Puan vermedi·192 syf.··
2023 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2023 00:00
Günlük yaşamın tek düzeliğine karşı çıkmak, toplumsal kuralları mantığa uyduramamak ve her şeye karşı durup, yaşamı sorgulamak suretiyle karşılaşılan güçlükler romanda işlenmiştir. Yeni Roman akımı, romanlarda kişilerden ziyade kurguya ve yazıya önem verir. Klasik romandaki statüsü, toplumsal konumu önemli olan kişilerin yerini Yeni Roman akımında sıradan ve herhangi biri olabilecek kişilere bırakmıştır.125 O kadar ki bu kişilerin meslekleri, oturdukları evler yanında isimleri de önemini kaybetmiştir. Aylak Adam romanında bu anlayışa uygun olarak klasik roman anlayışındaki üstün kişiliklerin, aristokrat Yaşamların anlatılması kuralına eleştiri vardır. Okuduğu bir romandaki her şeyi üstün gösterme, ayıp sayılacak kısımları atlama gibi durumları C. ile eleştirmektedir. Aylak Adam, toplum kurallarına karşı çıkar. Tekdüze işler yaparak para kazanmayı ve bu parayla bir aileyi geçindirme çabasında olan insanları iki yüzlü bular. Hayatını bir tek gerçek sevgiyi aramakla geçiren ve bu gerçek sevginin kendisini hayata bağlayacak olan gerçeklik olduğunu düşünen, savunan ve ilişkilerine de bu yönüyle önem veren bir adamdır. Aylaktır. Parası vardır ve bu yüzden çalışmak zorunda değildir. Çalışmak gibi bir zorunluluğu olsa da bunu reddedecek mizaçtadır. Üniversiteye ancak dört ay dayanabilmiştir. Modern hayata karşı çıkan ve ilerlemenin bu modern hızla değil de,kaplumbağa hızında olması gerektiğini düşünen tiplere Batı edebiyatında flâneur adı verilmiştir. Bu tipler aylaklığı çalışmaya tercih ederler ve aylaklıkla geçirilen zamanların çalışmayla geçirilen zamanlardan daha verimli olduğuna ve bu yüzden de bir sanatçının en çok işiyle ilgisiz göründüğü dönemlerde aslında işiyle ilgilendiğine inanırlar. Yeni Roman akımının bir etkisi olarak görülebilcek bir özellik olarak Aylak Adam romanının merkezî kişisinin adı yalnızca C. Harfi ile belirtilmiştir. Romandaki diğer kişilerin, özellikle C.’nin sıradan bulduğu ve onlar gibi olmak istemeyeceği kişilerin ise adları verilmiştir. Yalnızca kendisinin ve kendisine uygun bir eş olarak belirtilen ve bir türlü C. İle karşılaşmasına müsaade edilmeyen B.’nin isimleri açık olarak yazılmamış ve bir tek harf ile ifade edilmiştir. Aylak Adam, hayatını aramaya adamıştır. Umutsuzluğunu giderebilmek için hayata tutunabilmek için gerçek sevgiyi aramaktadır. Gerçek sevgi ise iki oda bir mutfağa sığan ve başkalarını özleyerek yaşanan hayatlarda değildir.Yusuf Atılgan bu romanında C.’nin psikolojik çözümlemesini yapmaya gayret etmiştir. Bunun için de çocukluğunda babası ile yaşadığı anıları geriye dönüşlerle anlatmıştır. Ayrıca C.’nin gördüğü rüyalar, kulağını sık sık kaşıması ve teyzesi Zehra’yı hatırlatan cümleleriAyrıcsık hatırlaması bu çözümlemenin ip uçlarıdır. Babasının teyzesine söylediği “Zehra! Şu bacakların yok mu?” cümlesi romanda sık sık tekrarlanan bir ana örgedir. Yapıtta, “Bütün değerlerini yitirmiş, dayanacak bir şey” arayan, tedirgin, mirasyedi bir aydının yaşamı anlatılır. Kurtuluşu gerçek sevgide gören C., bilinçaltının da etkisiyle aradığı kadını bir türlü bulamaz, kurduğu ilişkiler ayrılmayla sonuçlanır. Yusuf Atılgan, Aylak Adam’da hem teknik hem de muhteva olarak bir dizi yenilik yapar. Kullandığı anlatım tekniği bir yana, çizdiği modern ve kentli aylak tipi ile, bilinçli bir aylağın neler yaptığını anlatır okura. C., Tanzimat romanlarında çizilen mirasyedi ve yanlış Batılılaşmış züppe tiplere benzemez. Evet, belki ona aylaklık yapmasını sağlayan bir ekonomik gelir vardır ancak bu durum C.’yi bir mirasyedi yapmaz. Tam tersine C., çevresine son derece duyarlı, etrafını dikkatle izleyen, insanları gözlemleyen bir aylaktır. O kadar ki C., kendi aylaklığının farkına varıp “bir aylağım” diyerek bu bilinç durumunu bir adım öteye götürür. Yusuf Atılgan’ın edebiyatımıza sunduğu bu yeni tip, aynı zamanda modern kentin bir fotoğrafını da gösterir bizlere. Okunan, sadece C.’nin değil, yeni dünyanın ve yeni dünyada varoluş çabası gösteren insanın da bir anlatısıdır. Böylece Yusuf Atılgan, Aylak Adam ile eski anlatıyı yıkmış ve yerine yepyeni bir “kahramanlık” hikâyesi oturtmuştur. Genel olarak romana baktığımızda klasik romana bir tepki ve eleştiri olarak yazıldığı, farklı anlatım tekniklerinin kullanıldığı ve C. adlı roman kişisinin iç dünyasına ışık tutulmak istendiği görülmektedir. Bir roman kişisinin iç dünyasına ışık tutmak demek; anlatıcının aradan çekilerek roman kişisi ile okuru baş başa bırakması demektir. Bu da sahneleme tekniklerinin kullanılmasını gerektirir. Aylak Adam romanı, aydın ve geçim sıkıntısı geçmeyen birinin romana konu olmasının yanı sıra bu kişilerin de- modern insanların- dertleri ve sıkıntılarını dile getirmektedir. Bu açıdan roman “tutunamamak” konusunun izlenimlerini vermesiyle de postmodern romana kapı aralamaktadır. Bu romanda tutunamamak konusunun farklı işlendiği gözlemlenir. C ne kadar aylak bir adam olsa bile henüz tam bir tutunamayan değildir. Bir arayış içerisindedir hâlâ.
Aylak AdamYusuf Atılgan · Can Yayınları · 201971,1bin okunma
·
367 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.