Klasik Dünya Edebiyatı sevenlerin mutlaka okuması gerekir. Her dünya klasiği gibi içinde bolca toplumsal mesaj var. Fransız edebiyatının Dünya edebiyatına kazandırdığı eşsiz bir roman . Bu kitabı şimdiye kadar okumadığım için pişmanlık yaşadım. O kadar güzel yazılmış ki eser.. Bu romanda seçkin sınıftan olmayanların insanların hayat öyküsü anlatılmıştır. Derinden etkileyen ve sürükleyici bir kitaptı. Ağlayarak bitirdim.
SefillerVictor Hugo · Bahar Yayınevi · 2004105,2bin okunma
On sekiz yıl sonra yeniden karşılaştık eski dostum Jean Valjean.
Bir insan sizce gerçekten değişebilir mi? Atasözlerimize göre, hayır. Victor Hugo'ya göre her insan kurtarılabilir. Kötü bir aileye doğmuş olan da, sonradan kötü olan da..
Baş karakterimiz Jean Valjean ve onu iyilikle satın alan Piskopos Myriel ile başlıyor kitap, önce psikopos tanılıyor ve sonra Jean Valjean Diny kentine giriş yapıyor. Girdiği hanlar, misafir olmak istediği evden ve bir köpeğin kulübesinden kovulan talihsiz Jean Valjean bir öneriyle son şansını kiliseden yana kullanır. Psikopos Myriel, kız kardeşi ve yardımcısıyla yemek yerken dahil olur sofralarına. Psikopos az önce azılı bir kürek mahkumu diye duyduğu bu adamdan ne sofradaki ekmeğini ne de iyi niyetini hiç esirgememiştir. Psikopos kitapta çok fazla bölüme sahip değil ama Jean Valjean'ı iyiliğe sürükleyen, onun içindeki insani cevheri çıkaran odur...
Jean Valjean kilisede uyuduğu gece duramaz ve tam o kötülüğüne yakışacak şekilde bir hırsızlık yapar ve gümüş çatal ve kaşıkları çalıp kaçar. Sabaha jandarmalarla döndüğünde daha önce hiç görmediği bir iyilikle karşılaşıp psikopos tarafından kurtarılır. Yaptığı hırsızlığa karşılık iyilik görmüştür üstelik psikopos ona gümüş şamdanları da verir ve şu sözleri söyler:
"Jean Valjean, kardeşim, artık siz kötülüğün değil iyiliğin tarafındasınız. Sizin ruhunuzu satın alıyorum bu gümüşlerle. Sizi karanlıktan, günahlardan arındırdım ve Tanrı'ya emanet ettim." İşte bu sözlerle Jean Valjean'in hayatı bambaşka bir yöne çevrilir. Yaptığı günahlardan pişman ve Tanrı yoluna, iyiliğe, insanlığa adanacak bir hayat.
Karakterin yaşadıkları o kadar yoğun anlatılmış ki çiftçi Jean, kürek mahkumu Jean, kaçak mahkum Jean, hırsız Jean, işveren ve vali Mösyö Madlen, yardımsever Madlen Baba ve Mösyö Foşlövan.. tüm
Hem dönemi çok iyi anlatan bir kitap hem de çok akıcı bir kitaptı çok beğendim . Fransız ihtilali hakkında çok şey öğrenip araştırdım herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap
SefillerVictor Hugo · Bahar Yayınevi · 2004105,2bin okunma
En sevdiğim romanlardan biridir Sefiller. Kürek mahkumu olan Jan Valjean , onun macera ve hüzün dolu hayat hikayesini okudukça kitabı elinizden birakmak istemiyorsunuz. Daha sonra ne olacak diye sürekli merak içinde oluyorsunuz. Oldukça sürükleyici bir kitap.
merhabalar, okumaya başladığım ilk büyük kitabım ve tam iki kere ciddi ciddi ağladığımı hatırlıyorum. Jean valjean'ın o muhteşem mücadelesi en azından benim nazarımda hayranlık uyandıracak cinsten ve bunun arkasından gelen merhamet ve vicdan iç güdüleri de cabası bir de bu kavramlara destek olan yan karakterlerde var tabii. mesela rahip çok ama çok etkileyiciydi. kısaca ilk göz ağrım :)
Nerden bilebilirdim lise çağlarında elime aldığım ,başladığımda hiç bir şey anlamadığım pes etmeyip aynı dönem içerisinde ikinci defa başladığım bu kitabın hayatımda en sevdiğim kitap olacağını ve en sevdiğim tabiri caizse aşık olduğum karakterin bu kitapta yer alacağı ...
Ah Jean Valjean her kötülüğe rağmen iyiliği kendiyle getiren üzümlü kekim.İyi ki seni tanımışım.
SefillerVictor Hugo · Bahar Yayınevi · 2004105,2bin okunma
Var olmakla yok olmak arasında bir şey yaşamak. Bazen öyle bir şeyler yaşarsın ki, yaşadıklarını kum tanelerin altına gizlemek için serpiştirirsin. Öyle anlar vardı ki gerçek sandıklarımız yalan, yalan sandıklarımız gerçek çıkar. Peşin hükümlerle suçladığımız insanlar belki de kanatlar olmayan bir melektir. Kim bilir yüreğinin derinliklerine sakladıkları güzellikleri vardır. İşte önemli olan, o güzellikleri, o güzellikleri yaşatan, o güzel insanları kaybetmeden değerini bilmek. İşte garip bir kürek makumunun gizli kalmış, daha doğrusu gizlemek istedi güzel yanları..
SefillerVictor Hugo · Bahar Yayınevi · 2004105,2bin okunma
Çok güzel bir eser okutulması ve okunulması gereken bir kitap. Kütüphanemde bulunmasından dolayı çok memnunum. Tavsiye edeceğim kitaplar arasında. Okuyana keyifli okumalar dilerim.
SefillerVictor Hugo · Bahar Yayınevi · 2004105,2bin okunma
Sefiller,dünya klasiklerinden bir kitap.Fransiz Devrimi dönemine denk gelen dönemi dile getirmiş yazarımız.
Roman yazıldığı 1800'lü yılların Fransa yönetimini, tarihini,yaşam koşullarını, siyasetini, ekonomisini ve kanunlarının uygulayiş şeklini gözler önüne sermiş.
Olay örgüsü insanı sürükler nitelikte romana bağlamakta.
Yazarın araya girip okuyucuyla konuşması, bilgi vermesi aslında romanda kusur olarak kabul edilir.Ama yazar öyle usta ki bu kusur bile cümleler arasında kaybolmaktadır.
SefillerVictor Hugo · Bahar Yayınevi · 2004105,2bin okunma
Eser için söylenecek o kadar çok söz var ki incelememi yazarken yazılarımı toparlamak için günlerimi vermem gerekti.
Bu eseri uzun bir tren yolcuğu gibi düşünün, koltuğunuza oturmuş pencerenize yansıyan manzarayı izliyorsunuz. Yolculuğunuz içerisinde birçok durak olacak, her durağınızda ayrı bir yer görecek ayrı bir duygu yaşayacak ayrı birşeyler öğreneceksiniz. Kimi zaman tarihe tanıklık ederken kimi zaman yaşamın en acımasız noktalarını soluyacaksınız. Yeri gelecek toplum denen olguların en kötümser yargılarını hissedecek yeri gelecek insanlığın manasını arayacaksınız. Hepsi bu kadarla bitmeyecek uzun düşüncelere dalacak ve birçok şeyi sorgulayacaksınız...
O halde lokomotifi çalıştırıp bu elzem yolculuğa çıkmak için incelememize geçelim.
Hugo eserinde birçok konuya değinsede özellikle altını çizdiği meselelere eser içerisinde ayrı bir yer tutmuştur.
Bu sebep ile öncelikle ilk duraklarımızı eserin ana konuları üzerinde yapacağız
1. Durağımız: Dönemin Mevcut Kilisesi (Ruhban sınıfı) ve Aristokrasi içerisindeki Nepotizm olgusu, seküler bir bakış açısıyla eleştirilmiş. Eleştirinin hikaye içerisindeki entegrasyonu ise eleştirilecek olguya istinaden yaratılan anti karakterler ile yapılmıştır. Merak etmeyin incelememizin ilerleyen kısımlarında tüm karakterlere değineceğiz.
Ek bilgi:
Martin Verga Tarikatı dönemin dinsel yobazlık mevcudiyeti için önemli bir örnekleme olmuştur. Her ne kadar dönemin kilisesi eleştirilmiş olsa da ağırlıklı olarak Hristiyanlık misyonerliği de anti karakterler ile yansıtılmış.
2. Durağımız: Tarihsel Vurgular
Özellikle Fransız Devrimi Sonrası Mevcut Durum Yani Monarşi - Cumhuriyet arası mekik dokuma dönemine büyük bir yer ayrılmıştır. Bu noktada yazarımız bizlere siyasi görüşünü yansıtmıştır. Gençliğinde şiddetli bir kral yanlısı olsa
Victor Hugo 26 Şubat 1802'de Fransa'da doğdu. Liseyi bitirdikten sonra kendini tümüyle edebiyata adadı. 1824 yılında Fransız coşumcularının (romantikler) yayın organı olan La Muse Française dergisini kurdu. Cenacle adını taşıyan coşumcu sanatçılar çevresinin üyesi ve onun odak noktası oldu. 1830-1843 arasında en verimli dönemlerinden birini yaşadı. Romanları, tiyatro yapıtları ve şiirleriyle başarıdan başarıya koştu. 1831'de Notre Dame de Paris (Paris'in Notredame Kilisesi) adlı büyük romanını yayımladı. 1841 yılında Fransız Akademisi'ne üye seçildi. Çok sevdiği kızı Leopoldine'nin 1843'de kazayla boğularak ölmesi üzerine 1852'ye dek yeni yapıt vermedi. 1848 Devrimleri'nden sonra parlemento üyeliğine seçildi. 3. Napoleon'un hükümet darbesini engellemeye çalıştı, başaramayınca 1851 yılında Belçika'ya kaçmak zorunda kaldı.
Ateşli bir demokrasi ve cumhuriyet yanlısı olarak imparatorluk rejimini eleştiren yapıtlar yazdı. 1855-1870 arasını küçük bir İngiliz adası olan Guernsey'de geçirdi. O dönem yazarlığının en üretken yılları olmuştur. 1862 yılında başyapıtı olan Les Misérables (Sefiller) adlı romanını yayımladı. Bunu 1866'da Les Travailleurs de la Mer (Deniz İşçileri) ve aynı yıl L'Homme qui Rit (Gülen Adam) gibi önemli romanları izledi.
Fransa'da Cumhuriyet yeniden kurulunca Paris'e döndü. Ulusal Meclise seçildi. Artık Fransa'nın en gözde kişilerinden biriydi. Paris Komünü'nün ezilmesinden sonra komüncülerin bağışlanması için çok uğraştıysa da sonuç alamadı. Giderek siyasal ve toplumsal yaşamdan elini eteğini çekti.
1885 yılında ölüm döşeğinde iken; "Tanrı'ya inanıyorum, ahirete inanıyorum; fakat hiçbir kilise papazını başımda istemiyorum. Beni seven bütün dünya insanlarının gönülden dualarını bekliyorum. Bu benim için kafidir." diyerek 22 Mayıs 1885 yılında hayata gözlerini yummuştur.