Ve bitti.
Her güzel şeyin bir sonu olur elbette.
1724 değilde 17bin sayfa olsaydı keşke diyebileceğim bir hikayeydi.
''Bu kitap, başkahramanı sonsuzluk olan bir dramdır.
İnsan, yan karakterdir.'' demiş yazarımız. Hakkı var.
Ustalıkla kurulmuş bir yapı; Olay örüntüsü, kurgusu ile şapka çıkarılacak bir şaheser. Okuduğum en iyi roman listesinde baş sırayı aldı.
Mühendislikle kurduğu yapı; Önce Paris şehrinde tura çıkarıyor. Devrim sonrası Paris'in nabzını hissediyorsunuz. Sonra hikayeyi kısık ateşte okuyuca sunuyor. Piştikçe ağzı sulandıran kokulara, çok katmanlı bir hikayeye tanık oluyorsunuz. Sokak sokak Paris'i geziyor. Tarihi bir sahneye tanıklık ediyorsunuz.
Yazar hikayede heyecan ve gerilimi çok iyi tırmandırıyor.
Hikayeyi hem okuyor, hem yaşıyor gibi hissettiriyor. Yazarın alametifarikası bu sanırım.
Victor Hugo 1885 yılında ölüm döşeğinde iken; "Tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.
Gönülden dua, saygı ve minnetlerimi sunarım.