Gönderi

9/10
·520 syf.··
Beğendi
·
2024 75. kitabı
Yazar, diğer kitaplarında da olduğu gibi bu kitapta da mağdur bir ailenin portresini resmetmiş. Annesi doğum esnasında öldüğü için hayata bir sıfır yenik başlıyor Fereiba. Doğduğu günden itibaren de kaderi kanla yazılıyor. Üvey annesinin yanında bir sığıntı gibi yaşıyor, Ve en kötüsü de, annesi onu doğururken öldüğü için lanetli olduğuna dair söylentilerle boğuşmak zorunda kalıyor. Taliban'ın hortlamasıyla, çocuklarını sağlıklı ve güvende tutması için ülkeyi terk etmek zorunda kalıyor. Binlerce mülteci gibi Avrupa'da sefaletle yüzleşmek zorunda kalacağını bilse de... Bilinmeyen bir dünyaya adım atmak büyük bir cesaret ama maalesef insanlar buna mecbur bırakılıyor. İlk Sovyetler Birliği ülkeyi işgal ediyor, sonrasında Sovyetler ordusu 1989 yılında Afgan topraklarından çekilince halk huzura kavuştuğunu düşünürken aksine ülkede işler daha çok karışıyor. Taliban devreye giriyor. Yasaklar insanların belini büküyor. Müzik yasak, televizyon yasak, kızların okuması yasak, çalışması yasak, tek başlarına sokağa çıkması yasak. Ve böylece bir zamanlar aydınlık ve neşeli olan evler karanlığa gömülüyor. Açlık ve yasakların pençesinde kıvrılan yüzlerce insan, canlarını kurtarmak için vatanlarını bırakıp bilmedikleri yollarda meçhul bir kadere doğru sürükleniyor. Farklı dillere, farklı kültürlere sahip olan yabancı göçmenler dünyanın her yerinde asağılanıyor. Ülkemizde de böyle, Amerika'da da böyle, İngiltere'de de. Dünya döndükçe de bu hiç değişmeyecek... İçselleştirilmiş mülteci nefreti ve sınıf ayrımcılığı nedeniyle Fereiba'ın oğlu Saleem'in bir kuru yaprak gibi oradan oraya savrulması içimizi acıtıyor. Irkçılığı kaldırıp insan diyeceğimiz günleri görecek miyiz acaba? diyor, kitabı kesinlikle okuyun diyorum. Yalnız finali biraz üzdü beni. Okuyanlar ne demek istediğimi anlamıştır
Ay DüşerkenNadia Hashimi · Arkadya Yayınları · 2024521 okunma
·
330 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.