Puan vermedi·170 syf.····Okunma: 01 Aralık 2024 02:38 Bir kitapta okumuştum; “Üstün zekalı çocuklar, çoğu zaman bir alt basamakta yer alan parlak zekalı çocuklarla karıştırılırlar. Parlak zekalı çocuklar, öğretmenlerinin söylediklerini hemen algılayıp kabul eden, sorulara hep doğru cevaplar
veren, okuldan hoşlanan çocuklardır. Oysa üstün zekâlı çocuklar, öğretmenlerini dinlediklerinde
genel mantıklarını eleştirmek üzerine kuran, anlatılmakta olan bir konuyu doğrudan öğrenmeyip, o sırada başka çağrışımlar oluşturarak başka şeyler düşünebilen, sorular soran, sorular karşısında kendisini tatmin edecek yanıtlar veremeyen yetişkinleri dinlemeye değer bulmayan, gruptan kopuk gözüken çocuklardır.
Üstün zekalı çocuklar, okula başladıkları dönemde olumlu tecrübeler yaşayamazlarsa okulla ilgilerini kesebilir ve okulun iyi bir yer olmadığına kanaat getirebilirler.”
İşte bu kitabı okurken aklıma okuduğum bu metin düştü.
Örneğin, Einstein'in geç konuşan, okulunda başarılı olamayan, öğretmenlerinin yavaş öğrendiğinden şikayet ettikleri bir öğrenci olduğu bilinmektedir. Einstein bunu şöyle ifade etmiş:
"Öğretmenlerim aklımın yavaş çalıştığını, asosyal olduğumu ve ölene kadar aptal rüyalarımın peşinde sersemce savrulacağmı söylüyorlardı." Bir başka örnek olan Edison, algılama yetersizliği nedeniyle okuldan atılmış bir öğrencidir. O da çocukluk yıllarını şöyle ifade etmiş: "Öğretmenim sersemin teki oldugumu söylüyor, babam aptal olduğumu düşünüyordu. Bense artık budalanın teki olduğuma karar vermiştim." Bunun yanı sıra Winston Churchill, Pablo Picasso gibi bir çok politikacı ve sanatçıların hikayelerinden örnekler verilebilir.
Çok uzattım kusura bakmayın. İnsanın yazdıkça yazası geliyor bazen…
Kitabın konusu ise kısaca şöyle; üstün zekalı 12 yaşında bir çocuğun buruk geçen 12 senesi ve bunun sonucunda yaşadığı psikolojik sıkıntılara değinilmiş. Büyük bir holdingin varisi olan bu çocuğa büyükbabası bir gün “Hayatta en çok yapmak istediğin şey nedir?” diye sormuş. Çocukta; Büyük bir gemiyle dünya turuna çıkmak istiyorum demiş. Böylelikle babası ölmüş, annesi uyuştuğu bağımlısı olan bu çocuğa bu seyahatte ona refakatçilik yapacak birini aramalarıyla hikaye başlıyor. Refakatçi ve çocuğun arasındaki iletişimi okumak keyifliydi. Tavsiye ederim.