·432 syf.····Okunma: 19 Kasım 2024 19:31 “𝙊, 𝙮𝙪̈𝙠𝙨𝙚𝙠𝙩𝙚𝙣 𝙠𝙤𝙧𝙠𝙪𝙮𝙤𝙧 𝙖𝙢𝙖 𝙗𝙖𝙨̧ 𝙙𝙤̈𝙣𝙙𝙪̈𝙧𝙪̈𝙘𝙪̈ 𝙤𝙡𝙢𝙖𝙮ı 𝙨𝙚𝙫𝙞𝙮𝙤𝙧.”
Merhabalarr. Fikirlerimi daha iyi anlatmak için sırayla gideceğim. Neyi merak ediyorsanız o başlığı okuya bilirsiniz.
İlk önce, konusu: Arkadaşlar konusunu anlatmayacağım, çünkü vallahi ben bile anlamadım konusu. Sadece konusu hakkında düşüncelerimi söyleyeceğim. Bana göre konusu çok saçmaydı. Şimdi bütün sırlar kitabın sonunda açılıyor dimi, ama inanın hiçbir şey anlamadım. Çok saçma nedenden dolayı o kadar şey yaşandı. Spoi olmasın diye anlatmıyorum. Yani sonunu böyle beklenmedim, olayların daha açıklayıcı olmasını beklemiştim. Ama öyle olmadı. Kitabı boşa okumuşum gibi hissettim.
Yazım dili: Normal bir yazım dili vardı. Zaten Kabal'ın yazım dili hep akıcı ve güzel. Burada sorun yok amaa, bazı betimlemeler çok boşuna ve saçmaydı. Kitabın sonlarına doğru olan bazı sayfaların hep yarısı boş betimlemeler ile kaplıydı. Gerçekten sayfa sayfa kısa kısa yazmak yerine tek bir sayfaya yazıla bilirdi. Kağıt israfı... Sanki kitabı uzatmak için yazar böyle yapmış. Okursanız sizde anlarsınız.
Karakterlere gelicek olursak;
Buse ve ya Nazlı: En gıcık olduğum karakterlerin başına eklendi diye bilirim. Kitabı sevdim ama bu ana karakter beni kitapdan soyuttu. Davranışları olsun, haraketleri olsun çok saçmaydı. Kitaplarda karakterlerin hep belirledikleri bir maksad veya istedikleri birşey olurdu. Ama bu karakterde öyle bişey yokk. Yok yani anladınızmı. Dümdüz boşuna yaşıyor ve sürekli insanlara sorun çıkartıyor. Özgüvenli olduğunu sanıyor ama sadece egolu. Zeki ve okul birincisi olduğunu sanıyor ama üstün olmağa takmış biri. Hiç kimsenin onu sevmediğini sanıp onlara kötü davranıyor ama onların onu sevdiğini görmüyor. Hep insanlar tarafından görünmediği için ağıt yakıyor ama sorunun onda olduğunu hiçbir zaman düşünmüyor. Misal; kimsenin onunla sevgili olmak istemediği için üzülyordu ama bir yıldır Ezel'in onun arkasınca koşduğunu bile bilmiyordu. Ecem'in onu defalarca karşısına çıkarmasına rağmen hiç takmadı yani. Arkadaşlarınıda sürekli aşağılaması cabası. Bilmiyorum arkadaşalar siz bunlara katılmaya bilirsiniz ama gerçekler bunlar. Yazar ne kadarda kötü davranışlarını sonda yaşadığı şeye yorsada, hiçbir insan böyle davranmaz. Ya kız Ezel'e zülum yaptı be. Hiçbir şeyden memnun değil. Adam seviyor işte seni ne istiyorsun. Hep terk ediyor 1 ay sonra dönüyo. Ezel ona "seni seviyorum" diyor oda aslında sevdiğini sanıyorsun diyor. Kusura bakma da abi sen malmısın. Ne demek sanıyor Ezel'in kendi aklı yokmu geri zekâlı. Ayy çıldırdım resmen hshshshshshsh.
Sonra Ecem: Aşkım benim ya. En sevdiğim karakter kendisi. Nazlı'nın suçlarını üstelenmekten başka bir şey yapmıyor. Oysaki Nazlı hep onu kötülüyor ve onu umursamıyordu. Buna rağmen hep onun yanında durdu. Açıkcası başlarda kötü karakter sanmıştım ama öyle değilmiş ballı kekim.
Ezel: Valla bu çoçuğun pervassız haraketleri de beni biraz sinir etti. Ama neyseki bu Nazlı kadar değil. Bunu sevdim yani. Yazık çekmediği kalmadı. Kız yüzüne bakmamasına rağmen sevmiş ama salakça haraketler ediyordu. Nazlı'yı sevmesine rağmen çoğu kızı koluna takıp geziyordu. Böyle haraketlerini sevmesemde haklı yani. Bilemiyorum. Ezel konusunda arafta kaldım ama sevdiğim erkek karakterler sırasına eklendi. 27267626ci kocam JSHSHSHAHGHSH (ironi)
Sonraa geldikk kızıl aşkıma Uğur: Ahh ah... Kitapda en sevdiğim birinci karakter. Uğur gerçekten mutsuz olmayı hak etmiyordu. Gerçekten keşke Nazlı gibi birini sevmeseydi. Nazlı onun gibi birini hak etmiyordu çünkü. Uğur çok daha iyilerine layıktı bencee. Çocuğumu çok üzdüler.
Sizde fark ettinizmi bilmiyorum ama Kabal Uğur gibi ikinci erkek karakter yazıp üzmeye bayılıyor gibi. Bu gerçekten çok saçma bir şey. Birnin Kabal'a bunu söylemesi gerekiyor. Saklambaç, Sobe kitaplarında da Ansel'in terk ettiği ve hiç arkasına bile bakmadan dedektif ile mutlu olduğunu göre bilirsiniz. İsmini unuttum:D
Neyse Erdi ve Gizem'e gelirsek onlar hakkında pek bir firkim yok. Normal yan karakterlerdi. Pek bir rollari yoktu.
Birde kitapda 2ci kitaba atıf olmasını çok sevdiğm. 2ci kitabı çok merak ediyorum çünkü burda ana karakter çok güçlü olucak gibi. Ben güçlü karakter severim Nazlı gibi güçsüz değil :)) İkinci kitapda Adımı sen koy, Nazlı ile bir kızın hastanede konuştuğu bir dialogda geçiyor. İkinci kitabın ismini bilmeseydim muhtemelen bunuda anlamayacaktım.
Son olarak... Kitabı genel olarak sevdim. Ancak ana karakterin davranışları yüzünden kitapdan soyudum.
Okumak isterseniz bunu göz önünde bulundurarak okuyun. Bu kitabı tavsiye edermiyim, muhtemelen hayır. Çünkü düz bir gençlik kurgusuydu.