2020 yılında yayımlanan "Randevu", yazar Katharina Volckmer'in ilk romanı olma özelliğini taşıyor. Yazarımız, Almanya'da doğmuş. Ancak Almanya'nın zalim geçmişinden, siyasi politikalardan ve aile köklerinden kurtulmak isteyen Volckmer, genç yaşında Londra'ya taşınıyor ve hayatını İngiltere'de devam ediyor. İngilizce yazmaya başladı. Romanı bir yıl sonra ana dili Almancaya çevrildiğinde, Almanlar tarafından tepkiyle karşılandı ve eleştiriler susmak bilmedi. En çok eleştirilen konu, geçmiş oldu. Tüm bu duruma ek olarak, bu kitabın Alman gençlerinin geçmişiyle kurduğu ve araştırdığı melankolik ilişkiye ışık tuttuğu da söylenmektedir. Bence yazarın bu romanında yaptığı, cesur bir kadın olarak anavatanının geçmişiyle hesaplaşması... Cesur oluyor, içini döküyor ve çoğu okura ağır gelmesine rağmen bence haklı ifadeler kullanıyor. Romanda Katharina Volckmer'in ana kahraman olarak Doktor Seligman'ın karşısına oturttuğu kişi, bence yazarın ta kendisi! Volckmer bu kitapta yarattığı ana kahramanında, kendisinden yola çıkmış. Kendi cesur düşüncelerini ve duygularını kurguladığı karakterine yüklemiş. Volckmer, romanda yalın bir dil kullanırken oldukça iddialı ve sürükleyici bir anlatım kullanıyor. Yazarın üslubu çoğu okura rahatsız edici gelse de ben çok beğendim.
Kitabın anlatıcısı, özel bir konuda Doktor Seligman'ın hasta koltuğuna oturuyor. Aklınıza hemen psikiyatrist gelecek; ancak büyük yanılıyorsunuz. Çünkü koltukta oturan kadın, onun cinsiyet değiştirme operasyonunu yapan doktorla konuşuyor, ona içini açıyor. Kartlarını tamamen açık ve cesurca oynuyor. Milletinin geçmişinde yer alan Hitler'e, diktatörün yapmış olduğu soykırıma ve Yahudilere karşı cüretkar eleştirilerde bulunuyor. Bunun yanında Hitler'le ilgili çok uç fantezilerini anlatıyor. Doktor Seligman'a tüm hayatını ve kişiliğinin karanlıkta kalmış yanlarını anlatıyor. Dinsel olarak ahlak ve toplumsal ahlak asla umrunda değil, tüm bu ahlak anlayışını kırıp geçiyor. Bedeni, kadın vücudu içinde nasıl hissettiği hakkında görüşlerini paylaşıyor. Kimliği ve cinselliği ön planda tutuyor, bunlara karşı yapılan toplumsal baskıları bazen kızarak bazen gülerek eleştiriyor. Bir akrabasının ölümüyle ortaya çıkan miras hakkında konuşurken, geçmişinden asla kaçamayacağını ve toplumsal çürüme mevzularını ortaya çıkarıyor.
NOT: Bu kitabı hala okumayanlara ufak bir tavsiyem bulunmakta... Katharina Volckmer'in gerek hayatı gerek romanı hakkında verdiği pek çok röportaj ve demeç mevcut... Bunları okur ve yazarımızın buradaki görüşlerinin farkına varabilirseniz, "Randevu" sizin için daha keyifli geçecektir!