Adı:
Fırtına
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053324102
Orijinal adı:
The Tempest
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
1611 yılında yazıldığı tahmin edilen ve Shakespeare’in tek başına yazdığı son oyun olduğu düşünülen Fırtına, yazarın son dönemine ait dört romanstan (Pericles, Cymbeline, Kış Masalı, Fırtına) biridir. Bu mucizevi oyun, On İkinci Gece gibi ana olay örgüsünün bir parodisini sunan bir alt olay örgüsüne, Aşkın Emeği Boşuna gibi masque ve oyun-içinde-oyunlara, Bir Yaz Gecesi Rüyası gibi doğaüstü öğelere, ahengi temsil eden bir müziğe sahiptir. Bu son oyunla Shakespeare’in bütün eserleri Türkçede ilk kez Hasan Âli Yücel Klasikleri’nde tamamlanmış oluyor.
136 syf.
·Puan vermedi
Kahramanımız Prospero; kültürlü, iyi eğitimli, sanattan anlayan, yeniliklere ve yüksek fikirlere her zaman açık, kitaplarıyla var olan, kendini sürekli geliştirmeye adamış ve doğa üstü yetenekleri olan Milano Dükü. Kardeşinin ihaneti ve Napoli Kralı Alonso’nun da bu ihanete desteği ile birlikte tahtı elinden alınır ve 3 yaşındaki kızı Miranda ile beraber bir teknede denize bırakılarak, ölüme terk edilirler.

Gelelim günah keçimiz olan Caliban’a. Babası şeytan, annesi Sycorax adında bir cadıdır. Annesi Sycorax ölünce, yaşadığı bu ada oğlu Caliban’ a kalır. Adanın sahibi artık Caliban’dır.

Prospero bir şekilde hayatta kalır ve yolu kızıyla beraber, Caliban’ın yaşadığı bu adaya düşer. Adaya geldiğinde Caliban’ı bulur ve ona sahip çıkar! Caliban ona adada ne varsa hayatta kalmayı sağlamak için, hepsini gösterir. Prospero’da ona ilk zamanlar sevgisini verir, konuşmayı öğretir onu eğitmeye çalışır.

Bir zaman sonra adanın hükümdarı artık Prospero olur. Kızına tecavüz etmeye kalkıştığını söyleyerek Caliban’ı cezalandırır ve büyüleri sayesinde onu bir kayaya hapsederek esiri ve kölesi!!! Yapar.

“Caliban ve Prospero" derin anlamları olan iki müthiş karakter.

İntikam almak mı ? Affetmek mi? Kitabı okuyarak cevabınızı alabilirsiniz.

"THE TEMPEST "William Shakespeare’in yazdığı son solo eser diye bilinmektedir ve Prospero’yu kendi ile özdeşleştirdiği söylenir. Kesinlikle okunması gerekenlerden.
128 syf.
·1 günde·7/10 puan
(Yazım bir özet veya tavsiye değildir. Oyunu okuyanlar için daha uygundur ve kendi değerlendirmelerimdir. Spoiler içerir.)


Shakespeare’in yazdığı son oyun olan Fırtına, yazım şekli, kurgu biçimi, içinde bulundurduğu teknik ve hikaye içerisindeki özellikleri ile Shakespeare'in romantik türde bir oyun olarak nitelendirilebilir. Yıllar içerinde Shakespeare’in kullandığı tema ve tekniklerin değişimini özellikle Fırtına eserinde görürüz. Eser içerisinde kendisinin son eseri olduğunu denize gömülen kitaplardan anlayacağımız gibi ayrıca Shakespeare’in diğer oyunlarında olduğu gibi, o dönemin politik ilişkilerini içeren bir eserdir.

Oyun bir fırtına ile başlar ve karakterlerimiz kendilerini bir adada bulurlar. Adada yaşayan ve adayı kontrol etme gücü olan Prospero’nun intikamı için hazırlanmış bir plan olduğunu oyunun devamında anlarız. Fakat burada önemli olan bu intikamın aslında düşünülebilecek gibi şiddet ve kin dolu olmayışı hatta oyunun pozitif bir sonla bitmesidir. Oyunun bir trajedi türü tarzında olmaması ile birlikte romantik olması veya oyun içerisinde bolca doğaüstü element olmasıyla, aslında gerçeklikten uzak bir oyun olduğunu söylenebilir. Shakespeare'in daha erken dönem oyunları günümüzde hala mesajlar verebilirken, fırtına eserinde gerçeklik veya akılcılık daha geri plandadır. Öyle ki diyalogların çok bir önemi yoktur, daha ziyade oyunu okumaktan ziyade, oyun performansı için yazılmıştır denebilir. Hamlet’in olmak ya da olmamak gibi sorgulamaları veya Macbeth’in psikolojik sorgulamaları gibi güçlü nitelendirmeler yoktur. Karakter tavsifleri son dönem eserlerinde daha zayıf olmuştur. Bunun sebebi, Shakespeare’in teatral eserleri tercih etmesi olabilir. Ayrıca, karakterler arasında Miranda karakteri özellikle en zayıf karakterdir. Sahnede görünen tek kadın olmasıyla ve Prospero’un kontrolü altında ve hatta çoğunlukla baskısıyla yaşamaktadır. Babası ve Caliban dışında erkek görmemesi ve gördüğü ilk erkek olan Ferdinand’a aşık olması aslında ne kadar güçsüz olduğunu gösteren bazı özelliklerdir. Ayrıca aşkı onun için planlanmış ve gerçek denemeyecek bir aşktır. Diğer kadın karakterimiz ise Caliban’ın ölen cadı annesidir. Diğer bir kadının da cadı olması aslında dönemin seksist bir bakış açısıdır. Dönemin kralı olan I. James’in özellikle cadılık ve büyücülük alanında özel bir ilgisi olmasıyla da, Shakespeare’in bu büyülü ve cadıların bulunduğu bir eser yazması döneme bir gönderme olabilir. Çünkü Prospero bu büyüler ile ilgilenerek kendi ülkesi unutmuş bir düktür. Ayrıca Caliban karakter olarak önemli bir karakterdir. Annesinin cadı olmasıyla aslında kötülük barından bir karakterdir. Ancak annesi bir kadın olmasıyla cadı olduğu için ve kendisi bir erkek olduğu için annesi kadar eleştirilmediğinin de fikrindeyim ve bunun kritik olduğunu düşünmekteyim. Ayrıca Caliban’ın aslında koloni döneminde adasına gelen beyaz adamları resmettiği de akademik eleştiriler arasındadır. O dönem için koloni dönemi İngiltere'si diyemeyiz fakat, Caliban’ın adasına girilmesi, beyaz adamın işgaline benzer bir resimdir. Oyun sonunda Caliban hariç herkes için adalet sağlanmıştır.

Shakespeare'in yazım şeklini ve kullandığı temalar dışında farklı bir eserle çıkması bence önemli bir konudur. Daha çok fantastik yazım şekilleriyle ilgilenmiştir. Doğaüstü olaylar korku öğesi olmak dışında romantik unsurlar olur. Akılcılık ve gerçekçilikten çıkmış eserler görürüz. Son dönem eserinde ve özellikle Fırtına eserinde bağışlama ana temadır. Prospero’nun son cümlesi ‘Siz gelin hoşgörün, salıverin beni; Bağışlanmak isteyen bağışlamayı bilmeli’ dir. Böylelikle adadan ayrılır ve büyülü kitaplarına da denize gömer.

Buradan da anlayacağımız gibi Shakespeare büyülü eserlerini burada bitirir ve kariyerinin son oyununu yazmış ve herkesi bağışlamış, bağışlanmayı dileyip sihirli tiyatro dünyasından ayrılır.
136 syf.
·Beğendi·10/10 puan
William Shakespeare'in son oyunudur Fırtına.
Kitap, düklüğü elinden alınan Prospero ve güzeli kızı Miranda ile ıssız bir adada hayatını anlatır. Prospero abi tarafından ihanete uğrar. Prosper intikam almak icin yemin eder ve bu amaç için uğraşır.

Dünyanın acı gerçeklerini, insanların nankörlügünü, iki yüzlülügünü, aşkın güzelliğini anlatan güzel bir tiyatro eseri..

Kitaptaki karakterler, betimlemler o kadar iyi anlatılmış ki insanin gözünün önünde tiyatro sahnesi canlanıyor.

Çok kolay okunan bir tiyatro eseri, tavsiye ederim.
Çok severek okuduğum kıtalardan bir tanesiydi.
136 syf.
·1 günde·Puan vermedi
#doğuyukeşfet maratonumuzda Koleksiyoncu seçildiğinde adı geçmişti Fırtına'nın... Öncesinde mutlaka okunmalı diye... Sonraki sohbetlerde okunmasa da sıkıntı olmaz kararı çıktı... Ben yine de merak ettim. Hem de Shakespeare okumaya başlamak için güzel sebep oldu...
.
Yalnız kurgusu bana Monte Cristo Kontu'nun farklı bir versiyonu gibi geldi ... Monte Cristo'da kont adadan çıkıp intikam alıyor, Fırtına'da ise Prospero intikam alacağı kişileri ayağına getiriyor . Acaba Dumas'nın kurgu oluşturucusu ne düşünürdü bu konuda... Fırtına'da doğaüstü güçler varken artık onun yerini alan para ile yapıyor yapacağını Monte Cristo Kontu... Neyse kıyaslamayı geçeyim ben...
.
İlk Shakespeare okumam olduğu için pek bir şey diyemiyorum ama "Shakespeare bu değil" düşüncesi hakim oldu bana... Kitap sanırım diğerlerinin gerisinde kalmış...
.
Prospero, kızı Miranda dışında her şeyi elinden alınmış bir Milano dükü... Ve bunun intikamını almak için zamanını bekliyor... O kişiler bir fırtına sonucu kucağına düşüyor bir bir... Tabii bu sırada o kirli hırslar, iki yüzlülük, ihanet gözler önüne seriliyor... Ve bir de aşk ... O zaman Prospero marifetlerini sergilesin...
.
Bu arada Jaguar'ın "Prospero Kitaplığı" adını verdiği bir serisi var... Serinin kitaplarından "Bayan Caliban" ufak ufak "oku beni" diye göz kırpıyor
136 syf.
·4 günde·Puan vermedi
William Shakespeare'in vefatından önceki son eseri. Shakespeare çok severim ama daha önce okumamış yeni okuyacak arkadaşlara tavsiye etmem. Diğer kitaplarına öre daha vasat kalıyor.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10 puan
Bu kitap açısından garip hisler içerisindeyim, ne desem tam olarak hislerimin tam açıklaması olur emin olamıyorum. Ama açıkçası beni hayal kırıklığına uğrattı. İlk kez Venedik Taciri ni okuduktan sonra, Shakespeare' e aşık oldum desem yeridir. Anlatımı, olay örgüsü, kurgusu, karakterleri derken alıp götürmüştü beni farklı dünyalara. Bu kitap ki yazarın son kitaplarındanmış sanırım, daha bir ustalık eseri olduğunu düşünerek, daha da güzel olur diye başlamıştım. Ama ne yazık ki öyle olamadı. Bir tutukluk hissettirdi kendinde, akmadı. Anlattığı şeylerde tutarsızlık vardı. Karakterler kendine uymayan şeyler yaptı gibi, anlam veremedim açıkçası. Tamam hani affetmek en büyük erdem, ama sen intikam almak için bin türlü oyun oynamışşın affedişini de ona uygun yapabilirsin, böyle geçiştirmek ne derece mantıklıydı bilemiyorum. Belki sorun bendedir, ama hikaye bana geçmedi. Berbat olmasa da beklentimi karşılamadı, yazarın ille de okusam dediğim kitaplarının arasına gireceğini de düşünmüyorum. Belki ilerde tekrar okuyup bir şans daha vermeyi düşünebilirim, bir şeyleri kaçırmışım olabileceğim endişesiyle; ama şuan için kitaba negatif hisler beslemekteyim.. Okumanızı çok tavsiye edemesem de, keyifli okumalar dilerim...
Mayıs ayında okuyacağım kitaplar arasında Fowles’un Koleksiyoncu’su olduğu ve Koleksiyoncu kitabında Fırtına’ya birçok kez atıfta bulunulduğunu bildiğim için kitaba bir zemin olması açısından aldığım bu kitabı 16 sayfadan fazla okuyamadım. Annem dün Koleksiyoncu’ya başladı ve bugün bitirdi. Öncesinde o da Fırtına’yı okuyamadı. Fakat Koleksiyoncu’yu çok beğendi. Bu yüzden ben de illa Fırtına’yı okumak gerekmediğini düşünüyorum. Dilini sevmedik ve bir türlü okumaya devam etme isteği uyandırmadı. Shakespeare’i çok severim. Daha önce 5-6 eserini okudum ve ilk defa sevmediğim bir kitabına denk geldim. Biraz araştırınca yalnız olmadığımı gördüm. Ben bu kitabı okumasam, yahut sizler okumasanız Shakespeare ne kaybeder Shakespeare’liğinden? Sizlere iyi okumalar dilerim
136 syf.
·8/10 puan
“Shakespeare’nin fırtınası son derece ciddi, lirik ve grotesk bir oyundur. Oyun, gerçek dünyayı, biçimleri bozarak gösteren bir lunapark aynası gibidir”
Yazarın son eseri olarak bilinen bu eseri aslında son eseri değildir belki ama en özgün eserlerinden sayılabilir. Masalsı, hayalsi, doğa ,tarih, felsefe ve mitoloji ,ahlak, zenginlik yoksulluk, hırs, sevgi , aşk.. bütün hepsinden biraz biraz vardı kitapta. Kitaptaki doğaüstü ögeler bile öyle güzel okuyucunun gözünde canlandırabiliyor ki kitabın en sevdiğim yanı tüm perdeleri kafamın içinde izliyor gibi hissetmekti.
Mitolojiye ilgi duyan insanların kitabı ayrıca sevebileceğini düşünüyorum içinde bir sürü Yunan-Roma tanrılarından örnekler vardı. Hiç bilmediğim Tanrıları öğrendim. Herkese keyifli okumalar :)
136 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Yine bir William Shakespeare şaheseri. Bir oturuşta rahatlıkla bitirebileceğiniz bir kitap. Okurken çok keyif aldım. Ayrıca Prospero'ya da hayran oldum çünkü size küçücük olsa dahi kötülük yapmış insanları affetmek kolay değildir. Kendine ihanet eden kardeşini dahi affedebilecek kadar iyi ve erdemli bir insan bunu kitaptaki "Erdemli davranmak, kinci davranmaktan iyidir." cümlesinden de anlayabilirsiniz. Keyifle okuyabileceğinizi düşünüyorum.
256 syf.
Nurullah Ataç'in eleştiri yazısı sayesinde tanıştığım bir kitap. William Shakespeare'ın süslü cümlelerini, samimi anlatımını seviyorum. Kitaplarındaki akıcılık o kadar güzel ki bir solukta bitirebiliyoruz. Tatlı bir anlatımla güzel mesajlar da vermiş. Kurgudan çok anlatılmak istenenler ön planda. Öyle olunca Prospero'nun o kadar intikam hazırlığı yapıp sonunda hiçbir şey yapmayışı hatta çok basit bir biçimde affedişi göze batmıyor. Halbuki ilk başta büyücü cadı kim bilir intikamini nasıl alacak diyordum.
Oyunu çözümleyeler Caliban üzerinde durmuş daha çok. Caliban, Prospero'nun gittiği sihirli adanın yerlisiymis Prospero'ya adayı tanıtıp orda yaşamalarına yardım eden kişi. Sonradan Caliban Prospero'nun emri altına girmiş. Bu durumdan şikayet edip durmuş. En sonunda Prospero ona özgürlüğünü verince mutsuz olmuş hatta bunu istememiş. Emir altında olmaktan şikayet ettiği halde özgürlüğü istemiyor. Zaten kendisi eğitimsiz, ilkel bir toplumu temsil ediyor gibi. Caliban'a konuşmayı bile Prosperon'un kızı öğretmiş. Prospero bilgili bir karakter iken Caliban onun tam zıttı.
Oyununu çözümleyen Prof. Mina Urgan, "Gerçi Caliban'ın yarısı hayvandır ama (...), güzelliğe susamış, sevilmek isteyen hırpalandığı zaman başkaldıran, oyunun sonunda pişmanlık duyup bundan böyle akıllı uslu davranmaya karar veren bir insandır yarısı da. İşte bu yüzden Caliban ne denli ilkel ve kusurlu olursa olsun insanlıktan, uzak, doğaüstü bir varlık, bir peri olan Ariel'e duymadığımız yakınlığı, kaba topraktan yoğrulmuş bir yarı insan olan Caliban'a duyarız." diyor. Doğrusu Urgan'ın bu sözlerini duyunca hemen hak verdim. Ariel Prospero'nun emri altında bir peri. Ama biz gerçekçi insanlar peri olunca hemen aramıza mesafe koyuyoruz. Ama Caliban öyle mi eğitilmemiş olsa da bir insan.
Ben en çok Prospero'yu sevdim. Bir kadının güçlü olması oldum olası çok mutlu etmiştir. Bir de güçlü olmasına rağmen kalbini yok etmemiş olması en güzel detay.
116 syf.
·5/10 puan
Koleksiyoncu kitabından önce okunmalı kitapta Fırtına’ya çok fazla atıf var sözlerini duyduktan sonra okumaya karar verdim ama Shakespeare’nin diğer oyunlarından aldığım tadın alamadım. Oyunu “provadan izle”den de dinledim. Eksiğini hissettiğim şey kesinlikle çeviri kaynaklı. Ben Can Yücel çevirisini okudum bir hayli kısaltılmış, şairane dizeler yok olmuş ve anlatımda olayın özünden ayrılmış olduğunu fark ettim. Provadan İzle’de Alfa yayını kullanılmış. Alfa yayınları çevirisinde olayın özünü anlamak ve duygusunu yaşamak daha kolaydı.
Son olarak gözlemlediğim kadarıyla Koleksiyoncu’da çok fazla Fırtına’ya atıf var ancak birbirini bağlayıcı eser değil. Fırtına okunmadan da Koleksiyoncu okunabilir.
292 syf.
·Puan vermedi
Tiyatro metni okumayı pek sevmesem de biraz da olsa bu türdende okumam gerektiği düşüncesindeyim. O sebeple zaman zaman bir tane bile olsa okumaya çalışıyorum. Fırtına shakespeare in en kötü eseri olarak tanımlanıyormuş. Genel olarak çevremde bu türe hakim olan arkadaşlarım bu eseri diğerlerine göre nerdeyse hiç beğenmemişlerdi. Ama tabi yine ben burnumun dikine gittim ve okudum. Son oyunu olarak bilinmesine rağmen bana da biraz zayıf geldiğini itiraf etmeliyim. Ama belki bu tarz çok okumadığım için belki de aslında öyle söylenen kadar kötü olmadığından ben eseri beğendim.. Konusu ise iktidar ve güç uğruna kardeşin kardeşe ihaneti, kötünün iyinin mücadelesi, aşkı ve sonunda affetmeyi güzel sade bir şekilde anlatıyor. O
İkisi de birbirine tutuldu.
Ama iş fazla hızlı gidiyor;
Araya biraz engel koyalım.
Malum, kolay kazanılan ödülü
Hafife alır insanoğlu.
Böylelikle, hem dairelerin hem memurların
Anahtarını alınca eline, ülkedeki her insanın yüreğini,
Kendi hoşlandığı müziğe göre ayarladı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fırtına
Baskı tarihi:
Şubat 2019
Sayfa sayısı:
136
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053324102
Orijinal adı:
The Tempest
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
1611 yılında yazıldığı tahmin edilen ve Shakespeare’in tek başına yazdığı son oyun olduğu düşünülen Fırtına, yazarın son dönemine ait dört romanstan (Pericles, Cymbeline, Kış Masalı, Fırtına) biridir. Bu mucizevi oyun, On İkinci Gece gibi ana olay örgüsünün bir parodisini sunan bir alt olay örgüsüne, Aşkın Emeği Boşuna gibi masque ve oyun-içinde-oyunlara, Bir Yaz Gecesi Rüyası gibi doğaüstü öğelere, ahengi temsil eden bir müziğe sahiptir. Bu son oyunla Shakespeare’in bütün eserleri Türkçede ilk kez Hasan Âli Yücel Klasikleri’nde tamamlanmış oluyor.

Kitabı okuyanlar 2.708 okur

  • Alper Kalyoncu
  • Sema Dağcı
  • Can k
  • Oğuzhan Âsım Güneş
  • merve
  • Meric hilooğlu
  • t
  • Berna
  • Aslı
  • ruth

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%1.8
13-17 Yaş
%3.6
18-24 Yaş
%34.8
25-34 Yaş
%35.7
35-44 Yaş
%17
45-54 Yaş
%5.4
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%1.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%54.7
Erkek
%45.3

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.7 (124)
9
%16.9 (134)
8
%24 (190)
7
%14 (111)
6
%6.8 (54)
5
%1.5 (12)
4
%0.8 (6)
3
%0.8 (6)
2
%0.1 (1)
1
%0.3 (2)

Kitabın sıralamaları