7/10
·672 syf.··
Beğendi
·
2024 138. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2024 19:26
Daha çok Cehenneme Övgü isimli kitabı ile tanınan Gündüz Vassaf'ın önsöz de belirttiğine göre tam yedi sene de tamamladığı ilk roman(?) denemesi. Kitabın ciltli ön yüz kapağında olsun, orta kapağında olsun ve raflarda "Yerli romanlar" ibaresi ile ne kadar eser roman olarak satılsa da bu kitap kesinlikle ROMAN DEĞİL arkadaslar, bunu en başta söylemek zorundayım. Everest yayınevi 670 küsur sayfalık inceleme-anı-biyografi tarzında yazılmış bir kitabı Türk okuyucusunun ilgisini çekmeyeceğini bildiğinden yazar ile kitabın türünü roman olarak belirtmişler. Bir kitabın roman olarak kategorize edilebilmesi için Giriş - Gelişme - Sonuç odaklı olması lazım. Peki bu kitap da hangisi var? Arka kapağında yer alan kitabın konusunda ana karakterin "Azize Lucia'nın Gömülüşü" resmiyle büyülenip kendisini Caravaggio'nun hayat hikayesini merak etmesini anlatıyor. Bu olay sadece kitabın tek sayfasında anlatılan bir giriş. Peki ya gelişme ve sonuç? Kitabın geri kalan 669 sayfası ise yazarın Antikçağ'dan Orta Çağ'a, Aydınlanma çağından günümüze sanatın ve sanatçının gelişimi hakkında ki görüşlerinden oluşuyor. Hatta kitabın içeriği ile ilgili bir alıntı yapayım; "Ne dersek diyelim, oyunumuzu nasıl oynarsak oynayalım ken­dimizi abartıyoruz. Gezegenin varlığı bizden sonra da sürecek. Çağımın insanıyım. Yüzyılımın yolculuğunda, serseri mayından farkım yoksa ki­mim ben? Aitsizliğimle varım ama artık sünnetliyim." 83 Kitap bu tarz birbirinden bağımsız cümlelerle dolu. Yazarın gidip gördüğü ülkeleri, müzeleri, gitmiş olduğu yerleri, kurmuş olduğu günübirlik arkadaşlıkları, din tarihi ve sanat tarihi hakkında görüşlerini, arada bir de Caravaggio'nun hayat hikayesini okuyoruz. Görüldüğü üzere kitabın türüne anı yazılabilir, biyografi yazılabilir, deneme yazılabilir ancak roman yazılırsa bu okuyucuyu yanlış yönlendirme olur! Bir de fiyatının uçuk rakamda satıldığını göz önüne alırsak! Yazar kendince birkaç yerde roman kalıplarını bu kitapla aşmaya çalıştığını ve giriş, gelişme ve sonucun olmadığı bir kitap kaleme aldığını belirtiyor. Kitabın içeriğine gelecek olursak tam anlamıyla bilgi hazinesi diyebilirim, bunu kabul ediyorum. Lakin dijital çağda yaşadığımız için artık bütün bilgiler bir iki parmak oynatması kadar yakınımızda olduğu için insan kitap da farklı şeyler bekliyor. Yazar bu eserinde bariz bir şekilde yedi sene boyunca tutmuş olduğu notları, araştırdığı yerleri, okumuş olduğu kitapları ve gezmiş olduğu sanat müzelerinin çarpıcı eserlerini kitaplaştırmak istemiş. Önsözünde de demlenerek okunması gerektiğini belirtmiş. Kitap bölümlere ayrılarak yazılmış ve her iki sayfada bir farklı konudan konuya atlayarak yukarıda belirtmiş olduğum konularda yazarın görüşlerini okuyoruz. İsterseniz kitabı okumaya 300. sayfasından başlayın, ister 100. sayfadan başlayın, konu devamlılığı olmadığı için bir kaybınız olmaz. Ortaçağ ve Aydınlanma çağına ilgim olduğu için kitabı zorlanmadan ve kısmen zevk alarak bitirdim ben. Dediğim gibi biraz Caravaggio'nun hayat hikayesine, biraz da Ortaçağ tarihine hakimseniz kitap kendini okutuyor ancak bu konulara yabancıysanız kitap elinizde sürünebilir. Yazar kitaba başlamadan önce önsöz de şu uyarıyı yapıyor; "İnanç sahibiyseniz, ola ki alınacak olursanız; ideolojinize, cinsel kimli­ğinize, tarihinize sıkı sıkı bağlıysanız, türümüzün sorgulanmasından kaçınıyorsanız endişelenmeyin! Ressamın İsyanı, aitliklerinizin ko­runmasına aşı olur." Haliyle çok fazla dini göndermeler de bulunuyor, örneğin; "Meryem'in bekaretine, İsa'nın kanının şaraba, etinin ekme­ğe dönüştüğüne inanan, Musa'nın, Muhammed'in mucizelerine iltifat edenler, güneşin bir yıldız olduğunu söylemeyen Caravag­gio'nun çağdaşı Bruno'nun kazıkta yakılmasının nedenlerinden." 107 Ayrıca sayfa 145'de #y:18'den bir alıntı görmek de şaşırtmadı; #180576077 * Bir diğer hususta yazar Amerikalı olarak tanıtıyor kendini ve Türk kökenli olmasına rağmen aitliğini reddediyor. İşin tuhaf yanıysa kitabın bir bölümünü "Aidiyet"e ayırıp "İnsan aidiyetini unutmamalı" diyor. Bunu kitap yedi senede yazıldığı için duygu ve düşüncelerinin geçen yıllarda değiştiğine bağlıyorum. * Toparlamak gerekirse son sözlerim; kitap 670 sayfadan oluşuyor ve tahmini 450 bölüme ayrılmış ve 450 bölümde köşe yazısı gibi yazarın din, felsefe, resim, siyaset, edebiyat, mitoloji, tarih ve kitabın yazıldığı zaman ki gündem de yer alan olayları yorumlaması şeklinde bölümleri ele almış. Yani kitabın romanlıkla alakası yok. Dönüp de geriye baktığımda çok fazla olumsuz şey yazdığımı fark ettim. Ben sadece kitabın türüne takıldım aslında yoksa kitap roman yerine 'Sanat, inceleme, deneme ya da araştırma' konu başlıklarından biri gibi tanıtılsa benden 9 puanı kapardı. Çok fazla bilmediğim şey öğrendim kitaptan, çok farklı bakış açıları kazandım ve ilk başta yadırgadığım şeyler daha sonra mantıklı gelmeye başladı. Yazar görüşlerini çok iyi aktarıyor okuyucuya. Yeni bir şeyler öğrenme hevesiyle okumak isterseniz elinizden bırakamayacağınıza eminim, hatta not almak için yanınızda kalem defter bulundurun derim. Etnik kökeniniz, dininiz ve milliyetçi duygularınız baskın biriyseniz de vermiş olduğunuz paraya üzüleceğinize inanıyorum. Zaten yazar bu dediğimi kitabın önsözünde uyarı mahiyetinde açıklıyor. Karar sizin. He bir de, son sözüm yazara; madem Amerika'da bulunmayı Türkiye'de bulunmaya tercih ediyorsunuz, madem bu kadar kendinizi Amerikan vatandaşı olarak görüyorsunuz, neden kitabı Türkçe yazıp bir Türk yayınevinden çıkarttınız? Tahminimce kitap da çok fazla Hristiyanlığı aşağılayan ithamlarda bulunduğu, İngilizce basıp tepki çekeceği için belirli zümreyi kızdırmak istememiş olabilir. Özellikle 3 milyara yakın insanın inandığı İsa peygamberi ve Meryem Anayı neden grup seks yaptıracak kadar ileri gittiğini sanırım hiçbir zaman anlamayacağım...
Ressamın İsyanı (Ciltli)Gündüz Vassaf · Everest Yayınları · 2023299 okunma
·
977 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Özenli bir inceleme her zamanki gibi Harun Bey. Grupta okumak isteyen çok arkadaş oldu siz paylaştıkça. 💫
Harun Gülle
Gönderi Sahibi
Çok teşekkür ederim hocam 🙏