·712 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Kasım 2024 17:58 İnsandaki yıkıcılığa antropolojik bir gözlükle bakmak da diyebiliriz bu eser için. Memeli kuyruksuz maymunlarda yapılan gözlemlerden, avcı toplayıcı atalarımızın beslenme ve aile düzeni içerisinde olan zorunlu olmadıkça şiddete meyil etmeyişin antropolojik veriler yardımıyla gözler önüne serilmesini karşılaştırmalı olarak görüyoruz. Bu düzenin en büyük yansıması ise ilk avcı toplayıcıların hatta ilk dönem tarım toplumlarına kadar sirayet eden anaerkil düzendeki animistik tabiat ana kültünün getirileri etrafında sürdüğünü görüyoruz. Milyonlarca yılın anaerkil ağırlıklı bir güven ortamında kadının doğadaki en kutsal canlı olduğuna da dayanarak bölgesel savaşlar hariç kolay kolay kimsenin kendi cinsine kolay kolay savaş açmadığını da sağlanan verilerden anlıyoruz. Bu barış ortamında yine kadınların bitkileri evcilleştirmeleri sonucunda artı değerin çoğalması ve güvenliğin kadının rahmi olan doğadan çıkarak kontrollü, suni bir yaratma halini aldığı ataerkil bir toplum ve aile yapısına dramatik bir şekilde evrim geçirdiğine de şahit olmuş bulunuyoruz. Tarım devriminden çıkan artı değeri köleleştirme yoluyla, doğuramasa da yaratan bir erkil yaratıcı krala dönüşmesiyle, usdışı yetkenin gücünü alarak doğayı talan edip kendisine köle yapma vasıtası ile onu değiştirip bunun üstüne Freud'un terimiyle "medeniyet" denilen şey olmuştu. İşte şiddet ise bu "medeniyet" yoluyla ortaya çıkan usdışı yetkeye dayanan korkudan kaynaklanan bastırılmaların ve tapınışların yoluyla kitlesel olarak "savaş" denilen kavramı yaratmış oldu. Genetik olarak nörolojik hastalık sonucu şiddet bireylerde nadiren görülür. Lakin insan toplumsal uyaranlar yoluyla , kendisine yabancılaşıp bayrak, vatan, din, mülkiyet gibi putlara taparak "küme özseverliği" yoluyla kendisinde hali hazırda bulunan şiddet odasının kapısını açarak bu şiddeti manipülasyon yoluyla çok rahat ortaya çıkarabilir. Aslında hepimiz şiddet yerine empatiyi daha çok seçmeye meyilli nörolojik bir evrimsel tarihe sahibiz. Ama şiddet de beynimizin içinde bir yerde. Zorunlu olmadıkça ortaya çıkmaz normalde. Tabi bu zorunluluğu yüksek biliş sayesinde aynı zamanda da irrasyonel bir şekilde, yukarıda saydığım putlara taparak insan her an ortaya çıkarabilir.