İlayda Avcı

İlayda Avcı
@Ilaydaavcii
Beden bir kültür aracıdır: ne yediğimiz, nasıl giyindiğimiz, bedenlerimize “bakmakla" ilgili ritüellerin tümü, esas olarak kültür tarafından belirlenir. Beden, çok güçlü bir sembolik form; bir kültürün merkezi kurallarının, hiyerarşilerinin ve hatta metafizik bağlılıklarının “yazılı" olduğu bir yüzeydir. Ancak beden yalnızca bir kültür “metni" olmakla kalmaz, aynı zamanda, Pierre Bourdieu ve Michel Foucault'nun belirtikleri gibi, toplumsal denetimin pratik odağıdır.
Sayfa 145·Kitabı okudu
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Beni Kadın Yaratmayan Tanrı'ya Şükürler Olsun
Bedenin, özellikle de kadın bedeninin aşağılanması, yalnızca insanın dişisinin insanlığını tam olarak algılamasını ve yaşamasını önlemekle kalmamakta, bütün insanlığı onulmaz bir biçimde beden ve ruh olarak parçalanmaya ve yabancılaşmaya mahkûm etmektedir. Kaderin (!) bu cilvesini ileride daha ayrıntılı olarak ele alacağız. Burada, bu anlayışla yetişen Yahudi erkeklerinin her gün, "beni kadın yaratmayan Tanrı'ya şükürler olsun" diye dua ettiklerini belirtmekle yetinelim. Cinsiyet ayrımıyla kutuplaşmış ve bir cinsin diğeri karşısında böylesine eşitsiz bir konumda olduğu bir dünyada, "kadın yaratılmadığı için" şükredenlerin, "selamet"e bilmiyoruz ama, mutluluğa kavuşmaları mümkün olabilir mi?
Sayfa 109·Kitabı okudu
Alıntı
Bakan'a göre erkekler, gebeliğin kadın ile erkek arasındaki ilişki sonucu olduğu "bilimsel keşfi"ni yaptıktan sonra (o zamana kadar, yeni yaşam yaratmanın yalnızca tanrılara özgü olduğu düşünülü-yordu), "yaratma kudreti" (creation) ile "soyu üretme yetisi" (pro-creation) arasında ayrım yapmayı öğrendiler. "Bu büyük keşfin onlara sağlar gözüktüğü hakları meşrulaştırmak" arzusu içinde, anasoylu kalıtımın yerine babasoylu kalıtımı geçirdiler ve babalık otoritesini (ve mülkiyeti) güvence altına almak için de kadınların evlilik öncesinde bakireliğini, evlilik içinde ise mutlak sadakatini şart koştular. Bakan'ın determinist ve yer yer tarihdışı olan bu yorumu, Engels'in Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni'nde öne sürdüğü teze çok benzemektedir; ancak, bu tür problemlerine karşın, Bakan'ın işaret ettiği nokta önemlidir: "Çok önemli bir metaforik araç erkeğin cinsel sıvısının 'tohum' biçiminde kavramlaştırılmasıdır... çünkü bu tarz düşünce, soyu üretme yetisini bütünüyle erkeğe atfeder. "
Sayfa 65·Kitabı okudu
Alıntı
İşe başka kimse karışmasaydı,basit bir tercih olurdu. Fakat zaten hep olan da bu değil midir? Hep işe başkaları da karışır.
Sayfa 300·Kitabı okudu
"Ve ben senin yerinde olsam, ondan kurtulduğum için mutlu olurdum. Çünkü sana kendini kendin hakkında bu kadar kötü hissettiren bir kişi zehirlidir, anlarsın ya?" "Bana kendimi kötü hissettirmiyor," dedim üstelik kelimeler dilimin ucuna geldiği anda bile tam olarak yaptığının bu olduğunu bile bile. Ya da benim ona izin verdiğim şekilde. Söylemesi zordu. "İhtiyacın olan," dedi Kristy. "Hak ettiğin, sana olduğun gibi tapan bir erkek. Seni bir proje değil, bir ödül olarak gören biri. Anlarsın ya?" "Ben bir ödül değilim," dedim başımı sallayarak. "Evet," dedi Kristy ve sesi o kadar kendinden emindi ki beni tedirgin etti. Sanki benim hakkımda o kadar az şey bilirken bu kadar emin olabilirmiş gibi. "Öylesin. Bunu göremiyor olman ne kadar üzücü."
Sayfa 155·Kitabı okudu