Fantastik bir kitap olmasa da gizemlerin, yanılsamaların deniz derya olduğu bir kitap. Ayrıca psikolojik bir roman. Yunan mitolojisinden Shakespeare'e birçok eser ve kişiye atıflar var. Özellikle Fırtına eseri bunların başında geliyor.
Yalanla gerçeğin birbirine karıştığı bir roman. Birini tanıdığını sandığı anda yanıldığı, dahası sırtından bıçaklandığı bir olay örgüsü. Ama yine de öyle bir akış ve olay zinciri var ki aynı döngü farklı bir şekilde sürekli tekrarlanıyor.
Kitabı okurken üçte birinde büyük olaylar beklememek gerek. Klasik bir eser. Yavaş bir akışta istikrarlı ilerliyor, sonra son bölüme gelince olanlara inanamayacak derece de etkiliyor.
Kitabın baskısında punto küçük diyenler için bende gayet normaldi. (7.basım2015)
Konudan bahsedecek olursak:
Savaştan kaçmış Oxford mezunu Nicholas Urfe, bir Yunan adasında İngilizce öğretmeni olarak görev yapmaya başlar. Oraya gelmeden önce kendisi bir konuda uyarılmıştır: "Bekleme odasından uzak dur". Urfe bunun anlamını öğrendiğinde artık çok geçtir ki zaten kendisi de uzak durmak istemez.
Urfe, diğer baş karakter olan Conchis'i sık sık ziyaret eder. Conchis gizemli, hep sanki bir filmdelermiş gibi davranan esrarengiz bir adamdır. Urfe'ye anlattıkları gerçek mi yalan mı anlamak mümkün olmaz. Ortada bir senaryo vardır ve oynanmaktadır. Senarist ve yapımcı ise Conchis'tir. Başrolde de Urfe.
Adada yaşadıklarını bir macera ve bir meydan okuma olarak gören Urfe bu oyuna ayak uydurur. Dönen dolapların farkındadır ama gerçeği öğrendiğini sandığı anda aslında yine bir dönme dolapta bulur kendini.
İş gittikçe can sıkıcı olmaya başlayınca Urfe'de savaşa hazırdır. Ama sonunda öğrenir ki tüm bunlar aslında bir deneydir, psikoloji deneyi...
Urfe deney sonunda tahlil edilir, neden böyle neden şöyle, kişiliği mercek altında incelenmiş ve ortaya serilmiştir. İşin daha ilginç tarafı Urfe bunları haklı bulur. Bu psikolojik gerilim yüklü deneyde yaşadıkları onun ruhunu ortaya sermiştir.
Urfe'nin kusurları bir yana Conchis'in kendini tanrı sanması ama yine de deney masasında Urfe'nin yatması da bir ironidir.