İlk bölüm: kadın olmak neden zordur? Neden eşit değiliz?
İkinci bölüm: kadın erkeklerin öfkesine neden maruz kalıyor? Erkeklerin üstünlük güç istenci. Kadın erkeğin büyüteci ve erkek dünyayı yiyor.
Üçüncü bölüm: neden kadın sheakspear yok
Dördüncü bölüm: bulunduğu şartlar altında zar zor sadece roman yazabilen kadın
Beşinci bölüm: kadınlar kötü şartlara rağmen yazın türünde daha fazla yere sahip olmaya başlar
Altıncı bölüm: sonuç
Suçu savaşta mı aramalıyız? 1914 Ağustosu'nda silahlar ateşlendiğinde, kadınların ve erkeklerin yüzleri, birbirlerini bütün çıplaklıklarıyla görmüşlerdi de aşk ölmüş müydü? Kuşkusuz, yöneticilerimizin yüzlerini silahların ateşinde görmek (özellikle eğitim konusundaki hayalleri ile kadınlar açısından), çok şaşırtıcı olmuştu. Almanı, Ingilizi, Fransızı o denli çirkin, o denli sersem görünüyordu ki! Ama suçu neye ya da kime yüklersek yükleyelim, Tennyson ve Chris- tina Rossetti'nin sevdiklerinin gelişini öylesine tutkuyla şi- irleştirmeleri, bugün aruk eskisinden çok daha az rastlanan bir şey. Kişinin yalnızca okuyup, izleyip, dinleyip, anımsa- ması yeterli. Ama neden "suç" diyoruz? Bunlar birer hayal- se, neden, hayallerin yerine gerçeği koyan felaketi-ne olur- sa olsun- yüceltmiyoruz? Çünkü gerçek... bu noktalar ger- çeği ararken, Fernham'a dönen yolu kaçırdığım anı gösteri- yor. Evet, gerçekten, hangisi gerçek, hangisi hayaldi diyesordum kendime? Örneğin, alacakaranlıkta kırmızı perde- leriyle belirsiz ve süslü, sabah ise ayakkabı bağları ve tatlı- larıyla kaba, kırımızı ve bakımsız görünen bu evlerin gerçe- gi neydi? Şu anda üzerlerini örten sisin altında açık seçik görünmeyen, ama güneş ışığında altın sarısı ve kırmızı olan nehir, nehir boyunca uzanan bahçeler ve söğütler - bunlar- dan hangisi gerçek, hangisi hayaldi? Sizi, düşüncelerimin inişlerini çıkışlarını takip etmekten kurtarıyorum, çünkü Headingley yolunda bir çözüm bulunamamıştı, benim de bir süre sonra saptığım yolun yanlışlığının farkına varıp adımlarımı yeniden Fernham'a yönelttiğime lütfen inanın.
-18'19
herhangi bir nedenle dünyanın güzelliği hemen ardından solmak üzere ortaya serildiğinde[...] dünyanın güzelligi, solmadan az önce, iki ayrı çehreye sahiptir, biri neşedir, öteki ise insanın yüreğini delen acı.
-20
Muhtemelen profesörün kadınların zayıflığı üzerinde biraz fazla durarak belirttiği, onların zayıflığı değil kendi üstünlüğüydü. Hararetke ve de üstüne basarak korumaya çalıştığı oydu, çünkü o, kendisi için bulunmaz fiyatta bir mücevherdi.
-39
Kadınlar yüzyıllardır, erkek görüntüsünü gerçek boyutlarının iki katını da gösterebilen enfes bir güce sahip büyülü birer ayna görevinden yerine getirmişlerdi.[...] Uygar toplumlarda kullanımları nasıl olursa olsun, aynalar, tüm ciddete dayalı ve kahramanca eylemler için gereklidir.
-40'41
Kapıyı açarak, kadınlık korunma altında bir uğraş olmaktan çıktığında her şey olabilir, diye düşündüm.
-46
"Yapıtlarının görkemi, duraklamadan ileriye gitmeleri için yeterli bir nedendi. Sanatlarını uygula- mak ve sürekli olarak doğruluğu ve güzelliği yaratmaktan daha büyük bir zevke ulaşamazlardı. Başarı zorlanmayı ge- rektirir ve alışkanlık başarıyı kolaylaştırır."
-85
Kimi zaman kadınlar kadınlardan hoşlanır.
-92
Kadınlar erkekler gibi yazıp erkekler gibi yaşar ya da erkeklere benzerlerse, çok yazık olur, çünkü dünyanın buyuklūgu ve çeşitliliği göz önüne alındığında, iki cins bile yetersiz kalırken, yalnızca bir tanesi ile nasıl idare ederiz?
-98
ilk büyük dersi iyice kavramış, diye düşünmeye başladım; bir kadın olarak, ama kadın olduğunu unutmuş bir kadın gibi yazıyordu ve bunun sonucunda sayfaları, cinsiyet ancak kendinın bilincinde olmadığı za man ortaya çıkan garip bir cinsel kimlikle dolup taşıyordu.
-103'104
. Ve amatör bir anlayışla, ruhun, birt eril biri da iki gücün içinde bir arada varolacağı bir tasarım çizmeye koyuldum: Erkegin aklında, erkek kadına baskın çıkıyor kadınınkindeyse, kadın erkeğe baskın çıkıyor Her ikisi bir arada uyum ve tinsel işbirligi icinde yaşarlarsa normal ve rahat bir ruh hali ortaya çıkar. Kişi erkekse, aklının kadım olan bolumu de ciken olmalıdır ve bir kadın da aynı ölçüde içindeki erkekle ilişkide bulunmalıdır, Belki de Coleridge ustün bir aklın çifte cinsiyetli olduğunu söylerken bunu kastetmişti. Ancak bu iç içe geçme gerçekleştirilirse akıl tam anlamıyla verimli olabilir ve tüm gücünü kullanabilir Belki de katışıksız eril olan bir zihin, yine katışıksız dişil olan bir zihin gibi, yaratıcı olamaz. Ama kişinin kadınsı er kek ya da tam tersine, erkeksi kadın derken neyi kastettiği nin incelemesi iyi olurdu, diye düşündüm, bir iki kitabı gözden geçirmek için durduğumda.
-110
Gerçek şu ki ben, genelde kadınlardan hoşlanırım. Onların kuraldışılıkların- dan hoşlanırım. Bütünlüklerinden hoşlanırım. Onların ad- larının bilinmeyişinden hoşlanırım. Onların ama bunu daha fazla uzatmayalım.
-124