Sefiller, başkahramanı Jean Valjean ve tarihi olaylar etrafında şekillenen Fransız toplumunun bütün katmanlarıyla derinlemesine ele alınıp incelendiği devasa bir eserdir ama bir eserin ne olduğunu yazarından daha iyi tanımlayabilecek kimse yoktur. O hâlde Hugo'ya kulak verelim: "Sefiller, başkahramanı sonsuzluk olan bir dramdır. İnsan, yan karakterdir."
Fransa o dönemde devrimden bu yana gelen karışıklıklarla çalkalanmaktaydı. Öyle ki bir taraftan Napolyon taraftarları bir taraftan kralcılar bir taraftan meşrutiyetçiler, cumhuriyetçiler, jakobenler... Victor Hugo romanda; bir yandan bu karmaşık dönemi yaşanan savaş, devrim ve isyanlarla anlatırken bir yandan da toplumdan dışlanmış, ezilmiş, aşağılanmış insanları; ahlaki çatışma ve vicdani muhakemeleriyle acı, ruh, vicdan, merhamet ve sevgi ekseninde anlatır.
Hugo, yer yer okuyucuyu Hristiyan tarikatlarına ya da manstırlarına çeker ve dinle ilgili batıl inanç sorunlarını irdeleyerek yozlaşmayı işler. Yine okuyucuyu yer yer Fransa ve gözdesi Paris'in derinliklerine çeker. Paris tarihi ve halkını işleyerek Paris'in evrenselliğine dikkat çeker ve şehrin hem alttan hem de üstten tasvirini yapar.
Hiç şüphe yok ki Sefiller, bütün bunların yanı sıra dönemin adalet sistemi ve yozlaşmış toplumuna da bir eleştiridir. Son olarak Hugo'ya göre toplumun karanlıkta kalmış kısımları sevgi, merhamet, adaletle beraber bilim ve bilgiyle de aydınlatılmalıdır. Eser hiçbir mesaj vermese bile böylesine devasa bir eserin kurgusunu planlamak başlı başına bir ustalık gerektirmektedir.
Hugo'nun gerek insan ruhunun derin tasvirleri gerek maddi dünyanın etkileyici tasvirleri gerek de örümcek ağı gibi işlenmiş devasa kurgusu ve okuyucuyu sıkmadan başarılı bir üslupla anlatımı eseri başyapıt yapsa da okuyucunun, kendi açımdan, sıkıldığı ve anlamakta güçlük çektiği kısımlar da bulunmaktadır. Bazı örnekler: Hristiyan tarikatları ve Hristiyan düşünürler... İncelemeyi daha fazla uzatmadan keyifli okumalar diliyorum.