@1fatihduman ’ın 152 Gün isimli eseri, derin bir sevdanın ve vefanın hikâyesini anlatıyor ve biz okurun kalbine ince bir dokunuş bırakıyor. Kitabın her sayfasında, sevginin yalnızca bir duygu değil, bir sadakat ve dayanışma hali olduğunu hissediyorsunuz. Ömer Dede ve Fadime Teyze’nin hikâyesi, sıradan bir aşk anlatısının ötesine geçiyor ve insana ait en saf duyguları ortaya çıkarıyor. Sevmenin bir gönülden öteye geçtiği, yoldaş olmanın anlam kazandığı bu hikayede ,sevginin yaşama dokunduğu her anı değerli kılıyor.
Yazarın samimi ve masalsı dili, biz okuru hikâyenin içine çekiyor, bu nedenle bu yer yer hüzünlendiren yer yer de umutlandıran satırlarında adeta bir duygu yolculuğu yaşatıyor biz okuyuculara. Özellikle “ev” kavramı, bir mekândan çok bir ruh hali olarak sunuyor bizlere. Beton duvarların ötesinde, insanın sevildiği ve anlam bulduğu her yerin ev olabileceğini hatırlatıyor.
Kitap boyunca Ömer Dede’nin özverisi ve Fadime Teyze’nin bekleyişi, biz okurları derin bir sorgulamaya itiyor:
Gerçekten sevdik mi, sevdikçe büyüdük mü?
Her sayfası durup düşündüren, geçmişin izlerini bugüne taşıyan bu eser, hayata dair güçlü bir bağ kurmak isteyen herkesin kütüphanesinde olmayı hak ediyor kesinlikle.
“Her ev bacası tüten bir mekan değildir; kimi zaman bir gönül, bir omuz, bir yâr olur.” 152 Gün, sevdanın bu anlamına bir kez daha vurgu yaparak, okurun yüreğinde silinmez bir iz bırakıyor diyebilirim.
Benim severek okuduğum harika bir kitaptı.
Yazarımızın kalemi daim olsun.
“İnsan yetmiş yaşını geçince dünyaya kuş gibi bakıyor. Sanki havadan seyrediyor her şeyi. En uzak olanlar en yakın görünüyor. Gidilmez yerler burnunun dibinde. Ölüm her an aklında. Tanıdığı insanlar ve onu tanıyanlar gittikçe azalıyor. Gördüğü genç insanları babalarına,dedelerine benzerliklerinden tanımaya çalışıyor. Mezar taşlarında ismi yazan tanıdıkları yaşayanlardan çok olmaya başlıyor. Gittikçe dünya ondan azalıyor ve o da dünyadan azalıyor. Kocaman yerler gözünde küçücük kalıveriyor. Dünyanın küçüklüğünü anlıyor. Kuş gibi oluyor insan işte, hafiflemiyor belki ama sadeleşiyor, azalıyor ve sonra uçup gidiyor.”