Puan vermedi·352 syf.··
Beğendi
·
2017 28. kitabı
--SPOİLER ALERT----SPOİLER ALERT----SPOİLER ALERT----SPOİLER ALERT-- George Orwell, ''1984'' romanıyla, İspanya, Almanya ve Sovyetler Birliği gibi bölgelerde tanık olduğu mutlak politik otoriteyi, gelişmiş bir teknoloji ile harmanlayarak gözler önüne sermektedir.. Bu roman, her ne kadar yazıldığı döneme göre geleceği ele alsa da aslında o dönemin totaliter rejiminin de betimleyicisi niteliktedir. Aynı zamanda, en başta belirttiğimiz George Orwell'in bu romanı yazarken kullandığı izlenimlerinin kaynakları da göz önünde bulundurulursa, ''1984'' romanının bir komünist distopyası olduğunu söylemek pek de yanlış olmaz. Romanın baş kahramanı Winston, iktidarı elinde tutan Büyük Birader ve Parti'nin, insanların düşüncelerine kadar kontrol ettiği bir dönemde yaşamaktadır. Dışarıdan bakıldığında, Winston da diğer herkes gibi Parti'ye bağlı, kurallara uyan örnek bir vatandaş gibi gözükmektedir ancak, aslında zihninin derinliklerinde Parti'yi sorgulayan ve ondan nefret eden biridir. Ancak Winston, bu düşünce ve duygularını tam anlamıyla dışarıya yansıtamamaktadır. Bunun sebebiyse Parti'nin saldığı korku ve sürekli izledikleri düşüncesidir. Ancak Winston gibi örnek bir vatandaş bile zaman zaman ufak da olsa bazı hareketlerle bu nefretini ve sorgulayışını eyleme dökmektedir. Bu dışa vurum başlarda bir eskici dükkanı aracılığıyla gerçekleşirken ilerleyen dönemlerde bu isyan Julia isimli karakterin hayatına girmesi ve onunla beraber yaşadığı kaçamaklar aracılığıyla olmuştur. Zamanla Winston kafasındaki bu nefreti daha büyük bir şekilde somut hale getirmek, gerçek bir isyana dönüştürmek ister. Bu fikrini kendine en yakın gördüğü Julia ile paylaşır ancak Julia, Winston'a göre daha bireysel, bencil ve kendi hazlarına yönelik bir isyanın peşindedir. Winston ile Juila her ne kadar farklı türde isyanlar peşinde olsalar da, bir isyan yolunda küçük adımlar atmaya başlamış ve bu yolda kimi zaman doğrudan kimi zaman dolaylı şekillerde birçok insanla tanışmışlardır. Güvenerek işbirliği yaptıklarını sandıkları bu insanlar aslında düşünce polisinden başkası değildir ancak Winston ve Julia bu durumu ancak tutuklandıklarında fark edeceklerdir. Düşünce polisinin mahkumu olarak geçirdikleri süre içerisinde yaşadıkları işkenceler sonucunda ikisi de başkaldırmaya yönelik olan isteklerini yitirir. Ancak, okuyucu arınmanın asıl boyutunu karakterlerimiz serbest kaldıklarında tam anlamıyla görebilecektir. Bu işkence süreci onları birbirlerinden soğutmuş ve aynı zamanda Büyük Birader ve Parti'ye karşı olan nefretlerinin sevgiye dönüşmesini sağlamıştır. Serbest kaldıktan sonra ise Büyük Birader ve Parti'ye karşı yaptıklarından müthiş bir pişmanlık duymaya başlamışlardır ve tam anlamıyla bir boyun eğen haline gelmişlerdir.
Edebiyat
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023200,4bin okunma
·
10 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Distopik bir roman mı geleceği gösteren ütopiklikten uzak bir roman sorusu mu gelir aklıma her karşılaştığımda.
Cem Eren Ayçiçek
Gönderi Sahibi
Moralleri bozmuyoruz ve distopik bir roman olduğu konusunda oy veriyoruz. Doğru cevabı belirlemek zaten bizim elimizde.
Pekâlâ öyle umuyorum :)