Selam. Bu ayın bir diğer okuduğum kitabı Vergilius'un Aeneis'i oldu.
Daha önce okumak istediğim bir epik şir destanıydı. Öncesinde İlahi Komedya'yı okuyunca artık ertelememem gerektiğini anladım. Çünkü Dante'nin rehberi Vergilius'u tanımanın zamanı gelmişti.
Şiirlerde karşılaştığımız, Troia sonrası ve öncesi yaşanan dram, Tanrılarca korunan Aeneis'in Roma'yı kurmak için giriştiği yolculuğunu ve serüvenini okuyoruz.
Troia artık düşmüştür, yeni bir yurt bulmak için Tanrıların yol gösterdiği Aeneis, önce karısının izini kaybeder, daha sonra savaştan kurtulanlarla birlikte İtalya'ya yurt edinmek için yolculuğa başlar. Devamında sırasıyla savaşta kaybedilen dostları Pallas vs. gibi, İtalya'ya henüz varmadan az kalsın yerleşmek için kaldığı yerde tanrıların aracılığıyla yoluna devam etmek zorunda olduğunu söyleyerek pek sevdiği Dido'yu kaderine terk ettiğini, yeryüzünden ölüler dünyasına inişini, Venüs'ün annesinin, Hera tarafından kıskanılmasından kaynaklı Hera'nın her fırsatta Aeneis'e taş koyması, işlerini zorlaştırmasını, annesinin yardımlarıyla pek çok badire atlattığını, en sonda ise Turnus'un sevdiği Lavinia ile Aeneis'in evliliğinin söz konusu olmasıyla kanlı savaşının başlangıcı ve sonunda Roma'nın nihayet Aeneis tarafından kuruluşu ile biter.
Şiirler 12 kitap şeklinde bölümlerle ayrılmış. Eserde yarım kalmış yerler varsa da ileride bunu tamamlamak ister Vergilius. Troia savaşının yaşandığı bölgeti görmek için yolculuğa çıkar. Dostuna eğer İtalya'ya dönmeden ölürse eserini yakmasını bile söyler. Fakat Augustus buna engel olur ve destan yayımlanır. Ama temelin zarar görmediği fakat ufak tefek eksik kısımları bulunsa da eser günümüze gelebilmiştir.
#heraybirşiirbirromanokuyoruz
Fatma KazankayaSena KaracaKitapperverbiri
#kitapalıntıları
Acı layık olmadan çok çile çekmiş gönlüme!
Ah Tanrıça oğlu! Kaç burdan, kurtar kendini şu alevlerden!
Surlarımızı aldı düşmanlar.
Çöküyor artık Troia olanca görkemiyle!
Korkudur açığa vuran alçak ruhları.
Hain Troia'lı gözleriyle,
içsin dursun denizden yalımlarını yangının,
birlikte götürsün lanetini de ölümümün!
...
Ver elini şu mutsuzsa, aşır beni kayığınla sulardan,
dinleneyim hiç olmazsa sakin bir yerde, ölümde.
Duraksayacak mıyız daha biz, eylemlerimizle
değerimizi göstermekten?
Hoy acınası çocuk hoy!
Keşke kırabilsen değişmez kaderinin zincirini.
"Herkesin günü belirlidir, her insanın ömrü kısa, değişmez kalır. Ama başarılarıyla yaymak ününü ancak erdeme düşen bir iştir..."
İnsanın ruhu bilmez geleceğini, habersizdir yarınından.
Gülerse yüzüne kaderi, kaçırır ölçüyü.
"Yiğitliği sen gerçek ün veren çabayı babandan öğren oğlum!
Mutluluğu da başkalarından."
Ne türlü biçime girersen gir,
cesaretin, becerinle olanca değerini dök ortaya; dile de yalçın yıldızlara uçsun kanat takıp ruhun, bir çukurda kapatsın örtsün bedenini kara toprakla!