Kitabı 50 sayfa okuyup bırakmayı düşünüyordum ama bitene kadar bırakamadım :)
Dostoyevski kumar oynamayı yazmamış yaşatmış ( Bunda kendi sansasyonel kumar geçmişinin başrol olduğunu çoğumuz biliyoruzdur. )
Dostoyevski kendi döneminin diğer yazarları gibi Ruslar'ın Fransa özentiliğini her fırsatta dile getirmiş. Aleksi başta olmak üzere büyükanne ve general üzerinden kumarın insanlar da yarattığı bir daha hissi o kadar gerçekçi ve sinir yıpratıcıydı ki Aleksi'yi dövmek istedim :)
Yayınevinden kaynaklı dipnot eksikleri bulunuyordu. Bunun yanısıra yazarın da Fransa özentiliği için Fransızca cümleler kullanması akıcılık için kopmalar yaratıyordu ama karakterlerin yansıtılması da başka türlü yavan olurdu. Polina karakterinin duygularının açığa vurulması ve bunun kitabın sonunda verilmesi beni üzen yanlardan biri oldu. Her şeye rağmen sürükleyiciliğini bozmayan bir eserdi.
Tavsiye ederim.