Kitabı 3-4 sene evvel okumuştum. Lise 1 yıllarıydi benim için . Hatırlıyorum o zaman diliminde elimde okuyacak kitabım yoktu. Sonunda elime alıp başladım okumaya. Kitap yazarın bulunduğu coğrafyanın izdüşümü bir nebzede . Kitabı okurken sizi gerçektende orta asyanın genis bozkırlarında yapayalnız bırakıyor. Aymatov'un Beyaz Gemisini okuyanlar eğer ki beğendilerse yazarın ayak izleri iki eserde de hissediliyor . Bu yüzdendir ki bu kitaba da bir göz atmalarını tavsiye ederim. Kitabın konusunu kısaca anlatmak istiyorum . Öncelikle kitap Aral Gölü yakınlarında bir cogarafyada geçiyor . Yaşlıca bir tren işçisi geniş ıssız bozkırda bir ufak grup insanla birlikte yaşama mücadelesi veriyorlar. Kitapta hikayeden biraz ayrı fantastik olaylar da dönüyor. Bu bölüm benim pek hoşuma gitmedi . Anlatılan şeyler belki güzel mesajlar veriyordu ama kitabın içinde nedense olmasa daha güzel olurdu diye düşünüyorum . Mankurt hikayesi fantastik uzay hikayesinden bir nebze daha iyiydi . O kısım gerçekten ilginç hissettirdi . Kitabin özüne gelecek olursak yine Beyaz Gemide ki gibi geleneksel olguların yeni neslin ayakları altında ezilmesini görüyoruz. Konusundan okumayanlar için daha fazla ipucu vermek istemiyorum. Heyecanları varsa kaçırmak istemem
. Ben aslında kitabı çok çok beğenmedim . Okurken hikayenin yavaş akması ve kopukluğu o dönemde kitaptan kopma noktasına sürüklemedi değil beni. Kitap bittikten sonra hayal kırıklığı yaşadım . İsmi beni öyle etkilemişti ki romanı büyük bir merakla okudum . Yanlız benim için asra bedel bir gün olmadı. Bu kitabın seveni çok biliyorum . Belki de siz de cok seveceksiniz . Bunu öğrenmenin tek yolu okumak. Eğer okumaya karar verirseniz umarım benden daha çok seversiniz bu kitabı. Gününüz asra bedel olsun.