yürümek spor değildir… kitap böyle başlıyor. yürüme meselesine nietzsche okumaya başladığımdan beri bilinçli bir şekilde dikkat ettim. kendimi ve yaratılışı anlamak için sıkça uzun soluklu yürüyüşler yaptım bu kitabı da yine bir yürüyüşümde keşfettim, kitapta ünlü filozof ve sanatçıların ortak özelliği olan yürüyüşlerden bahsediyor, yürüşlerin yaratıcılık ve akıl berraklığına katkısı oldukça fazla nitekim kitapta da bunlara değinilmiş. fark oluşturan insanların ortak özelliği düşünme eylemini doğru yere çevirebilmeleri olduğunu düşündüm:) sabahlara kadar düşünsek bize yararı olmayacak meseleler hakkında düşünmek yerine her gün kendimizin bir iyi versiyonunu oluşturacak o düşünceler bize daha iyi gelecek. insanların dedikleri, arkamızdan veyahut yüzümüze yapılan eleştiriler bazen yıkıcıdır bazen gereksiz ve faydasız. işte burada özümüze dönmek ve ego yapıp incinmiş hissetmemek büyük özgürlük. yürümek sinir sistemini de düzenliyormuş. bu konu hakkında bir gün bugünden daha büyük olup araştırmalar yapacağım ve elbet kilometrelerce yol katedeceğim… yürüsende kaçsanda bu yol sana çıkacak. benden bana sözüm.
bazen düşer, bazen ağlar
yine kalkar gülümseriz.
cem adrian ve hande mehan’ dan bu güzel şarkı eşliğinde bitirdim bu kitabı… hayat bir yolculuktu yolda olmayı seçtim ve yolumdaki bir durağa var gücümle gayret ediyorum. nefesim tükeniyor duruyorum ve zıplıyorum. yukarılarda bir yerlerde rahmandan gelen güç ile bu yollar sana çıkar diyorum hayallerim için kalem tutacak ellerim için ve bu güzel aklım için hamdolsun. yol o istediğim yere varınca başıma gelenleri unutmamak için bu da benim notum.