Dan Brown Aldatmacası
5/10
·536 syf.··
2021 71. kitabı
Atalarımızın dünya üzerinde bilinçli bir varlık olarak dolaşmaya başladığı günden beri insan-din ve bilim üçgeninde ilerleyen tarih serüveni hep bu üçgenin merkezinde yer alan çekişmelerden ve çatışmalardan kaynaklanan ilerlemeler ve gerilemelere ve onların tetiklediği olaylarla dolu. Bilinmeyene merakla başlayan ve metafizikle iç içe geçen, mantık aratmayan dine ilgi, gözle görünene dayanan, mantık çerçevesinden çıkamayan duygusuz ve katı bilim ve bu iki olgunun sürekli karşı karşıya gelmesiyle arada ezilen insanoğlu. İnsanlık tarihinden dinle bilimi ve onların birbirlerinden beslenen nefret—aşk ilişkilerini çıkarırsak geriye hiçbir şey kalmazdı dersek abartmış olmayız. Peki bu ikilinin çatışmalarından kaynaklanan olayların geçmişten alınıp yeni nesillere yani geleceğe aktarılması esnasındaki anlatım sürecinde anlatıcının (yazarın) görevi ve sorumlulukları tam olarak nedir? Öznellik ve sübjektiflik kavramlarının içi boşaltılmadan tarafsızlık ne kadar korunabilir? Bu sorunun cevabını günümüz popüler kültür ve edebiyatında çok önemli bir yeri olan son zamanların en sasyonel bir kaç kitabının yazarı Dan Brown üzerinden bulmaya çalışalım. Hemen hemen tüm okurlar gibi benim de "Da Vinci Şifresi" kitabı ile tanımaya başladığım ve arkasından diğer kitaplarını da okumaya çalıştığım Dan Brown, zeki bir yazar olarak insanoğlunun en büyük zaafı olan din ve bilim ikileminden en çok çeken nesil olan günümüz insanlığının zayıf noktasını bulduğunu düşünüyor olmalı ki hemen hemen tüm kitaplarında bu ikilinin tarihsel ilişkilerini, çatışmalarını bir şekilde günümüze ve güncel sorunlarına bağlayarak okuyucuyu kitaplarına bağlamaya çalışıyor ve hakkını da teslim etmek gerekir ki bunu da bugüne kadar da gayet iyi başardı. Ama bunu yaparken anlatıcı olarak okuyucuya verdiği sözlerin ne kadarını tutabiliyor ya da anlatmaya çalışıyorum dediği şeyi ne kadar yapabiliyor?Daha da ileri gideyim Dan Brown neden sürekli aynı konuyu farklı isim ve olaylarla anlatmaya çalışarak okuyucuyu kandırmaya çalışıyor? Neden okuyucuya verdiği sözü tutmuyor ve anlatacağım dediği şey dışında her şeyi anlatıyor? Da Vinci Şifresi’nde hristiyanlık tarihinde çok büyük gizem olan kutsal kase ve Hz. İsa’nın özel hayatı üzerinden hristiyanlık ve paganizm arasındaki bağlantıyı oldukça çarpıcı şekilde anlatan yazar, kutsal kasenin bir kap olmaktan ziyade İsa’nın tohumunu taşıyan bir kadın olduğunu öne sürmüş ve Mecdelli Meryem’in İsa’nın çocuk veya çocuklarına annelik yaptığını anlatmıştı. Bununla da yetinmemiş İsa’nın soyunun hâlâ devam ettiğini ve kilisenin bunu gizlediğini anlatmıştı. Din tarihine ilgisi olan herkesin bir şekilde aslında düşündüğü ama tam olarak adlandıramadığı ve bugün hristiyanlık dediğimiz dinin aslında oldukça dindar bir yahudi olan ve Musa’nın çarpıtılan şeriatını tekrar rayına oturtmaya gelen ve yeni bir din iddiasında hiç ama hiç bulunmayan İsa’nın mı yoksa paganları ikna etmek için Şabat’ta çalışmaya, domuz yemeye ve sünnet olmamaya cevaz veren ve orijinal anlatının canına okuyan Tarsuslu Paul’un dini mi olduğuna karar veremeyenler için "Evet ben de tam olarak işte bunu söylüyorum." duygusu yaratan bir kitap olarak kiliseden sert tepki görmüş ve bu durum da ne kadar tepki o kadar etki kuralı gereği kitabı daha popüler yapmaktan öteye geçmemişti. İnsanlık tarihinin en büyük gizemi olduğuna inandığım İsa As’ın hayatını anlatan tam güvenilir bir kaynak olmaması, her 4 incilde de onunla ilgili sürekli çelişkili bilgilerin yer alması ve ona inananların bile onu tam olarak nereye koyacağına karar verememesi yüzünden oldukça büyük tartışmalara sebep olan bu konunun insanların ilgisini çekmesi çok doğal. Dan Brown da bu konu üzerinden kilise ve onun insanlık dışı baskılarıyla çizilmiş İsa portresini tarihsel bilgiler ışığında çok farklı bir şekilde çizmişti ve bu da dünya genelinde okuyucudan tam karşılık görmüştü. Da Vinci Şifresi’nde okuyucusuna verdiği sözü tutan ve açıklayacağını söylediği "sırrı" açıklayan yazar diğer kitaplarında ne yapıyor peki? Kısa ve net.. Tam bir aldatmaca yapmaktan öteye gitmiyor Dan Brown. Melekler ve Şeytanlar’ı dışarıda bırakıp diğer tüm kitaplarında çok net şekilde Da Vinci Şifresi’nin ekmeğini yiyen yazar hemen hemen tüm kitaplarının başlangıcında adı geçen tüm kurumların ve çalışmaların gerçek olduğunu ısrarla belirtiyor ve bu kurumlarda yapılan çalışmaların insanlığın geleceğini değiştirmek üzere olduğunu yazıp; okuyucuya anlattığım şey çok gerçek ona göre oku diyerek sahicilik havası verdikten sonra kitabın olaylarını anlatmaya başlıyor. Buraya kadar bir sıkıntı yok. Sorun kitapların hep aynı kurguda gitmesi ve kitabın başında "çığır açan" bu çalışmanın hiçbir şekilde kitapta anlatılmaması. Hikaye hep aynı düzlemde gidiyor. Çok zengin vizyon sahibi karizmatik bir erkek karakteri ve dünyanın sonunu düşünen bir vakıf ya da oluşum ve bunların dünyayı kurtaracak ya da bildiğimiz tüm doğruları darmadağan edecek bir çalışması. Bunun karşısında ise tüm olan biteni bilen fundamentalist düzeyde dindarlar ki bunlar da genelde kendi anlatıları bu çalışmalardan zarar görmesin diye bu deneyleri durdurmaya çalışmaya karar veren ekstremistler olarak anlatılan ne idüğü belirsiz bir grup olarak tasvir edilen din kalkanının altında her türlü pisliği göze alan katiller sürüsü. Dan Brown son dönem kitaplarında okuyucusu ile dalga geçer gibi hep aynı konuyu farklı şekillerde işleyip anlattığım tüm kurumlar ve deneyler gerçek deyip olayları bi şekilde bunlara bağlayıp sonra bu kadar önemli olan, insanlığın tarihini, geleceğini, doğru bildiğimiz her şeyi değiştireceğini iddia ettiği "şeyi" hiçbir şekilde anlatmadan kitaplarını bitiriyor ve bunu da yaparken de bu bilgileri elinde tutan kurumu ya yakıp yıkıp kül ediyor ya da dahi ve karizmatik kurtarıcımızı ekstremistlere öldürtüp o sırrı da onunla toprağa gömüp şark kurnazlığı yapıyor. Garip bi kafa yapısı ile yazılan garip ve birbirinin kopyası kitap koleksiyonu yapıyor yazar. Arkasındaki güçlü basın desteği ve PR çalışmaları ile hakettiğinin çok çok üstünde satan bir yazar olan Brown, kendi adına kaldığı yerde saymaya devam edecek gibi görünüyor. Başlangıç’ta da yine aynı şekilde konuyu işleyip sözünü ettiği çalışmanın ne olduğunu yazmadan kitabı bitiriyor. Ne yazdığını toparlayabiliyor ne de okuyucusuna verdiği sözü tutuyor. Bir daha okur muyum? Hiç sanmıyorum.
Alıntı
BaşlangıçDan Brown · Altın Kitaplar · 201726,3bin okunma
·
154 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.