·136 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Kasım 2023 13:33 Kapak arkası yazısı verecektim özetten kaçmak için, Aykut Ertuğrul sağolsun, vermemiş. Cahil cesaretime kaldınız, hazırsanız ben veriyorum: Adamın biri, bir pansiyonda uyanıyor ve neyin nesi kimin fesi olduğunu hatırlamıyor. Üzerinde bir kafa kağıdı yok. Evinde olmadığından kendine dair neredeyse hiçbir bilgi yok. Kendini arıyor doğal olarak. Bu..?
Yalan yok, kitabı elime aldığımda ve karakter daha ilk sayfalarda bi kimlik sorgulamasına girince dedim modernist veya post modernist türküler tellenecek buradan ben de mal mal bakacağım öyle. Ama yok, anladım, ucundan kıyısındandır belki ama anladım. Sonra az buçuk veya iyice de bi hissettim. Baya baya güzeldi.
Dilini ayrı bi beğendim onu hemen söyleyeyim. Sen ben nasıl konuşuyorsak öyle. Bu blog yazısını yazdığım rahatlıkta kelimeler, cümleler... Edebiyatın bugünü ile muhabbet etmek güzelmiş bu noktada. Sayın yazar geçen ay bana "Siz tam bir klasikçisiniz. Ama iyi klasikçiler birkaç iyi modernist okuduktan sonra burayı daha çok sevebilir." demişti. Şimdi, daha okuduğumuz ilk kitaptan tav olmayalım :D Ama bu güzeldi, emeğine sağlık.
En çok beğendiğim şey beni güldürmesi. Eşe dosta birkaç satır okudum da birlikte güldük. İlk yarıdaydı bu. Kahramanımız kendini arıyordu falan ben de sırıtarak peşinden gidiyordum, bakam yol nereye çıkacak diye. Meraktan çok arayışın eğlencesindeydim. Misal:
(Beyaz evleri sevdiğim için orayı yazmıyorum) "Ah azizim, eski bodrum kalmadı diyorlar bir de. Siz yaptınız olum biz mi yaptık, biz Çorum'da çimiyorduk, hep sizdiniz orda, neyin şikayeti bu. Lan banane bunlardan. Yahu bir dakka, Çorum dedim ben, Çorumlu muyum ki? Burası da Çorum'dur belki. Çorum'da deniz var mıydı acaba? Değilim. Bilmediğime göre değilim."
Şu yazıda en çok zorlandığım kısım bu alıntıyı geçirmek oldu, inanır mısınız? Bu vesileyle yazarın imla kurallarının bir kısmını rafa kaldırdığını belirteyim. Her kelimede acaba bunu da kuralın tersi mi yazmış diye kontrol etmekten boynum koptu :D Çorum büyük de bodrum niye küçük? Gerçekten yazım yanlışı mı yoksa bilerek mi yazdı, sorgulamıyorum efenim, her cevap yanlış olabilir, o topa girmeyeyim :D
Devam edeyim, ikinci yarıda cevaplar gelmeye başladı. Karmaşık, az buçuk anlamaya çalışıyoruz falan. Burada kafa çalışıyo, anlam arayışındayız, eğlence geri planda kaldı. Hatta karakter de geri planda kaldı. Eleman kendisini kaybetmişti, burada ben de kaybettim. Düştüm peşine yenisinin ciddi ciddi onu arıyorum :D
Bu sefer spoiler olacak ama şunu demesem içimde kalır: Meğer tek kişilik gösteriymiş olay Hehe, şaka şaka, öyle değil.
Kitabı kapattığımda rahatsız edici soru işaretleri yoktu. Üzerine düşünecek şeyler vardır tabi ama tatmin edici cevaplar aldık elhamdülillah hehe. Yani anlamsız değilmiş, kapaktan da korkmuştum ne yalan söyliim :D Ketebe'nin kapağını daha çok sevdim. İyi olmuş değiştiği.
Afili laflar vardı içinde ama kütüphane kitabı diye çizemedim. Ama aklımdan çıkmayacak olanları yazayım:
"Adam, doğdu, yaşadı ve öldü."
"Adam, doğdu, yaşadı, acı çekti ve öldü."
Bizim eleman bu adamlardan ikincisi. Hatta Demet Abla gibi demiş ki "Gerçekler acıdır anlaman lazım / Benim için artık sen bir yabancısın."
Yazının sonuna geldik. Sevgiler!