neredeyse kendilerine hiç harcama yapmadıklarını, evin ekmek getireni sayılan erkeğin ve çocuğun ihtiyaçlarına öncelik verdikleri ortaya koymuştur.
20. yüzyıl sonuna gelindiğinde kadınların moda ve güzellik ürünlerine yaptığı harcamalar muazzam derecede artmış, «kendinden feragat imgesi» tersine dönmüş, yaşlanma karşıtı kremler ile aldatılan, ayakkabı takıntılı alışveriş kolik yeni temsiller oluşturulmuş ve bunların da yerleri sağlamlaştırılmıştır.
…..Yoksul hanelerde kadınlar çoğunlukla, kendileri için harcama yapmazken erkeklerin çeşitli sosyal aktivitelere katılmak için belli bir pay ayırdığı görülmektedir. Funda ŞENOL CANTEK’in Ankara’nın Mamak, Keçiören ve Balgat bölgelerinde yürüttüğü çalışmada görüşme yapılan ev kadınları giyim, kuşam, seyahat, kültürel-sosyal faaliyet gibi ihtiyaçlarını hanenin harcama kalıpları içinde listenin en sonuna yerleştirebildiklerini veya bu harcamaların listede bile yer almadığını ifade etmiştir.
Gösterişli Kadın İmgesi Neyi İşaret Etmetedir? Sadece erkek bakışına tabi kadının objeleştirilişi mi? Kadınların kapitalist toplumda tüketici olarak baştan çıkarılmaları mı?
Berger’in tanımına göre «gösteriş», «gıpta»nın bir çeşididir. Gösteriş, bir değişim hayali, sıra dışı olana duyulan arzu olarak değerlendirilmiştir. Yaratılan gösteriş ideallerinin suçu, kadınsı özgüven eksikliğine, beden algı bozukluğuna, yeme bozukluklarına plastik cerrahiye ya da yaşlanmayla barışmayı reddetişe atılabilir mi? Yoksa gösteriş kadınlara kimi zaman ataerkiden hınç almanın bir yolunu mu sunmuştur? Eğer dişilik ağırbaşlı, latif ve iddiasız olanla ilişkilendirilen bir küçümseme formu ise gösteriş de daha iddialı, güçlü bir dişil kimlik formuna giden yolun önünü açabilmektedir Moda olan her zaman gösterişli olmayabilir, gösteriş de her zaman moda olmayabilir. Fakat her dönem modasında gösterişin kendisine has klişeleri bulunmaktadır. Örneğin bir döneme damgasını vurmuş simler, kürkler, vücuda oturan daracık elbiseler, parlak kırmızı dudaklar…
20. Yüzyılın ilk yarısında Hollywood sinemasından yansıyan gösteriş sıradan kadına; gündelik zorluklardan kaçış hayallerine dalma, cinsel güce, egzotik olana, var olmaya ve etki yaratmaya duyulan ilgiyi ifade etme olanağı sunmuştur.
1950’ler Britanyası’nda gösteriş anlayışı bu kavramın cheesecake fotoğrafçılıkla (posterlerde yayımlanan çekici kadın fotoğrafları) ilişkilendirilmesi ile birlikte anlam lekelenmesine uğramıştır. 1950’lerde kadın dergileri gösteriş konusunda temkinli olmuş zarafet ve nezaket vurgusu yapılmıştır.
Toplumsal skalanın daha altlarında ise ideal dişiliğin temsili; mütevazilik, şıklık ve ev yaşamındaki saygınlıkla ilişkilendirilmiştir. Gösteriş toplumsal konumu sağlam olanlar tarafından hayasızlık ve gıpta olarak görülmüştür.
Gösteriş 1950’lerden 1970’lere kadar demode olmuştur.
Kadın özgürlük hareketinin 1960’lardaki (ikinci dalga feminizm) yükselişiyle gösteriş; kadın bedenlerinin cinsel objeleştirilmesiyle, dünya güzellik yarışmalarıyla, et pazarı kavramlarıyla ilişkilendirilen çirkin bir sözcüğe dönüşmüştür.
Modanın idealleri uzun, uçuşan çiçekli elbiseler giydirilmiş kızlarla birlikte doğal görünümün cazibesi vurgulanmaya başlanmıştır. Kozmetik reklamları da kadınları otlaklarda ve çayırlarda resmetmiştir. Kürk ve parfümler ise demode olmuştur.
Gösteriş 1980’lerde geri dönüş hareketi içinde olmuştur. Gösteriş nu dönemde birbirinden farklı unsurlardan beslenmiştir. Sahne ve ekran gelenekleri, Amerikan pembe dizileri, yeni gelen refah, halkın şöhret takıntısı, delişmen (delice), müdanasız tüketicilik.
Artık gösteriş hiç olmadığı kadar yaygındır ve aşırılıklara koşmaktadır. Versace’nin tasarımları, Madonna ya da Elton John’un performansları, gösterişli, çılgın ve histerik bir aşamaya gelmiştir.
Kitap bir ölçüde yazarın maddi ve görsel kültüre, giysiler, kozmetik, popüler modalar ve ucuz takılara duyulan merakından doğmuştur. Bitpazarları, eski eşya dükkânları, ikinci el satışları yazara zengin bir sosyal tarih kaynağı sunmuştur.
Eski kürkler, ayakkabı kutusu dolusu klips küpeler, dizi dizi sahte inciler, içi boş parfüm şişeleri kadınların geçmişe ait hayallerine dair çok şey söylemektedir ve çağrışımlarla yüklüdür.
Kadın toplumsal tarihinin büyük bir bölümü giysilerin, kozmetik ürünlerin ve maddi kültürün içine gömülüdür.
PEKİ ARTIK «GÖSTERİŞ» KELİMESİ KESKİNLİĞİNİ VE ANLAMINI KAYIP MI ETTİ? GÖSTERİŞ DEMOKRATİKLEŞTİRİLDİ Mİ? GÖSTERİŞ ARTIK YENİ BİR ÖZGÜVEN VE KENDİNDEN EMİNLİĞİ Mİ YANSITIYOR? YOKSA KADINLAR ONUN DİKTE ETTİKLERİ İLE HAPSEDİLİYOR VE ZAYIF MI DÜŞÜYOR? KÜRESEL EKONOMİK SIKINTILAR KEMER SIKMAYA, VİNTAGE VE SÜRDÜRÜLEBİLİR MODAYA OLAN İLGİYİ Mİ KÖRÜKLEYECEK YOKSA AKIL DAĞITICI VE AVUTUCU BİR UNSUR OLARAK GÖSTERİŞ ARZUSUNU MU ARTIRACAK?