Bakan'a göre erkekler, gebeliğin kadın ile erkek arasındaki ilişki sonucu olduğu "bilimsel keşfi"ni yaptıktan sonra (o zamana kadar, yeni yaşam yaratmanın yalnızca tanrılara özgü olduğu düşünülü-yordu), "yaratma kudreti" (creation) ile "soyu üretme yetisi" (pro-creation) arasında ayrım yapmayı öğrendiler. "Bu büyük keşfin onlara sağlar gözüktüğü hakları meşrulaştırmak" arzusu içinde, anasoylu kalıtımın yerine babasoylu kalıtımı geçirdiler ve babalık otoritesini (ve mülkiyeti) güvence altına almak için de kadınların evlilik öncesinde bakireliğini, evlilik içinde ise mutlak sadakatini şart koştular.
Bakan'ın determinist ve yer yer tarihdışı olan bu yorumu, Engels'in Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni'nde öne sürdüğü teze çok benzemektedir; ancak, bu tür problemlerine karşın, Bakan'ın işaret ettiği nokta önemlidir: "Çok önemli bir metaforik araç erkeğin cinsel sıvısının 'tohum' biçiminde kavramlaştırılmasıdır... çünkü bu tarz düşünce, soyu üretme yetisini bütünüyle erkeğe atfeder. "