7/10
·92 syf.··
2024 103. kitabı
Taşralı bir şair, bir kuşbaz olarak niteler kendini Pablo Neruda bu kitabında... Anavatanının, yurdunun tüm içselliğini, tüm romantizmini, tüm duygusallığını göstermek için çıktığı bu yolda, bu isteğini kuş metaforu kullanarak gerçekleştirmiş ve ortaya "Kuşlar Sanatı" adlı şiir kitabını çıkarmıştır. Bu eseriyle "Latin Amerika'nın Walt Whitman'ı" olarak nitelenen Pablo Neruda, tüm şairliğini ilginç bir deneye yönlendirmiştir. Ülkesinde gördüğü tüm kuşları gözlemleyerek, şiirinde bunları kullanmak üzere notlar almıştır. Neruda'nın şiirlerinde boy gösteren 48 farklı kuş, 48 farklı düş, 48 farklı canlı, 48 farklı özellik ve hissedilen onlarca farklı duygu... Şili'de gerçekleştirilen bu enteresan şiir deneyi, giderek yozlaşan bu acımasız dünyada insana insanı hatırlatmak, anlatmak için vücut bulmuş ve kitaplaştırılmıştır. Tüm bu kuşlar üzerinden aslında insanın duygularını, hissettiklerini, en derinlerindekini, görmüş geçirmişliğini, yalnızlığını, hırslarını, öfkelerini, yaşama sevinçlerini, soğukluğunu, ölümü kavrama çabasını, düşünceli yapısını, kayıtsızlığı, hayatın anlamını bulma arayışını vb nice olguları okuyoruz. Lirik, coşkulu ve yer yer karamsar anlatımıyla Neruda, okuruna hatırlatmayı bir görev ediniyor. Neruda'nın çok başarılı gözlemciliği ve usta şiirselliği, doğa ve kuşlar yardımıyla bir şölene, müzikale dönüşüyor. Şiir alanında şahsen ben, ilk defa böyle ilginç bir deneyim yaşadım. Beğendiğimi, o derinliği hissettiğimi söylemeliyim. Kuşların hangi özellikleri yok ki kitapta... Kuşların göç yoluna ve göç ederken tüm o sürü haline rağmen hissettikleri yalnızlığa değinerek başlıyor Pablo Neruda söze... Bir lider edası vermek istediği gezgin albatrosun geniş kanatlarıyla gökteki özgürlüğünü konu ediniyor. Soğukluğuyla, kayıtsızlığıyla, bitmeyen öfkesiyle ve ölüm getiren pençeleriyle siyah göğüslü kartalı niteliyor. Peru pelikanını geçim derdindeymiş gibi resmediyor, çok düşünen ve sorunları olan bir kafada... Siyah yüzlü balıkçıllarla rüyadan uyandırma, gerçeğin pis yüzüne dönüş ilişiği kuruyor. Kaliforniya bıldırcınıyla bir anlığına da olsa tüm karamsarlığından uyanıyor ve güzelliği, saflığı, renkleri ve yaşama sevincini hatırlıyor. Yaşama kayıtsız bir Guanay karabatağı portresi çıkarıyor, onun tehdidini ve öfkesini anlatıyor. Hep arayışta olan, meraklı, çok hareketli ve anı yaşayan bir Çitkuşu resmediyor. Gaddarlığı, ölüme düşkünlüğü ve tüm kana susamışlığıyla bir And akbabası çıkarır karşımıza... Chucao'nun acı çığlıklarıyla sessizliğini ve yalnızlığını duyurduğunu düşünüyor. Diuca ispinozunun güzelliğini, kendine özenişini, işkolikliğini ve pozitifliğini aktarıyor. Şili Flamingosu özelinde kah çocukluğun tatlılığını hatırlar, kah yaşama sevincini kaybetmiş bir karamsarın içindeki minik bir umut tohumunu görürüz. Suçlu hissedişi, vicdanın sesini, bakışlardaki adalet isteğini kırmızı göğüslü çayırkuşu üzerinden okuyoruz. Macellan pengueninde tecrübeyi, görmüş geçirmişliği, dinginliği ve gururu naklediyor şairimiz... Ve daha neler neler göreceksiniz bu Şili'deki kuşlarla ilgili... Son bölümde ise kendi üzerinden, yine kendi hayali kuşlarıyla zekice bir taşlama sunuyor okuruna...
Edebiyat
Kuşlar SanatıPablo Neruda · Can Yayınları · 2018705 okunma
··
173 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.