Merhaba kitap severler, nasılsınız? Bugün sizlere Fatih Kot 'a ait olup @ikinciadamyayinlarindan çıkan ve @vegaabooks moderatörlüğünde okuduğumuz, okurken düşüncelerin içinde boğulma tehlikesi geçirebileceğiniz bir kitap ile geldim.
Aranızda bir sorun olmadığını düşündüğünüz bir dönemde kocanız/eşiniz intihar etse ne düşünürdünüz? Nasıl hissedersiniz? Ya eski bir hocanız size kocanızın/eşinizin günlüğünü size verse onu okumaya cesaret edebilir miydiniz? Tüm bunlarla nasıl başa çıkardıniz? Kitap boyunca Sevi'nin düşüncelerine eşlik ederek bunlarla nasıl başa çıktığını okuyoruz.
Kitaba Sevi'nin eşi Teoman'ın intihar ederek vefat ettiğini öğrenerek başlıyoruz. Bu acı kayıptan sonra Sevi, annesinin yanına taşınarak bir şekilde yaşama ayak uydurmaya çalışıyor. Kocasının acısı bir yana birisini intihar yüzünden kaybetmek bence çok daha zor bir durum, nedeni nasılı insana büyük bir vicdan muhasebesi yaptırıyor. Sevi de bu karmaşa ile boğuşurken bir ses duyuyor. İç ses de diyebiliriz başka birisi de. Kitaba adını veren sesimiz Sevgili Bella.. Nedense kitap boyunca Bella bana yaşayan birisiymis hissi verdi. Bir de neden Sebi'ye abla dediğini anlayamadım acaba bir yeri mı kaçırdım diye düşünüyorum.
Teoman'a gelecek olursam kendisine üzülmekle birlikte günlüğünü okurken sinir olduğumu söyleyebilirim. Zor bir çocukluk, yıpratıcı bir ergenlik dönemi geçirmiş belki de işler en başından beri onun için yanlış ilerlemiş olabilir. Ceyhun Hoca, Zehra ve Teoman'ın sohbetlerine dahil olabilmek isterdim. Aralarındaki ilişki bence nadir bulunabilecek türdendi. Teoman fazla düşünen bir adam. Bu düşüncelerini Sevi'ye miras bıraktığını düşünüyorum. Teoman'a en çok üzüldüğüm nokta duyduğu intihar vakalarında üzülüp nedenini sorgularken kendi sonunun da intihar sonucu olmasıydı. Onun haricinde Sevi konusunda Teoman'a çok kızgınım, günlüğü okurken benim içim böylesine acıdıysa Sevi'yi düşünemiyorum.
Başlarda kitabı okurken anlamakta zorlansam da içine girdikçe su gibi akıp giden bir eserdi. Kitap bittiğinde Sevi karakterini çok fazla benimsediği farkettim. Onu anlamayan veya üzen kişilere o kızmazken ben kızıyor, üzülüyordum. Monolog tarzında psikolojik yönü ağır basan hayattan bir hikaye okumak isterseniz hiç durmadan başlayın diyebileceğim bir eser oldu benim için.
Kitabın içerisinde günlük hayattan kareler, bolca Sevgili Bella ile Sevi'nin sohbetleri, üniversite yıllarından kalan tiyatro sahneleri ve son olarak Teoman'ın günlüğü bulunmakta, okurken bir çok yerin altını çizmekten kendimi alamadım.