Puan vermedi·214 syf.····Okunma: 13 Aralık 2017 00:00 Mösyöler, Madamlar ve Matmazeller(diyerek başlamak istedim De Sade’nin de etkisiyle),
Genelde kitap hakkındaki düşüncelerimi yazmadan önce yazılan yorumları okurum: Aşkın Suçları hakkında yazılan her yorum kitaptansa yazara-Marquis De Sade’ye karşı olan ön yargılar hakkındaydı. Diğer okurların aksine Sade’ye hiçbir zaman o gözle bakmadım. Onun benliği de o şekildeydi ve o benliğiyle güzel eserler kaleme almıştı. Okumak istiyor fakat Nietzsche veya Freud okurken olduğum gibi olmak istemiyordum. Daha fazla yorum yapabilmek, anlamak olmalıydı okuma amacım. Bu sebeple ilk kitabı 3 öyküsünün, kitapları hakkında bilgilerin ve öz geçmişinin bulunduğu bu kitabı seçtim. İyi ki seçmişim, güzel bir başlangıç oldu.
İlk hikayeye başladığımda veya ikinciki üçüncü ve sonuncu olmak üzere beni nerede şaşırtacağını nerede duraksatıp “dünya bu kadar küçük mü” dedirteceğini bilmiyordum. Hikayelerin sonu tumblr’da paylaşılan başımdan geçen olaylar gibiydi, yaşanmış olduğuna inanmanız için kendinizi ikna etmeniz gerekiyordu. Ya da son dönem türk dizileri gibi..(sakın aklınızda kötü bir yer edinmesin kitap, karakterlerin birbirleriyle bir yumak halinde olması, konular ,asla ele alınışı değil, bakımından benzetme yapıyorum)
Gözüme batan rahatsız eden olgu, ilk hikayedeydi. SPOİ Saint-Ange umutsuzca aşık olduğu, sürekli yanında bitip rahatsız ettiği ve bu davranışlarına/duygularına karşılık alamadığı Florville’ye saldırdı ve Florville kendini korumak adına yaptığı hareket onun kendi kucağında ölmesine sebep oldu. Olayı daha sonradan Courval’e anlatırken Saint-Ange’ye acıması, onun için şu cümleleri söylemesi: Yolunu şaşırmış bir umutsuzluk içinde, sen tek suçu beni çok sevmek olan genç, böyle bir ceza mı görecektin? beni çılgına çevirdi SPOİ.
Ön yargılarınızla sizi baş başa bırakmadan önce son bir alıntı ekleyeceğim: Ölmek mi yoksa bu durumu sürdürmek mi daha iyiydi?..Ama umut oldukça kişi ölümü düşünür mü hiç?(114)