·272 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Aralık 2024 17:41 Öğrendiğimiz standart Tarım devrimi argümanındaki insanların güvenlik ve kıtlığa karşı stokçuluk için belirli bir yeri seçip orada tarım yapıp karşılıklı rızaya dayalı sistematik devlet oluşumu tezini yerle bir eden bir eser karşımızdaki. İnsanlar tarım devrimi öncesinde de tarımı yapıyorlarmış üstelik. Ama devlet oluşumu altında tarım yapılması kişileri kölelik vasıtasıyla belirli bir toprak parçasına sınıfsal olarak hükmetmesini gerektirdiğinden aslında o dönem için bile çok zor bir yönetim şekli ve üst yapı gerektiriyordu. Bunu sağlamak için anaerkil bir sistemden sıyrılıp insanın, ataerkil ve köleci bir üst yapı kurup, insanların kaçması için de duvarlar örmesi gerekiyordu. Tabi belirli bir toprak parçasına bağımlı kalmak ve orayı sömürüp stokçuluk yapmak kıtlıkları ve hastalıkları da beraberinde getiriyordu. Dünya nüfusunun çoğu aslında barbar denilen , tarım devletçiklerine nazaran daha özgür insanların yer yer tarım, bahçecilik, toplayıcılık ve avcılık yaptığı ve daha sağlıklı olduğu bir yapıya sahipti. Tarım devletleri her ne kadar uygarlığı oluştursa da bunu insanı kontrol altında tutarak zihnini dinsel, bürokratik, kültürel ve sosyoekonomik olarak zapturapt halinde tutmasına borçluydu. Kitap bunu çok iyi anlatıyor. Çeviri bir eser olmasına rağmen Koç üniversitesi kalitesini bu çeviride görmemiz gayet mümkün. Kitap büyük algı yıkan bir eser, meraklısına tavsiye ederim.