Komedya ile pek samimi değilim. Ama Hırçın Kız hoşuma gitti diyebilirim. Ve dahasını istedim. Öncelikle tiyatro demek abartı demektir. Karakterlerin tavırları abartılır, trajedi abartılır, intikam abartılır, gösteriş abartılır, dalga konusu abartılır. Sahnede sergilenen yapay ve abartılı bir dünya demektir tiyatro. Bunun farkında olarak okunmalıdır. Tiyatrodan bakıp gerçek hayat için kendinize ders çıkarmamalısınız. Mesela hayatınızda Othellodaki kıskançlık kadar öldürücü kıskançlık olmamalı, Romeo ve Juliet’teki kadar intihara sürükleyen hastalıklı bir aşk(?) edinmemelisiniz. Hırçın Kız’daki gibi insanları sadece paradan güzellikten uysallıktan ve hırçınlıktan ibaret gören bir kişi olmamalısınız. Evet tiyatroyu diğer edebi eserlerden ayırdığımıza göre bilinçli bir şekilde eleştiri yapabiliriz. Bir de inceleme yapmadan önce önsöz okunursa daha sağlıklı olur.
Bu kitap tam olarak her şeyle dalga geçip insanları sinir etmekle alakalı. Ve bu bir oyundur hatırlatmasını oyun içinde oyun şeklinde net olarak veriyor. Baskıcı maço erkeklerle dalga geçiyor, yaşına başına bakmadan genç kadınlarla evlenmek isteyen bunaklarla dalga geçiyor, parası mülkü soyu ile göz boyayanlarla dalga geçiyor, koşulsuz şartsız toplum öyle dedi diye eşine boyun eğen kadınlarla dalga geçiyor, yüzeysel evliliklerle/ilişkilerle dalga geçiyor ve kılık değiştirip başka başka rollere bürünen hepimizle dalga geçiyor. Ya da en azından ben öyle okumak istiyorum. Sonuçta sadece istediğimiz şeyi anlar ve alırız. Karakterler alaycı, ciddiyetsiz, değişken, iki yüzlü ve spontane, beklenmedik. Kate için huysuz deseler de hepsi huysuz. Durduk yere birbirlerini yaftalasalar da bu normal hissettiriyor. Kişilik değişimi birdenbire olsa bile tiyatro olduğundan mı komedya olduğundan mı yoksa Shakespeare olduğundan mı