Muhammed ile başlayan, Ayşe, Emeviler, Abbasiler ile devam eden ve Müslümanların genetik kodlarına işlenmiş olan ölü bedenler üzerinden ilahi intikam duygusunun, son örneğini Suriye’de HTŞ adlı İslamcıların Hafız Esad’ın mezarını yakmasıyla teknolojinin açık gösterimi ile herkes seyretti. Şimdi İslam tarihi boyunca Müslümanların ölü bedenler üzerinden gerçekleştirdiği ilahi intikam duygularını anlatalım.
1-Müslümanların genetiğine işlemiş olan ölü bedenler üzerinden İlahi intikam duygusu Muhammed ile başlamıştır. Şöyleki; Bedir savaşı sonunda Kureyşin ileri gelenlerinin ölü bedenleri Muhammed tarafından kör bir kuyuya atılmıştır. Bunlar arasında Bedir savaşını önlemek için çok çaba sarf eden, ne üzüntü vericidir ki savaşın ilk kurbanlarından olacak olan Utbe b. Rebia'da vardır. Utbe'nin oğlu Huzeyfe Müslüman'dır ve Muhammed’in yanında babasının cesedinin kör bir kuyuya atılışını seyretmektedir. İlahi intikam duyguları sadece babasının ölüsüne çocuğunun tepkisiz kalması ile de sınırlı değildir. Ölüler kör bir kuyuya doldurulduktan sonra da devam etmektedir. Muhammed cesetler yaka paça kör bir kuyuya attırdıktan sonra, kuyunun başına gelerek, kuyunun içine üst üste atılan ölü bedenlere tek tek seslenerek onlara beddua eder. Hatta çevrede bulunanlar dahi, ''ölmüş adamlarla konuşuyorsunuz.'' diyerek Muhammed’i uyarmak durumunda kalmışlardır.
2-Ali ile Muaviye arasındaki ikili iktidar döneminde ilahi intikam olarak değerlendirilecek vahşi cinayetler işlenir. Ali'nin valisi olarak Mısır'a giden Ebu Bekir'in oğlu Muhammed'in, Muaviye'nin valisi Amr tarafından kesilen başı bütün şehirlerde dolaştırılarak Muaviye'ye yollanırken, cesedi ise eşek pisliği içinde yakılacaktır.
3-Muhammed’in torunu Ali'nin oğlu Hasan, Emevi hanedanı ile anlaşarak yüklü bir para da alır. Fakat bir süre sonra yine Emevi hanedanı Muaviye tarafından 46 yaşında zehirleterek öldürülür. Hasan vasiyeti üzerine Muhammed’in yanında hazırlanan yere gömülecektir ama Ayşe hemen devesine binip yanına adamlarını alarak Hasan'ın vasiyetinin gerçekleşmesine izni vermez. Ayşe'nin adamları karşı tarafa ok atmaya başlarlar. Atılan oklardan Hasan'ın tabutu delik deşik olur. Bunun üzerine, onu Baki mezarlığına defnetmeğe mecbur kalırlar.
4-Muhammed ile başlayan ölmüş bedenler üzerinden ilahi intikam alma düşüncesi Abbasilerin kuruluş döneminde Emevilerin ölmüş olan eski halifelerinin cansız bedenleri üzerinde sürdürülecektir. İktidar hırsı ve ilahi intikam ateşiyle yanıp kavrulan ve bütün kinleri ile Emeviler üzerine çullanan Abbasiler, Suriye'de yüzyılı aşan bir zamandan beri Emevi ailesinin yönetimine alışık toplumun gelecekte bir tehlike yaratmasından duydukları kuşkudan olacak, korkunç cinayetlerle bir yıldırma politikasına giriştiler ve yüz binlerce insanın kafasını uçurdular. İşledikleri cinayetleri meşru gösterebilmek amacıyla, yaptıkları işleri ''ilahi intikam'' olarak adlandırdılar. Ali soyuna reva görülen kötülüklerin cezasını veriyor göründüler. Aslında amaçları, iktidardan düşmüş olan Emevi soyunu tamamıyla zararsız bir hale getirmekti. Tarihte eşine az rastlanan büyük cinayetler daha çok Suriye'de işlendi. Abbasiler Şam'ı 15 gün kuşattıktan sonra halkını kılıçtan geçirip şehrin surlarını yerle bir ettiler. Sonra Emevilere aman verdiğini ilan ettirip toplanan Emeviilerin ileri gelenlerin hepsini öldürdüler. Ayrıca Abbasiler, Emevi halifelerinden I. Muaviye'nin, II. Yezid'in, Abdülmelik bin Mervan'ın ve Hişam'ın mezarları açtılar ve onların kemikleri hakarete uğradı ve yakıldı. Duyulan kin özellikle Hişam'ın çürümemiş olan cesedine karşı açığa vuruldu: önce kırbaçlandı sonra asılıp yakıldı. Mesleme bin Abdülmelik'in cesedi ise dağılıncaya kadar nişangâh olarak kullanıldı.
5-Muhammed ile başlayan ölmüş bedenler üzerinden ilahi intikam alma düşüncesi günümüzde teknolojinin açık gösterimi ile Suriye’de İslamcı HTŞ ile devam etmiştir. 24 yıl önce ölmüş olan eski Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’ın mezarı açılıp tahrip edildi, kemikleri hakarete uğradı ve yakıldı.
Sonuç olarak, Evrim sürecini tamamlamamış insanlarla yaşamak istemiyorsanız, Atatürk’ün akıl ve ahlak üzerine kurduğu Laik Türkiye Cumhuriyeti’ne şartlar ne olursa olsun mutlaka sahip çıkın.