“sözde ‘tam aranan’ kişilerin ya çok erken, ya da çok geç gelmesi aşkın değişmez yasasıdır. (s.137)
Sanırım baskısı yokmuş o yüzden canınızı çektirmek gibi olmasın ama bu İskenderiye Dörtlüsü çok acayip. Hem büyülü hem büyüleyici.
Justine’i dalgalı denize benzetmiştim. Balthazar da suyu buzzz gibi denizdi. Çok oyalandım kıyısında. Yok dedim herhalde giremeyeceğim ama geri de dönemiyorum. Uzun süre dikildikten sonra yine bıraktım sulara kendimi. Aldı götürdü.
Yine aşk, arzu, ilişkiler ve İskenderiye. Öyle bir okuma hazzı veriyor ki içine neyden ne kadar koymuş çok da önemli gelmiyor :)
Güzel olduğu kadar da zor bir kitap. Justine’in devamı değil, aslında yaşananları başka bir gözden göstermiş Durrell. Tıpkı gerçek hayat gibi. İnsanların bize göstermediği arka bahçeleri olur bazen. Gerçek’ten ne kadar bahşederlerse bize o kadarını biliriz.
Anlatıcı Darley ve okur ben, gerçeğin başka boyutlarıyla karşılaştık bu kitapta. Belki üçüncü kitapta bambaşka boyutlarıyla daha karşılaşacağız.
“Doğru yücedir ve er geç meydana çıkacaktır
Meydana çıkması hiç kimseyi ilgilendirmediği
zaman”(s. 161)