Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 21 Kasım 2024 21:09 Andromeda, diğer adı ile Sindrella Kompleksi’ni daha önce hiç duymuş muydunuz? Muhtemelen duymuşsunuzdur fakat hiç duymamış olsanız da çoğunuza tanıdık gelebilecek bir kavramdır.
Masaldan yola çıkarak Sinderella Sendromu, kadınların yaşadıkları olumsuzluklara rağmen bir gün bir erkek tarafından kurtarılmayı bekleyen ve psikolojik bağımlı özellikte olduğunu gösteren bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sindirella sendromu kişinin kişisel gelişimini ve yeteneklerini baskılayan bir durumdur. Özellikle orta doğu gibi ataerkil toplumların hakim olduğu ülkelerde kadınların yetiştirilme tarzı sebebiyle kadınlar erkeklere güvenmek zorunda olduğunu zannederek büyümektedir.
Kadınların farkında olmadan genelde erkek olan baskın bir figür tarafından korunma ihtiyacını tanımlamaktadır. Bu kavramdan 1981 yılında Amerikalı yazar Colette Dowling tarafından yazılan “Sindrella Kompleksi: Çağdaş Kadının Bağımsızlık Korkusu” isimli kitapta ilk defa detaylıca bahsedilmiştir.
Türk Edebiyatı’nda bu konuda çok sayıda örnek bulunmaktadır. Halit Ziya Uşaklıgil tarafından yazılan Nemide ve Sefile adlı romanda da bu kompleks ile ilgili unsurlar oldukça fazladır.
Bilinçli ya da bilinçsiz olarak etkisinde kaldığımız Andromeda Kompleksi gerçekliğine rağmen “beyaz atlı prense ihtiyacım yok ben dünya ile tek başıma da savaşabilirim” diyebileceğimiz günlerin yakın olması dileği ile…
Romanın başlangıcında, Mazlume, Beyazıt Camii’nde barınan bir dilenci kızdır. Ailesini
kaybettikten sonra ev sahibesi olan merhametli Rahime Hanım’a sığınan Mazlume, bu ihtiyar kadın da ölünce sokakta kalır. Beyazıt Camii’nde on beş gün geçirmiştir. Bu sırada onu bu vaziyette gören, orta yaşlı bir kadın olan Mihriban Hanım, görünüşte yardım etmek isteğiyle,
onu evine götürmek ister ve uzun ısrarlar neticesinde ikna eder. Mazlume, içinde bulunduğu zorlu şartlara rağmen bu teklife tereddütle yaklaşmıştır, sanki ileride olacakları hissetmiş gibidir. Fakat bütün bu hislerini göz ardı edip teklifi kabul eder. Çünkü çaresizdir. Eve geldiği ilk gece de rüyasında kendisini göklerden çamura düşerken görür. Bütün bu bilinçaltı
mesajlarının hakikî olduğu, eve geldikten on gün sonra anlaşılır. Mazlume, bir akşam İkbal Hanım’ın odasına giren bir adam görür ve bu evde fuhşun gerçekleştiğini anlar. Böylece İkbal’e ve Mihriban Hanım’a karşı nefreti başlar. Bu sırada Mihriban Hanım ve İkbal Hanım’ın geçmişleri uzunca anlatılır. Mihriban Hanım, zengin bir adam ile gönül eğlendirirken onun nikâhına geçer, kızları İkbal doğar ve Mihriban, kocası öldükten sonra mirasına konar. İkbal, babasının ölümünden sonra çapkın bir hayat
yaşamaya başlayan annesinin fuhuş yaptığını görünce anneliğin kutsallığına inancı yıkılır ve annesinden nefret etmeye başlar. Parasını umarsızca savuran Mihriban, kızını hiç tanımadığı bir adamla evlendirir. Bir süre sonra İkbal de kocasını sevmediği ve annesinden nefret ettiği için bir tepki olarak fuhşa başlar. Bu sırada Mihriban bütün parasını kaybetmiştir. İkbal, tanıştıktan sonra İhsan’ı da fuhşa sürükler ve bir süre sonra kendine âşık eder. Bunu fark eden Mazlume İhsan’a acırken İkbal’den nefret etmektedir. İkbal, fuhşun ve aşk acısının tahribiyle hastalanmıştır. İhsan; İkbal’e daha iyi bakabilmek için onu, Mihriban’ı, Mazlume’yi
kendi köşküne götürmüştür. İkbal bu köşkte ölür ve İhsan da Mazlume’yi bu köşkte fuhşa sürükler. Bunu takiben Mazlume’ye evlenme teklifi eder ve Mazlume de bunu kabul eder.
Mazlume ile İhsan başka bir köşke taşınırlar. Burada mutlu bir yaşam sürerken İhsan’a bir mektup gelir: annesi ölüm döşeğindedir ve onu çağırmaktadır. İhsan annesinin yanına gidip döndüğünde hayatları tamamen değişmiştir. İhsan vicdan azabından dolayı devamlı içmeye başlar ve Mazlume de İhsan yüzünden acı çekmektedir. Bu acı bir süre sonra nefrete dönüşür. Mazlume bu nefretin tesiriyle ve İhsan'ın Mazlume’ye attığı tokattan dolayı İhsan’dan intikam almak ister ve Mihriban ile dışarı çıkıp İhsan’ı aldatır. Kıskançlık, İhsan’ın sönen aşkını depreştirir ve bunun için de acı çekmeye başlar. Mazlume sonradan bu eylemi yüzünden pişmanlık duyar. Mazlume bu sırada hamile olduğunu öğrenir fakat İhsan çocuğun kendisinden olduğunu kabul etmez. Mazlume bunun üzerine Mihriban ile evi terk eder ve tamamen fuhşa karışır. Mihriban
ve fuhuşhanede bulunan hanım, Mazlume’nin çocuğunun düşmesini sağlar ve Mazlume bundan sonra hastalanır. Mazlume bütün bunlardan İhsan’ı sorumlu tutmaktadır. Mazlume’nin hasta halde yattığı yere bir gece İhsan müşteri olarak gelir. Mazlume onu tanır ve intikam duygusuyla üzerine atılarak boğazındaki damarları koparır. İhsan’ı öldürmesinin peşi sıra kendisi de İhsan’ın cesedinin üzerine yığılır ve ölür.