Sizlerle Türklerin Sherlock Holmes'u olarak anılan #amanvermezavni serisinin yedinci kitabı Sessiz Tabanca eserini paylaşacağım. Evvela biraz yazarından bahsedeyim. 1868 yılında Ebu's Süreyya Sami Osmanlı döneminde savcı ve gazeteci olarak çalışmış nadide yazarlardan birisi. Zaten mesleğinden mütevellit polisiye hikâyeler kaleme almış. Bu seri II. Meşrutiyet'in ardından 1913 yılında başlayıp 1914 yılında bitiyor. Kahraman figürü dedektif Avni milliyetçilik anlayışına uygun bir profilde yazılmış. Fransızca ve Rumca bilen Amanvermez yardımcısı Arif ile birlikte Beyoğlu'nda oturmaktadır. Kılık değiştirmede usta olduğu için her polisiye vakayı kolaylıkla çözer. Serinin her hikâyesi de sade ve akıcı bir dille yazıldığı için keyifle okunuyor. Ayrıca bir diğer özelliği kitapların içerisinde hem Osmanlıca'sı hem de günümüz Türkçesinin yer alması. Dileyenler Osmanlıcasını da okuyabilir.
Gelelim Sessiz Tabanca hikâyesine; Yıldız Sarayı'nda bir telaşe vardır. Çünkü Kontes Anna Uçendorf adında bir asilsazede kadının sessiz bir tabancayla İstanbul'a padişaha bir suikast düzenleyeceği haberi alınmıştır. Akıllarına hemen hafiyelikteki maharetiyle ün salmış Amanvermez gelince saraya çağrılır. Şimdiye kadar direkt saraydan bir görev almadığı için şaşıran Avni saraya gelip detayları öğrenir. Görevi kabul ettikten sonra ise önce kontesin kaldığı öğrenir ardından yeteneklerini konuşturur. Bu sefer yardımcı Arif'in ve çözdüğü Mavi Göz vakasında takıma katılan Anderya'nın haricinde Karolin denen bir yardımcısı daha vardır. Her biri bir kolda kontesin etrafını sararlar. Ama her zaman ki gibi iş içinde iş olduğu için olay karmaşık bir hale gelir. Kontesin gözü sakındığı bu ses çıkarmadan atış yapan tabanca ise hikâyenin başkahramanına dönüşür. Yoksa Amanvermez Avni yaş tahtaya mı basmıştır? Cevabı sayfaların arasında.
Ebüssüreyya Sami