Gönderi

Gümüş Yürek Spoilerlı İnceleme ve Eleştiri
5/10
·416 syf.··
2024 1. kitabı
Gümüş Yürek 1 D. N. Archeron İnceleme spoiler içermektedir, kitabı okumamış kişiler lütfen okumadan önce buna dikkat etsinler. Genel olarak pek Wattpad kitapları okumayan birisiyim ama D. N. Archeron 'un videolarını gördükten sonra kendisinin kitabına da bir şans vermek istedim. Kendisi koyu bir fantastik ve klasik okuru ve yazacağı kitabın belli bir seviyenin üstünde olacağını tahmin ediyordum. Bu yüzden Gümüş Yürek satın aldığım ilk Wattpad kitabı oldu ve pişman değilim. Kitabın iyi yönleri de eksiklikleri de vardı, karışık bir şekilde kendi düşüncelerimi aktarmak isterim. Damla Archeron' un video oyunları oynadığını videolarından biliyorum o yüzden bahsedeceğim benzetmeyi anlayacaktır, bana göre Gümüş Yürek, bir oyunun uzun tutorial' ı gibiydi. Geniş ve detaylı yazılmış bir evrene ait çok ufak bir parçayı çok az npc karakterler ile oynadığımız giriş bölümü. Ve kitabın sonlarına doğru bana "artık şu tutorial bitse de oyundaki asıl açık alanda gezerek ana hikayeye odaklansak, farklı şeyler görsek" düşüncesini çok yaşattı. Ara ara bu "tutorial" sıksa veya temposu düşse de kitabı genel itibariyle beğendim. Eksik yanları kesinlikle vardı ve genç bir yazarın ilk kitabı olduğu anlaşılıyordu. Lakin kitapta eksiklikler olsa da evrenin detayları ve bunları öğrenmek çok hoştu. İlk önce iyi yönlerinden bahsedecek olursam, kitabın evreni ve bunu bizlere sunum şekli olurdu. Açıkcası bu kadar detaylı bir evren beklemiyordum ama kitap başından sonuna kadar evrene ait detayları katman katman üzerine ekleyerek genişletmeye devam etti. Normalde evrene ait detayların bir anda ansiklopedik bir bilgi gibi sunulmasından hoşlanmam. Bu kitapta ise direkt bizi bilgiye boğmaktansa konu konuyu açtıkça bilgilerin sunulması hoşuma gitti. Özellikle fey evreni ve oldukları dünyanın yaşayan bir canlı gibi içerisindeki varlıklara tepki vermesi çok güzeldi. Örnek verecek olursam, insan dünyasından gelen feyler için yaşadıkları dünya onlara uygun değildi ve bu yüzden geldikleri dünya feylere sanki vücuda giren tanımlanamayan bir bakteri gibi davranmıştı. Onları incelemiş, büyülerini sömürmüş ve daha sonra ortaya bu bakterilere antikor gibi ürettiği veyahut evrim geçirttiği yeni alt fey türleri ortaya çıkartmıştı. Bu tarz bir dünya tasarımı ve detayları çok hoşuma gitti. Kitaptaki karakterlerin toksik ergenler olmaması ve hatta diyalogların yalın ve ergence bir ağız kullanmamaları da çok hoşuma gitti. Malesef bunlara başka kitaplarda denk gelinebiliyor. Örneğin Yaralasar' ın konusu her ne kadar güzel olsa da karakterlerin konuşmaları sanki 14 yaşındaki çocukların sınıf içi diyalogları gibiydi. Bu da kitaptabın ağırlığını götürüyordu. Lakin Gümüş Yürek' deki diyaloglar böyle değildi. Eleştiri kısımlarına gelecek olursam bu kısım biraz uzun. Sanırım bir yandan bazı şeyleri övüp bazı şeyleri eleştireceğim. Bence genel olarak kitapta bir kaç sorun vardı. Bunlardan birisi kesinlikle kitabın ana karakterin ağzından yazılmasıydı. Yani 1. tekil şahıs bakış açısı. Bu malesef olaylara tek bi karakter üzerinden bakıp, durmadan onun duygularını okumamızı sağladı. Ve açıkcası bana göre Eira duyguları ilgi çekici bir karakter değil. Onun yerine kitabı 3. tekil şahıs ağzıyla okusaydık, kitap kesinlikle çok daha hafiflerdi. Bu bakış açısı karakterlerin duygu ve durumlarını gereksiz düşüncelere girmeden okuyucuya çok daha temiz aktarıyor. İkinci bir eksiklik ise, karakterin iç düşünceleri çok fazlaydı. Ki bu bazen diyalogların arasında bile oluyordu ve diyaloğun akışını bozuyordu. Birbirlerini tekrar eden betimlemeler, iç çatışmalar ve cümleler çoktu, bu yüzden bazı yerleri hızlıca okuyup geçiyordum. Ana karakterimiz Eira sıkıcı bir kızdı bence. Biraz fazla dramatik birisiydi. Olayları kafasında çok ağdalı cümlelerde fazla düşünüyordu. Her şeyi çok yorumluyordu. Olaylar ve kendi eylemleri karşısında kendi iç düşünceleri fazla dramatik. İyilik ve kötülüğe takmış bir karakter. Oturup düşününce kitapta en keyif aldığım kısımlar, ana karakterimizin bir düşünceye sahip olmadığı evren hakkında bilgi edindiğimiz kısımlar. Ama bu konuda da kitap bi tuhaftı. Kitapta edineceğimiz 2 türlü bilgi vardı. Bunlardan birisi karakterlerin geçmişi, diğeri de evrenin yapısı ve fey tarihi. Yukarıda bahsettiğim gibi kitapta fey tarihi ve evren yapısı o kadar doğal bir yapıda sunulmuştu ki, okurken çok keyif alıyordum. Ufak diyaloglar ve konusu açıldıkça söylenen yeni bilgiler şeklindeydi. Bir yerde de günlük bilgisi ile edinmiştik. Her bir yeni bilgide "evren ne kadar detaylı kurgulanmış, daha fazla şey öğrenmek istiyorum" şeklinde düşünmüştüm. Lakin bunda da bazı gerekli detaylar atlanmıştı. Kitabın büyük bir bölümünde sadece feylerin ve yerli deniz canlılarından bahsedilirken sonlara doğru bir anda cadıların da olduğu bilgisini edinmiştik. Evrenin yönetim biçimi, politikalar, şehirlerin yönetimleri gibi detaylar önemli olsa da kitapta ya hiç bahsedilmiyordu yada sonlarda bir iki cümlede geçiliyordu. Hatta feylerin başka evrene geçişlerinde rol oynayan kahraman feylerden ve kayıplardan bahsediliyordu ama o zamandaki feylerin hangi yönetim biçimiyle ve kimlerin altında yönetildikleri bahsedilmiyordu. O zamanda da kraliyet var mıydı veya cadılar var mıydı yoksa bunlar farklı bir evrene geçildikten sonra mı ortaya çıktı hala bilinmiyor. Keşke bunlar da kitap içerisinde aktarılsaydı. Karakterin iç düşüncelerini bu kadar okuyacağımıza bu bilgileri öğrenseydik. Gelelim karakterlerin geçmişlerine. Karakterlerin geçmişi bana göre iyi aktarılmadı... Malesef bundan memnun kalamadım. Her bir karakterin geçmişte yaşadığı bir travması var. Ama bunlar o kadar rastgele ve olaylardan bağımsız bir anda aktarılıyor ki, kitabı okurken "şu an bunu niye bi anda anlattı bu karakter" dedim. Örneğin Zaina kendi travmatik geçmişini bizim ana karakterle tanıştığı günün ertesi hemen şak diye anlatıverdi. Başta dedim ki Zaina herhalde böyle çok içi dışı bir birisi ve duygusal. Ama ilerleyen kısımlarda görüyoruz ki Zaina aslında grubun en soğukkanlısı ve kritik kararlar vereni. Böyle bi karakter geldiği gibi hiç tanımadığı bi kıza geçmişini döküverdi. Marlo ve Nos' a gelecek olursam. Onların geçmişini anlatma anı da bana biraz saçma geldi. Geçmişleri değil, anlatma zamanlamaları. Marlo kütüphaneden bir defter çalıyor ve bizim kız Marlo ' nun "ilk hırsızlığı bu değil mi" diye şüphelenirken Marlo hemen patır patır travmatik geçmişini anlatıyor. Bunu da geçtim, yazarın Nos ve Marlo ile nasıl bir karakter yazmak istediğini ben anlamadım. Marlo eski bir hırsız, Nos ise işkenceci bir asker. Yanlışıkla birisini öldürüyor Nos. Ve yazar bu olayları o kadar dramatize etti o kadar dramatize etti ki benim kafam karıştı. Yani bu karakterler bu kadar duygusal ise neden bunlara suç işlemeyi kaldıramayacakları bir geçmiş yazdın? Veya suç işleyebilecek, adam öldürebilecek kişiler ise neden bu kadar duygusal tepkiler yazdın? Yazarda karakterleri hep bi aklama çalışması vardı. Marlo hırsızdım çalıyordum derken bile 2 sayfa acındırdı kendisini. Yok çok açtık, yok çok pişmandım, çok üzgündüm. Veya konu Nos' un cinayetine gelince de böyleydi. Nos bir pişman, bir acılar çekiyor, bir derbeder... Ama zamanında kaç kişiye işkence etmiş. Amaa şşşş... onların hepsini babası istedi diye yapmış kendisi kesinlikle istememiş. Acıların çocuğu Nos. Yani karakterleri bana acındırdıkça acındırdı. Hayır bu karakterler suç işlediyse ve ceza çekeceklerse çeksinler. Ama ceza da yazmamış yazar, sadece gözümüzde acındırmış. Olay şu ki, evren toz pembe de değil. Veylinton adında suçluların yaşadığı berbat bir şehirden bahsetti. Korsanlardan ve onların da iyi olmadığından, tehlikelerinden bahsetti. Bataklık Bölgesi cadıları ve onların en ufak bir yardım karşılığı büyük bedeller istemesinden bahsetti. Tüm bunlar varken inatla ana karakterleri "kötülük yaptılar ama aslında çok iyiler, kalpleri temiz, çok pişmanlar" şeklinde yazmasından rahatsız oldum. Marlo hırsız geçmişini anlatırken pişmanlıktan ağlayarak ve ayakta zor durarak anlatmasaydı bile ben Marlo' yu sever ve empati yapardım, hakkında kötü düşünmezdim. Yani anlamıyorum karakterlerin eylemleri ve eylemlerinin sonucu verdikleri tepkileri çok dengesiz. Mesela Nos' un geçmişini biz daha çarpıcı ve bizi ahlaki ikilemde bırakacak bir anda öğrenebilirdik. Ama Nos' un geçmişini kitabın yarısında öğrenip kalan yarısında "acıların çocuğu" hallerinde takılmasını izledik. Siz bu aşırı naiflik ile nasıl işkenceci oldunuz ya? Öyle naif karakterler ki, işkence ettikleri genci iple değil zincirle bağladıkları için bile üzülüyordu Nos. Gidip bad boy karakter yaz demiyorum. Ama bu kadar duygusal edgy bir karakteri de çok az yerde denk geldim. Eira' nın geçmişini aktarması da biraz ani ve saçma bir andı mesela. Marlo' nun doğrucu olduğunu öğrendiğinde doğru mu söylüyor diye test etmek için gitti kendi travmasını söyledi. ÇOK ANİ VE NE ALAKA ŞU ANKİ KONUYLA. Ve sonra ağlamaya başladı. Bunun gibi bir iki yerde daha pat diye kız geçmişini açıyor ve tüm ekip duygusallaşıp birbirlerine sarılıyorlardı. Minik minnoş sevgi yumakları, siz nasıl işkence ekibi olabildiniz böyle ya. Yani dediğim gibi karakterler fazla duygusal ve dramatikler. Bunların arasında en soğukkanlı olanları Zaina, gel gör ki o da karakterine tam tersi bir şekilde tanımadığı bir insan kıza ilk günden tüm geçmişini anlatıyor. Veyahut saçını boyaması karşılığında cadının biriyle anlaşma yapıyor. Kızım sen şifacısın, ot mot biliyor olman lazım. Saçına kömür sürsen saçın zaten simsiyah olacak. Neden gidip bunun için cadının tekiyle anlaşıyorsun, ekibin en mantıklısı sendin hani? Bir de bu yüzden ekipten mi ayrılınır? Karakterine en ters davranışı bunlar olmalı. Yine de dörtlü arasındaki favorim Zaina oldu kesinlikle. Bu kadar "dramatik ve abartılı iç düşünceler, cümleler var" diyerek eleştirdim. Bunlara örnek vereyim en azından. - Sayfa 101' den bir alıntı: "Kışın beyaz olması onun karanlık yönlerini saklamak için midir? İnsanları, neye yürüdüklerini bilmeden cezbetsin diye bir tuzak mıdır sadece güzel olması? Ya da daha açık olmak gerekirse kışın kendine özgü o beyaz göz alıcılığı, fare kapanına koyulan peynirden farksız mıdır? Kara bata çıka, yüksek sesle, tüm vahşi avcılara nereden gelip nereye gittiğini belli ederek yürümek... Yavaşça bastıran uykunun sıradan ve yorgunluğun sonucu bir uyku mu yoksa uykunun öz kardeşi, ölümün ta kendisi mi olduğunu bilememek... Bir gün uyumak için gözlerimi yumduğumda aslında donarak ölüyor olursam bunu anlar mıyım? Ölüler, öldüklerini bilirler mi?" Yani... kızım sen hayatta kalmaya odaklansana neden bu kadar çok felsefik düşünüyorsun kafanda? Bu düşüncelerin bu kadar çok olmasındansa şehir betimlemeleri, fey yaşantısı hakkında bilgiler olsaydı keşke. Oysa şehirlerin anlatımı bina yapısı, rengi, kar ve soğuğundan bahsetmekten ibaretti. -Sayfa 346, Marlo bir çocuğu kurtaramamış ve ölüp dirilmişti. Eira' nın tüm bunlar yaşandıktan sonra aklından geçen cümle: "Marlo yemyeşil bir ormandı önceleri. Ve şimdi o orman, son dalına kadar kül olmuştu." Bir de ilk karşılaştığımızda bembeyaz ormandaydık şimdi ise simsiyah bir odada falan diyor. Kızım metaforik anlatımın sırası mı? Çocuk acı çekiyor sen renklere odaklanmışsın. - Sayfa 340 ve 350. ssayfalar: “Ağlıyor musun? Sorun değil, Eira, dilediğince ağla. Rüzgâr gözyaşlarını siler ve seni nasıl kırılgan gördüğünü kimseye söylemez.” (…) “Ağla, Zaina. Hem bak, rüzgâr esiyor. Bana göre fazla dramatik cümleler bunlar. Bunu gerçek hayatta bir arkadaşım bana söyleseydi ağlamam kesilir "Ne diyorsun ya" diyip gülmeye başlardım. Ve cümle cümle eklemeyeceğim ama Gölge Sarayı' ndaki Nos' u eleştiren Selas Finian ile konuşması ve Nos' u savunması çok zayıftı. Zekice cümleler veya ikna edici cümleler yoktu. Ve kesinlikle Selas Finian haklıydı, Nos yerinde başkası olsaydı çoktan kellesi gitmişti. Bunlar dışında fark edilen bir şey var ki kitap ilerledikçe iyileşiyor. Gerçekten kitabın başı ile sonu arasında anlatım olarak da tempo olarak da farklılık var. Ve galiba bunun sebebi kitabın bir Wattpad kitabı olması. Yani belli aralıklarda yeni bölümler yayınlanan bir platformda kitabın tamamlanması belki 1 seneden uzun sürmüştür (bilmiyorum ne kadar sürede wattpad' de tamamlandığını). Bu yüzden yazar da zaman ilerledikçe kendisini geliştirdiği için kitabın sonları daha iyiydi. Gelelim çok farklı bir konuya ve eleştirime. Bence gerçekten karakterlerin duygu aktarımında ya da ana karakterde bir sıkıntı var. Çünkü kitabın sonundaki iki kısa hikayeyi kitabın çoğundan daha çok sevdim. Bu bence yazarın evreni güzel tasarladığını ve evrendeki ufak hikayelerin de keyifli olduğunu gösteriyor. Ama kısa bir hikayenin başrolü olan Morana' yı ve hikayede kısacık bir rolü olan Prens Eyron' u kitaptaki tüm karakterlerden daha ilgi çekici ve okuması keyifli bulduysam ana karakterlerde cidden bir sıkıntı olabilir. En azından yazar Morana' yı aklama çalışmalarına girmeden gri bir karakter olarak yazabilmişti hikayede. Morana' nın hikayesini okurken kitabın tümünden daha fazla heyecanlandım. Ana karakter Morana olsa veya kitap bir anda çoklu anlatıma geçip Morana' yı da anlatıcılardan birisi yapsa hiç şikayet etmem. Bana eksik gelen ama çok detaya girmeden hızlıca değineceğim bir kaç şey daha var. Nos, Marlo ve Zaina' nın Eira' ya yardım etmelerindeki motivasyonun çok zayıf olması, onun için ölecek duruma gelmeleri ve sorun etmemeleri, Eira' nın gerçek anlamda savaş eğitimi olmayan bir köylü olmasına rağmen askerin öldüremediği Datura' yı sadece elindeki ufak bir yara ile öldürmesi, karakterlerin bu kadar kısa sürede birbirlerine güvenip en özel sırlarını patır patır dökmesi, karakter azlığı, "kar, soğuk" gibi betimlemeler dışında diyar, şehir betimlemelerinin yetersiz olması, koca ülkede başka doğrucu yokmuş gibi Nos' u sorgulayamadan bir komutanın oğluna idam kararı vermeleri, ana karakter Eira' nın ilgi çekici bir ana karakter olmaması, bazı şeylerin sırf olagelsin veya başka kitaplarda da var diye olması (Datura saldırısı, askerlerin bulması, Gölge Sarayı balosu vs.) gibi konular bana eksik gelen başka yönleriydi. Sonuç olarak, kitabı okurken yer yer sıkılsam veya bazı cümlelerden baysam da genel itibariyle okumak bana keyif verdi. İkinci kitabı okur muyum, evet okurum bana gidişatı merak ettirdi. Kısacası genç bir yazarın ilk kitap deneyimi olarak iyi denebilecek lakin kendi kategorisindeki başka kitaplar ile kıyaslandığında zayıf kalacak bir kitaptı. Bu yüzden 10 üzerinden 5 vererek "ortalama" bir kitap olarak değerlendirirdim. Yazarın kitap yazmaya ve kendisini daha çok geliştirmesini destekliyorum. Çevreme de kitaba bir şans vermelerini tavsiye ederdim
Edebiyat
Gümüş Yürek 1D. N. Archeron · Guardian Yayınları · 20241,666 okunma
·
3.744 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
sondaki iki hikaye tüm kitaptan daha güzeldi bence
Mentor
Gönderi Sahibi
Kesinlikle katılıyorum. İlki hüzünlendirdi ve sonunda merak ettirdi acaba kıza ne oldu, acaba hala hayatta mı diye. İkinci hikaye de çok güzel bir karakter gelişimi hikayesiydi ve Eira' nın gelişimi gibi yapmacık da hissettirmedi. Ayrıca çok da heyecanlıydı. Eira' yı falan boşverip ikinci hikayenin ana karakterini okuyabilir miyiz acaba? 😄 Bataklıkta yaşayıp ailesi katledilen ve saraya taşınan (muhtemelen bir çok entrika da yaşamıştır sarayda) intikam peşindeki bir cadıyı okumak sıradan, aşırı duygusal, pek zeki/kurnaz olmayan ve zayıf motivasyonlu bir köylü kızını okumaktan daha keyifli olabilir.
Yemin ediyorum insanlar bunları o kadar görmemiş ki kitabı sevmedim diye ben kendimi kötü hissettim
Mentor
Gönderi Sahibi
Kötü hissetme ya, gelişmesi veya düzeltilmesi gereken noktaları var kitabın cidden. Ama umut vadeden bir yazar bence. Ne wattpad kitapları var, bu okuduklarım arasında en iyisi diyebilirim. Kendisini geliştirirse çok daha iyi kitaplar ortaya koyacağına eminim.