Gönderi

8/10
·234 syf.··
Beğendi
·
2017 35. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2017 00:33
Aslinda inceleme yazmayı düşünmüyordum ama ,kitap siteye yeni eklendiği için merak edenler ve ileride okuyacaklar icin biraz bilgi vermek istedim. 'Dünyanın dört bir tarafından gelmiş 30 kadar fizikçi bir kasabada nükleer fizik konulu araştırma günlerine katılır.Kısa zaman da ilgi odağı olan bu insanlar aralarında karar alırlar ve 7 gün boyunca her aksam birinin çıkıp "en küçük parcaciklarin keşfi ve yıldızlar" konusu üzerine gerçek birer hikaye anlatması istenir'. Birbirinden ilginç ve öğretici 7 hikayeyi içeren kitabımız böylece başlar. Daha önce okuduğum Fuat Sezgin'in Bilim Tarihi Sohbetleri kitabında -kendisinin de hayatını ispatına adadığı- şöyle bir bilgi geçiyordu: "Birçok bilimsel gerçek Eski Yunan medeniyetleri tarafindan keşfedilmiş, müslümanlar bu bilgileri onlardan öğrenerek ve geliştirerek önemli bir seviyeye çıkarmış,haçlı seferleriyle de bu bilgiler batıya taşınmıştır." Bu kitap da hikayelere Eski Yunan'dan başlayıp, batıdaki gelişimine atlayıp, 1.ve 2.dünya savaşları sürecinde,sonrasında, laboratuvarlarin ve araştırma enstitülerinin kurulmasını,özellikle atom bombasının keşfinden sonra artik bilimin sadece bilim adamları tarafından kullanılabilen korkunç bir silaha dönüşüp, siyasilerin elinde bir koza dönüşmesini anlatıyor. ~~spoiler~~ 2.dünya savaşı esnasında Alman bilim adamları uranyumun gücünü keşfedince, bunu Hitler'in ögrenmesinin dünya adına bir felaket olacağını sezip, Einstein'in önderliğinde  Beyaz Saray'a gizlice bir mektup yazar.(Mektup kitapta mevcut).Başkan Roosevelt'in bu konuyla yakından ilgilenmesiyle savaş bitmeden Amerika atom bombasını üretebilmeyi başarır.Her ne kadar bilim adamları bu bilginin Sovyetler ve Japonya'yla paylaşılması için ugraşsa da çalışmalar gizli tutulur ve 1945 yılında Hirosima'ya uranyum 235 bombası atılır. Sonuç 200.000 e yakin ölüm... Ama müttefikleri ilgilendiren kısım zaferlerinin kesin ilanı olur . Arada Bohr gibi  bilim adamları her ne kadar çırpınsa da ,süper güçlerin çoktan daha büyük etkiler yaratabilecek hidrojen bombasının hayalleriyle gözleri dönmüştür. Yıllar sonra "uranyumun bu gücü savaş sırasında değil de barış zamanı kesfedilseydi, sadece  nükleer santrallerde enerji üretimi için kullanılırdı" pişkin itirafı gelir. Nerden çıktı simdi bu uranyum diye söylenirken, son hikaye uranyum dahil birçok elementin sadece yıldızlarda bulunabileceğini ,dünyada bulunmasının Bing Bang 'in delili olduğunu anlatarak kitap noktalanır. İşte tam bu noktada da atomlardan oluştuğumuz gerçeğini hatırlayarak Carl Sagan'ın "Hepimiz aslında yıldız tozlarindan oluşuyoruz."sözünü hatırlıyoruz ve  insan vücudunun %97 inin yıldız tozundan meydana geldigini anlamak eskisi kadar inanılmaz gelmiyor. Kitap çok fazla teknik bilgi içerdiğinden zaman zaman biraz sıksada ,lise seviyesinde fizik ve kimya temeli olanların rahatlıkla anlayabileceği bir eser. Tavsiye ederim:)
Bilim
Atom ÖyküleriMonique Bordry · Kesit Yayıncılık · 20019 okunma
·
28 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Musadenle ilave etmek istedigim bir kac nokta var..Savaşın başlarında dört fizikçi (dördü de Yahudi’ydi, Avrupa’da doğmuşlardı ama ABD’de yaşıyorlardı ve Hitler’in Yahudiler ile ilgili tasarılarının farkındaydılar), Başkan Roosevelt’e bir sözcü gönderdiler. ABD’nin Almanlardan önce bir atom bombası (yani nükleer bomba) yapması gerektiğine dikkat çekiyorlardı. Aslında Amerika Birleşik Devletleri, bombaları Hitler’in Almanları için kullanmayı tasarlamıştı ama bombaların yapımı bitmeden Almanya savaştan çekilmişti. Japonlar Hitler’in yenilgisinin kurbanı olmuşlardı.
Icetree
Gönderi Sahibi
Öncelikle yorumunuz için teşekkür ederim.Bu ayrıntıyı bilmiyordum.Kitaptan anladığım kadarıyla aradaki bilim adamları aslında uranyum çalışmalarının insanlık zararına kullanılmasını önlemek icin(ya da sizin deyiminizle kendi halklarını korumak için) Roosvelt'te mektup yazdılar.Ama sonuç istedikleri gibi yine olmadı.Japonlar, Hitler'in yenilgisinin kurbanı oldular ama uranyum önce Hitler'in ekibi tarafindan keşfedilmiş olsaydı da en az Amerika'nin yaptığı kadar bir felaket yine yaşanacaktı.İsimler sayılar ve tabiki tarihin seyri farkli bir yönde değişecekti sadece.