·168 syf.····Okunma: 02 Aralık 2024 21:09 Norveçli yazar Vigdis Hjorth ile ikinci buluşmamız. Daha önce Miras kitabını okumuş ve genel görüşün aksine metinle çok da bağ kuramamıştım. Bu kez de Postane Günlükleri romanıyla aynı hissiyatı yaşadım.
Kitap başkarakterimiz Ellinor’un geçmiş zamana ait günlüklerini bulmasıyla başlıyor. Bu sürede de bizler yavaş yavaş onun hayatındaki kişileri tanıyoruz ve cümleleri okurken kendi hayatına bile ne derece mesafeli olduğunu görüyoruz. İletişim ajansında çalışan, rutinlerine son derece bağlı ve yalnız biri karakterimiz. Ajansta birlikte çalıştığı takım arkadaşının ani ayrılışıyla hiç tahmin edemeyeceği bir durumun içerisine itiliyor ve aslında metnin karakter özelinde dönüşüm geçirdiği yer başlıyor. Posta İşçileri Sendikası’nın posta reformuna karşı yürütülen kampanyanın başkarakteri konumuna geliyor. Bu süreçte de çokça sorgulama ve değişim ihtiyacı görüyoruz.
Ele alınan konudan bağımsız yazarın anlatım tarzını sevemiyorum maalesef. Çok soğuk, çok mesafeli, yanına yaklaşmanıza asla izin vermeyen bir üslubu var sanki. Ne karakterle bağ kurabildim ne de okuduğum metinden keyif aldım.
Bazen de böyle oluyor. Her metinle aramız iyi olacak diye bir kaide yok.