Kitap Santiago’nun öleceğini bildirerek başlıyor, sanki kaderinin belirlendiği ve ölümünün kaçınılmaz olduğunu vurgularcasına. Ölümüne kadar geçen süre boyunca, kasabanın geleneklerine, inançlarına ve kültürüne tanıklık edeceksiniz. Geleneklerin baskınlığı, toplumdaki rollerin bozukluğu ve toplumun suskunluğu, hatta kayıtsızlığı derin bir şekilde hissediliyor. Farklı bir coğrafyada gerçekleşmiş bir olayın üzerine yazılmış bu kitabı okuyunca, insanın her yerde insan olduğunu ve yaşantıların pek de farklı olmadığını fark edebilirsiniz.
Grupça tartışmaya açık, topluma ayna tutan ve birey olarak toplumdaki yerimizi, etkilerimizi görmemizi sağlayan, kısa ama derinlikli bir hikaye.