Louisa May Alcott'un yaşamı biraz olsun incelendiğinde, Küçük Kadınlar ve İyi Eşler'in, dönem anlayışlarına kadın rollenmeleri üzerinden karşı çıkan en önemli kitaplardan olduğu savını çökertmek epey kolay aslında. Zira Louisa, yay burcunun özelliklerini fazlasıyla gösteren bağımsız, uçarı ve az biraz da afyon bağımlısı bir aktivisttir kendisi. Jo'nun kocaman el ve ayaklarının, korsan rollenmelerinin, dimdik başının böyle bir kadının zihninden çıkması hiç de şaşırtıcı değil, demek istediğim. Fakat gelgelelim, bana göre Jo karakteri yazarın yayıncının baskısına tümüyle girmediğinin işareti bir duruş yalnızca. Küçük Kadınlar, yayıncısının Louisa'dan isteği üzerine yazılmış ve ailenin tek geçim kaynağının Louisa'nın romancılığı olduğu düşünüldüğünde bu geri çevrilebilecek bir teklif değil tabii ki. Bunun üzerine de Louisa, dönemin kız çocuklarına ve küçük kadınlarına "ders niteliğinde" olan bu eserini yayımlatıyor. Ama gelin görün ki, kitap özünde tutkularının peşinden giden bağımsız kadınlar olmayı öğütlemiyor da sanki bir evliliğin içinde de kısmi hayaller gerçekleştirilebilir mesajı vererek dönem düşüncelerine ılımlı yaklaşmaya çalışıyor. Ne tesadüf, bir eş arayışında olmayan ve iyilik timsali genç kızlarımızın hepsi hikayenin sonunda mutlu bir evlilikle "ödüllendiriliyor." Hatta öyle ki yayıncıya boyun eğmeyen ve kitap için belki de risk oluşturan tek karakter olan Jo dahi, dünyasını bir erkekle paylaştığı eve dek daraltmayı kabul ediyor ve daha kötüsü; Jo, bundan zevk alacak bir karaktere dönüştürülüyor yazarımızın kendi elleriyle. Hatta Louisa'ya daha da öfkelenecek olursak, Jo'nun payına düşürülen adamın nispeten daha yaşlı olmasıJo'ya biçilen ufak bir ceza dahi olabilir! Sözün kısası; Küçük Kadınlar'ın bir başkaldırıdan çok baskıyı pembe renklere boyamaktan ibaret olduğunu düşünüyor, sevgili Louisa'ya kendi ruhundan daha fazlasını bize bahşetmediği için gücenmiş bakışlar atarak çok daha sıcak bir hikaye olan filmi izlemeye gidiyoruz!