·352 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Aralık 2024 17:37 Hakan Günday’ın en sevdiğim yönünün, ortaya çıktığı en nadide eserlerinden bir tanesinin de Ziyan olduğunu düşünüyorum. Bu kadar da olmaz denilen kurgular ile okuyucuyu, adeta kitabın içinden biri gibi hissediyor. Olaylar olurken, hayır dur yapma! Deme ihtiyacı hissediyorsunuz.
Kendisinin Faik Günday’ın torunu olduğunu bilmeme rağmen, kitaptaki Ziya karakterini anlattığında kim olduğunu anlayabilmem, -sanıyorum ki hikayenin büyüsendendir- bir hayli uzun sürdü diyebilirim. Beni en çok etkileyen yönü ise, Ziya ve kitabın sonunda adını öğrendiğimiz Asil’in diyaloglarında; aslında, konunun Asil’in psikolojisi olmasıdır. Bu konuyu kitabın sonunda öyle bir vurguluyor ki, nasıl bir zekaya sahip olduğuna hayret ediyorsunuz. Asil’in yalnızlığı, öfkesi, aidiyet duygusunun az olması, sanrılar görmesinin yegane sebepleri derken; bir an da sizi alıp Azil’e götürüyor.
Ziyan’ı okurken; askerliğin çarpıcı yönlerini öğrendiğinizi zannederken, aslında hayatın gerçekliklerini tüm çıplaklığı ile size sunduğunu görüyorsunuz. En çok etkileyen kısımlardan biri de bu oldu sanırım.
Çoğu zaman konuşmaya dahi cesaret edemeyeceğimiz her şeyi, muhteşem bir kurgu ile anlatabilmek, okuyucu için Hakan Günday’ın kalemiyle eşleşmiş önemli bir değer sanırım. Ziyan’ı bitirirken son sözü “Acıdan başka bir şey değilim” olmuştu. Bu da sizi Asil’in gerçek hikayesine emin adımlarla götürüyor. Askerlik döneminde yaşadığı ve tüm gerçekliklerini, geçmişini unutmak için çıktığı, Ekber’in askeri olduğu bu yola onu sürükleyen neymiş, bir an önce öğrenmek istiyorsunuz. Kısaca Ziyan ile eksilerek (-) bir hikayenin sonunu daha öğreniyor ve Hakan Günday’a hayranlığınızı artırıyorsunuz. Herkese keyifli okumalar dilerim.