Çağatay Uluçay'ın Harem kitabından sonra sıra Haremden Mektuplar kitabında sıra. Eserler birinin devamı niteliğinde değil lakin muhtevası bakımından birbiriyle bağlantıları olduğu için okurken peşpeşe okursanız hem tarih bilginize katkısı olur hem hayal gücünüzü canlı tutar. Ve saray kadınlarının yaşadığı haremin onlar ruhi dünyası üzerinde nasıl bir etki yarattığını gönülden bağlanıp sevdiği eşlerine yazdıkları mektuplardan anlayıp hissetmek bambaşka bir duygu. Çünkü kadın dünyanın kalbi bence. O mutlu değilse, o sevmiyorsa dünya çorak bir çöle dönüyor adeta. Ama mektupları incelenen ve derlenen saray kadınlarının aşkı bir başka. Çünkü onlar hem bir sultanla hem de sevdiği erkekle evliler ve bu sanıldığı kadar basit bir şey değil. Birde işin içine uzaklık girince kimi saray kadının aşk acısı okurken yürekleri dağlıyor. Zaten saray kadınları arasında mektupları en çok bilenenler Hürrem Sultan. Peki başka kimler var dersiniz!
Çelebi Mehmet'in kızı Selçuk Sultan, II. Bayezid'in karısı Hüsnü Şah Sultan ve kızı Hundi Sultan, Yavuz Sultan Selim karısı İlaldı Sultan, hatta Bali Beyin karısı bile var. Yazar yükselme ve duraklama dönemi diyerek mektupları iki kısma ayırmış. O yüzden rahatlık okuyabilirsiniz sadece mektuplar günümüz Türkçe'sine tam anlamıyla çevrilmiş. Belki bu hususta sözlüğe ihtiyacınız olabilir. Sizler için birkaç mısra yazayım.
"Ey seba sultanıma zar u perişan deyesin,
gül yüzünsüz işi bülbül gibi efgan deyesin.
Firkatinde sanma derd-i dille dermanım yeter;
bulmadı kimse anın derdine derman deyesin.
Sorma aşkın haletin mecnuna bir divanedir,
açma aşkın sırrını Ferhad'a kim efsanedir."
M. Çağatay Uluçay