Puan vermedi·134 syf.····Okunma: 28 Kasım 2024 23:46 Sait Faik'ten ilk okuduğum kitap. "Neden daha önce Sait Faik'ten okumadım" dedim kendi kendime neyse geç olsun güç olmasın :)
Kafamın çok karmaşık olduğu zamanda bana ilaç gibi geldi. İnsanı sıkmayan duru bir anlatıma sahip. Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan çok yerinde bir tespit var. Sait Faik'in üslubu için Eyüboğlu şöyle diyor: "Hani bazı ressamlar vardır. Resimlerini şöyle rastgele, kalenderce, gelişigüzel yapmışlardır, dersiniz. Eserlerinde en ufak bir titizlik, aşırı bir itina sezilmez. Öyle resimler ki herkese:
A... A... Bu kadarını ben de yaparım yahu! dedirtir. Ve bu yüzden başımıza bir sürü amatör çıkartırlar.
Bu, gelişigüzel resimlerin peşine takılır, o ressamın hayatını incelersiniz, bir de bakarsınız ki o kolaylığın altında, o kalenderliğin, o sallapatiliğin altında domuzuna bir gayret, kahredici bir sabır, şaşırtıcı bir inat saklıdır. Ressam o gevşekliği, o başıboşluğu, o yumuşaklığı, uysallığı çok uzun, çok zahmetli etütlere borçludur.
Sait'in yazılarındaki o canım kolaylık, o kendiliğinden akış, o kalenderlik de öyle bir kalenderlikti. Şöyle bir çırpıda döktürdüğü yazısı olacağını pek sanmıyorum." Kendi yaşamının içinden hayal gücünü de katarak çok farklı bir boyuta ulaşmış. Abasıyanık'a hayran oluşumun bir diğer sebebi ise kitabının telif haklarını Darüşşafaka'ya bağışlaması. İyi ki bu dünyadan gelip geçmişsin.