·
Okunma
·
Beğeni
·
58
Gösterim
Adı:
Atom Öyküleri
Baskı tarihi:
Ocak 2001
Sayfa sayısı:
234
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753164801
Çeviri:
Hakan Yücel, Gülüm Şener, Hülya Tufan, Turhan Ilgaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kesit Yayıncılık
Niels Bohr şöyle demişti: "Basit bir hakikat, tersi yanlış olan bir şeydir; ama derin bir hakikat tersi de derin bir hakikat olan bir şeydir". Temel araştırmanın getirdiği sonuçları geniş kitlerle paylaşmak her zaman epey zordur!
Fizikçi olmayan okur, bu kitapta, biçemin çekiciliğe ve anlatının destansı yönüne kolaulıkla kapılacak, aynı zaman da da, sürükleyici öyküler boyunca fiziğe ilişkin pek çok şey öğretecektr. Yunan felsefesinden Ortaçağ'ın simyacılarına, atomun yapısından protunun kuark tarzındaki yapısına kadar, maddenin ne'liği, yedi öykü boyunca, kendi Tarih'i tarafından sergilemektedir.

Bu "Atom Öyküleri"nin orijinal bir çekiciliği var. Bilimsel olguların ve araştırmanın getirdiği yeni bilgilerin ötesinde, bilimsel araştırmanın derinlemesine bir şekilde insani olan niteliğine ve insan kültürü içinde oynadığı çok önemli role işaret ediyorlar.

Maurice Jacob
Aslinda inceleme yazmayı düşünmüyordum ama ,kitap siteye yeni eklendiği için merak edenler ve ileride okuyacaklar icin biraz bilgi vermek istedim.
'Dünyanın dört bir tarafından gelmiş 30 kadar fizikçi bir kasabada nükleer fizik konulu araştırma günlerine katılır.Kısa zaman da ilgi odağı olan bu insanlar aralarında karar alırlar ve 7 gün boyunca her aksam birinin çıkıp "en küçük parcaciklarin keşfi ve yıldızlar" konusu üzerine gerçek birer hikaye anlatması istenir'.
Birbirinden ilginç ve öğretici 7 hikayeyi içeren kitabımız böylece başlar.

Daha önce okuduğum Fuat Sezgin'in Bilim Tarihi Sohbetleri kitabında -kendisinin de hayatını ispatına adadığı- şöyle bir bilgi geçiyordu:
"Birçok bilimsel gerçek Eski Yunan medeniyetleri tarafindan keşfedilmiş, müslümanlar bu bilgileri onlardan öğrenerek ve geliştirerek önemli bir seviyeye çıkarmış,haçlı seferleriyle de bu bilgiler batıya taşınmıştır."
Bu kitap da hikayelere Eski Yunan'dan başlayıp, batıdaki gelişimine atlayıp, 1.ve 2.dünya savaşları sürecinde,sonrasında, laboratuvarlarin ve araştırma enstitülerinin kurulmasını,özellikle atom bombasının keşfinden sonra artik bilimin sadece bilim adamları tarafından kullanılabilen korkunç bir silaha dönüşüp, siyasilerin elinde bir koza dönüşmesini anlatıyor.

~~spoiler~~
2.dünya savaşı esnasında Alman bilim adamları uranyumun gücünü keşfedince, bunu Hitler'in ögrenmesinin dünya adına bir felaket olacağını sezip, Einstein'in önderliğinde  Beyaz Saray'a gizlice bir mektup yazar.(Mektup kitapta mevcut).Başkan Roosevelt'in bu konuyla yakından ilgilenmesiyle savaş bitmeden Amerika atom bombasını üretebilmeyi başarır.Her ne kadar bilim adamları bu bilginin Sovyetler ve Japonya'yla paylaşılması için ugraşsa da çalışmalar gizli tutulur ve 1945 yılında Hirosima'ya uranyum 235 bombası atılır.
Sonuç 200.000 e yakin ölüm...
Ama müttefikleri ilgilendiren kısım zaferlerinin kesin ilanı olur .
Arada Bohr gibi  bilim adamları her ne kadar çırpınsa da ,süper güçlerin çoktan daha büyük etkiler yaratabilecek hidrojen bombasının hayalleriyle gözleri dönmüştür.
Yıllar sonra "uranyumun bu gücü savaş sırasında değil de barış zamanı kesfedilseydi, sadece  nükleer santrallerde enerji üretimi için kullanılırdı" pişkin itirafı gelir.
Nerden çıktı simdi bu uranyum diye söylenirken, son hikaye uranyum dahil birçok elementin sadece yıldızlarda bulunabileceğini ,dünyada bulunmasının Bing Bang 'in delili olduğunu anlatarak kitap noktalanır.
İşte tam bu noktada da atomlardan oluştuğumuz gerçeğini hatırlayarak Carl Sagan'ın "Hepimiz aslında yıldız tozlarindan oluşuyoruz."sözünü hatırlıyoruz ve  insan vücudunun %97 inin yıldız tozundan meydana geldigini anlamak eskisi kadar inanılmaz gelmiyor.
Kitap çok fazla teknik bilgi içerdiğinden zaman zaman biraz sıksada ,lise seviyesinde fizik ve kimya temeli olanların rahatlıkla anlayabileceği bir eser.
Tavsiye ederim:)
Yılın 8.ayının adi, İmparator Augustus onuruna Ağustos olarak kabul edildiğinde, dönemin siyaset adamları bu ayın yalnızca 30 gün olamayacağını, çünkü Julius Sezar'a atfen Temmuz(Juliet) olarak adlandırılan bir önceki ayın 31 gün olduğunu düşündüler.Bu durumda şubattan bir gün alınarak ağustosa eklendi, takvimdeki bu karışıklık günümüze kadar gelmistir!
1920 yılında bir hekim mikrop kültürü hazırlarken, yeterince dikkat göstermediğinde preparatta mikroplari yok eden yeşil bir küf oluşuyordu.Onu denetleyen hocası:
-"Genç adam yine kötü çalışmışsınız! Mantarlarin kültürlerinizi yok etmesine izin vermişsiniz! Bir daha böyle özensiz çalıştığınızı görmeyeyim! "
Oysa aynı dönem Alexander Fleming aynı fenomeni saptadiginda bazı küflerin mikroplara karşı mücadelede kullanılıp kullanılamayacağını düşünmeye koyulur ve Penisilin geç de olsa keşfedilir.
M.O 212 Yılında 75 yaşında olan Archimedes Romalı bir asker tarafindan bir kılıç darbesiyle öldürülür.Söylendiğine göre o sırada matematikçi kumda geometrik şekiller çizmekteydi ve vurulmazdan evvel askere sadece "Dairelerimi bozma!" demisti.Onun ölümüne çok üzülen Romalı kuşatmacı Konsul Marcellus, hayranlık duyduğu bu büyük matematikçinin arzu ettiği gibi mezar taşına ,silindirin içine yerleştirilmiş bir küre kesiti kazıp,her iki şeklin hacimlerinin birbirine oranını yazdırdı.
Moskova'da bir seminerde Bohr'a bunca genç yeteneği kendine çekebilmesindeki sırrın ne olduğu soruldu.Bohr şöyle cevap verdi:
-"Hiçbir sır yok,sadece ben gençlerin karşısında aptal gibi görünmekten hiçbir zaman korkmadim."
Oysa Bohr' un tercumani şaşırdı ve cevabı Rusça'ya çevirirken şöyle aktardı:
-"Sadece onlara birer budala olduklarını söylemekten hiçbir zaman korkmadim."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Atom Öyküleri
Baskı tarihi:
Ocak 2001
Sayfa sayısı:
234
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753164801
Çeviri:
Hakan Yücel, Gülüm Şener, Hülya Tufan, Turhan Ilgaz
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kesit Yayıncılık
Niels Bohr şöyle demişti: "Basit bir hakikat, tersi yanlış olan bir şeydir; ama derin bir hakikat tersi de derin bir hakikat olan bir şeydir". Temel araştırmanın getirdiği sonuçları geniş kitlerle paylaşmak her zaman epey zordur!
Fizikçi olmayan okur, bu kitapta, biçemin çekiciliğe ve anlatının destansı yönüne kolaulıkla kapılacak, aynı zaman da da, sürükleyici öyküler boyunca fiziğe ilişkin pek çok şey öğretecektr. Yunan felsefesinden Ortaçağ'ın simyacılarına, atomun yapısından protunun kuark tarzındaki yapısına kadar, maddenin ne'liği, yedi öykü boyunca, kendi Tarih'i tarafından sergilemektedir.

Bu "Atom Öyküleri"nin orijinal bir çekiciliği var. Bilimsel olguların ve araştırmanın getirdiği yeni bilgilerin ötesinde, bilimsel araştırmanın derinlemesine bir şekilde insani olan niteliğine ve insan kültürü içinde oynadığı çok önemli role işaret ediyorlar.

Maurice Jacob

Kitabı okuyanlar 1 okur

  • °Yağmur M°

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0