Domuz Toprak
John Berger
Sanayi devrimi ile başlayan köyden kente göçün anlatıldığı roman - inceleme tarzında üçlemenin ilki.
Köyden kente göç sadece daha iyi bir ekonomiden ibaret değildir. Daha konforlu bir yaşam umudu vardır.
Fransa’nın dağ köylerinde yaşayan insanları anlatır kitap. Kitabın sonunda ise köy yaşamı, kente göç, ekonomik döngü üzerine bir de deneme çalışması vardır.
Kitap aslında komşuların ayır ayrı hikayeleridir. Bir bölümde bir komşuyu anlatırken, diğerinde diğer komşuyu anlatır. Köylüler, doğayla mücadelede daha sert bir yaşam sürdürdüklerinden daha sert daha duygusuz yönleri de zaman zaman ortaya çıkmaktadır. Hayvanlar ekonomik bir değerdir. Daha az getirisi olan süt bir ineği kasaplık bir et haline dönüşüvermektedir.
Yazar hayvanları da duygusal olarak bir canlı olarak gördüğü için zaman zaman köylülerin hayvanlara yaptığı davranışlara okuyucunun yüreği kaldırmaz.
Hep biriktirme dertlerindedirler köylüler. Daha çok biriktirip şehirde daha iyi bir yaşam kurma hayalindedirler. Kitapta anlatılan Fransız köyünden çıkıp bir Macar köyüne de varsanız aynıdır. Ardahan’ın bir köyüne de gitseniz aynıdır.
Şehre özlem bir anlamda konfora özlemdir köylü için. Avrupa ülkelerine göre köyden kente göç ülkemizde 70-80 yıl geriden gelse de durum aynıdır. Köy yaşamı ancak şehrin kaosuna alışamayan köyde doğup büyümüş yaşlı insanlara kalmıştır, terk edilmişlik ve yalnızlık duygusuyla.
Sosyal yaşamın kaybolup gittiği köylerde şimdilerde, kar-zarar denklemi penceresinden bakan yatırımcıların, devasa tarım makinelerinin tekerlek izleri görülmekte, yada içinde köylülerin amele gibi çalıştığı koca koca inek çiftlikleri veya tavuk çiftlikleri.
Yazar çoğu okuyucun geçmişine bir ayna tutuyor aslında.