On sekiz yıl sonra yeniden karşılaştık eski dostum Jean Valjean.
Bir insan sizce gerçekten değişebilir mi? Atasözlerimize göre, hayır. Victor Hugo'ya göre her insan kurtarılabilir. Kötü bir aileye doğmuş olan da, sonradan kötü olan da..
Baş karakterimiz Jean Valjean ve onu iyilikle satın alan Piskopos Myriel ile başlıyor kitap, önce psikopos tanılıyor ve sonra Jean Valjean Diny kentine giriş yapıyor. Girdiği hanlar, misafir olmak istediği evden ve bir köpeğin kulübesinden kovulan talihsiz Jean Valjean bir öneriyle son şansını kiliseden yana kullanır. Psikopos Myriel, kız kardeşi ve yardımcısıyla yemek yerken dahil olur sofralarına. Psikopos az önce azılı bir kürek mahkumu diye duyduğu bu adamdan ne sofradaki ekmeğini ne de iyi niyetini hiç esirgememiştir. Psikopos kitapta çok fazla bölüme sahip değil ama Jean Valjean'ı iyiliğe sürükleyen, onun içindeki insani cevheri çıkaran odur...
Jean Valjean kilisede uyuduğu gece duramaz ve tam o kötülüğüne yakışacak şekilde bir hırsızlık yapar ve gümüş çatal ve kaşıkları çalıp kaçar. Sabaha jandarmalarla döndüğünde daha önce hiç görmediği bir iyilikle karşılaşıp psikopos tarafından kurtarılır. Yaptığı hırsızlığa karşılık iyilik görmüştür üstelik psikopos ona gümüş şamdanları da verir ve şu sözleri söyler:
"Jean Valjean, kardeşim, artık siz kötülüğün değil iyiliğin tarafındasınız. Sizin ruhunuzu satın alıyorum bu gümüşlerle. Sizi karanlıktan, günahlardan arındırdım ve Tanrı'ya emanet ettim." İşte bu sözlerle Jean Valjean'in hayatı bambaşka bir yöne çevrilir. Yaptığı günahlardan pişman ve Tanrı yoluna, iyiliğe, insanlığa adanacak bir hayat.
Karakterin yaşadıkları o kadar yoğun anlatılmış ki çiftçi Jean, kürek mahkumu Jean, kaçak mahkum Jean, hırsız Jean, işveren ve vali Mösyö Madlen, yardımsever Madlen Baba ve Mösyö Foşlövan.. tüm