Bir ömür…
başkalarının gölgesinde geçebilir mi?
Çiçeklenmeler tam da bunu anlatıyor.
Kendi hayatına hiç yön verememiş, kararları hep başkaları tarafından alınmış bir kadın…
Geçte olsa sevdiği adamla evleniyor ama
aynı evde iki yabancı gibi yaşıyorlar.
Aynı sofrada buluşan, ama hiç “birlikte” olamayan bir çift… kabus gibi değil mi?
Sonra hayat onu yalnız bırakıyor.
Ve belki de ilk kez…
kendisiyle baş başa kalıyor. Biraz üzülüyor, bolca düşünüyor ve kocaman ev ona bomboş geliyor.
Her şey anlamını yitiyor fakat….
Bir pencere…
Bir karavan… (Sapsarı minnoş bir karavan)
Ve küçük bir cesaret.
İşte tam orada başlıyor asıl hikâye.
Kendini bulmanın, geç kalınmış sandığımız bir hayatın yeniden filizlenişi başlıyor.
Bazen….farkında olmadan zamanın gelmesini bekleriz.