Gülüm Şener

Gülüm Şener

Çevirmen
0.0/10
0 Kişi
·
0
Okunma
·
0
Beğeni
·
2
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
Aslinda inceleme yazmayı düşünmüyordum ama ,kitap siteye yeni eklendiği için merak edenler ve ileride okuyacaklar icin biraz bilgi vermek istedim.
'Dünyanın dört bir tarafından gelmiş 30 kadar fizikçi bir kasabada nükleer fizik konulu araştırma günlerine katılır.Kısa zaman da ilgi odağı olan bu insanlar aralarında karar alırlar ve 7 gün boyunca her aksam birinin çıkıp "en küçük parcaciklarin keşfi ve yıldızlar" konusu üzerine gerçek birer hikaye anlatması istenir'.
Birbirinden ilginç ve öğretici 7 hikayeyi içeren kitabımız böylece başlar.

Daha önce okuduğum Fuat Sezgin'in Bilim Tarihi Sohbetleri kitabında -kendisinin de hayatını ispatına adadığı- şöyle bir bilgi geçiyordu:
"Birçok bilimsel gerçek Eski Yunan medeniyetleri tarafindan keşfedilmiş, müslümanlar bu bilgileri onlardan öğrenerek ve geliştirerek önemli bir seviyeye çıkarmış,haçlı seferleriyle de bu bilgiler batıya taşınmıştır."
Bu kitap da hikayelere Eski Yunan'dan başlayıp, batıdaki gelişimine atlayıp, 1.ve 2.dünya savaşları sürecinde,sonrasında, laboratuvarlarin ve araştırma enstitülerinin kurulmasını,özellikle atom bombasının keşfinden sonra artik bilimin sadece bilim adamları tarafından kullanılabilen korkunç bir silaha dönüşüp, siyasilerin elinde bir koza dönüşmesini anlatıyor.

~~spoiler~~
2.dünya savaşı esnasında Alman bilim adamları uranyumun gücünü keşfedince, bunu Hitler'in ögrenmesinin dünya adına bir felaket olacağını sezip, Einstein'in önderliğinde  Beyaz Saray'a gizlice bir mektup yazar.(Mektup kitapta mevcut).Başkan Roosevelt'in bu konuyla yakından ilgilenmesiyle savaş bitmeden Amerika atom bombasını üretebilmeyi başarır.Her ne kadar bilim adamları bu bilginin Sovyetler ve Japonya'yla paylaşılması için ugraşsa da çalışmalar gizli tutulur ve 1945 yılında Hirosima'ya uranyum 235 bombası atılır.
Sonuç 200.000 e yakin ölüm...
Ama müttefikleri ilgilendiren kısım zaferlerinin kesin ilanı olur .
Arada Bohr gibi  bilim adamları her ne kadar çırpınsa da ,süper güçlerin çoktan daha büyük etkiler yaratabilecek hidrojen bombasının hayalleriyle gözleri dönmüştür.
Yıllar sonra "uranyumun bu gücü savaş sırasında değil de barış zamanı kesfedilseydi, sadece  nükleer santrallerde enerji üretimi için kullanılırdı" pişkin itirafı gelir.
Nerden çıktı simdi bu uranyum diye söylenirken, son hikaye uranyum dahil birçok elementin sadece yıldızlarda bulunabileceğini ,dünyada bulunmasının Bing Bang 'in delili olduğunu anlatarak kitap noktalanır.
İşte tam bu noktada da atomlardan oluştuğumuz gerçeğini hatırlayarak Carl Sagan'ın "Hepimiz aslında yıldız tozlarindan oluşuyoruz."sözünü hatırlıyoruz ve  insan vücudunun %97 inin yıldız tozundan meydana geldigini anlamak eskisi kadar inanılmaz gelmiyor.
Kitap çok fazla teknik bilgi içerdiğinden zaman zaman biraz sıksada ,lise seviyesinde fizik ve kimya temeli olanların rahatlıkla anlayabileceği bir eser.
Tavsiye ederim:)