George Orwell’in “1984” adlı eseri, 8 Haziran 1949 tarihinde yayımlanmıştır. Kuşkusuz 1984, Orwell’in en popüler eserleri arasında yerini almayı başarmıştır. Distopik kitaplar denildiğinde genellikle akla gelen kitaplar arasında ilk sıralarda olmasa ek olarak alegorik ve politik türler arasına da rahatlıkla girmiştir. Çoğumuzun konusuna aşina olduğunu ya da “Büyük Birader” tabiriyle biri bizi gözetliyor mantığına hakim olduğunu düşünüyorum. Tabi kitap üzerine söylenecek birçok şey var lakin ben de kitabın konusunu anlatacak olursam kabaca şu sözlerle anlatırım;
George Orwell, hükümetin insanları yönetirken ne derece ileri gidebileceğini anlattığı distopik bir dünya yaratmıştır. Yaratılan bu dünyada genel olarak mazinin gizli düşüncelerini ve kalıntılarını değiştiren ve yasaklayan bir yapı bulunmaktadır. Sadece yasaklamakla kalmayıp her şeyden önce tele ekran ve mikrofonlarla da yönetenlerin, yönetilenleri izlediği bir sistem kurulmuştur. Gelgelelim sistemi kuran parti, üyelerinin sadakatini zorla almaktadır. Diğer bir deyişle düşüncelerin hepsinin tek olmasını istemektedir.
Hatta kendi istedikleri şeyi düşünenlerin suç işlediği ve buna da “Düşünce Suçu” dendiği gerçeğinden kaçamıyor insanlar. Tabi her suçun cezası olduğu gibi bu düşünce suçunu işleyenleri de cezalandırıyorlar. Doğrusunu söylemek gerekirse sistem o denli beyinleri sıfırlıyor ki okullarda eğitim alan çocuklar, anne ve babalarını bile düşünce polisine şikayet ediyor. Hatta düşünce polisi de bu düşünce suçunu işleyenleri yok ediyor. Çünkü Partinin istemediği gibi düşünmek yasaktır. Bütün eski dergiler, kitaplar partinin istediği gibi yeniden yazılıp eskileri yok ederek partinin düşüncelerini yaşatmak amaçlanıyor. İşte kitabımız da Winston Smith isminde bir parti üyesinin, en büyük suçu işlemesiyle başlıyor, anlayacağınız üzere işlediği suç, düşünce suçudur.
Kitap üzerine söyleyeceğim sayısız cümlem var fakat bir iki cümle ana fikrimi anlatacaktır. Baskıcı hükümetlerin ve diktatör yönetimlerin istediklerine göz yummaya başlayan medeniyetlerin giderek 1984 kitabının gerçeklerine sürüklendiğini kesindir.
Tam bağımsızlık ve egemenlik sadece sınırlarımızda değil beyinlerimizde, düşüncelerimizde de olmalıdır.
1984George Orwell