·168 syf.··Beğendi
···Okunma: 08 Aralık 2024 16:12 "MANASTIRLI ELENİ"
"Eleni: Ne pahasına olursa olsun, Mustafa Kemal'e karşı beslediği aşkını doya doya yaşamak istiyordu.
Bu düşüncesi, Eleni'nin her türlü önyargıya, dinler ve milletler arasındaki geçilmez sınırlara karşı olduğunu gösteriyor. Daha on sekiz yaşında ve nüfuzlu babasının himayesindeyken bunları düşünmüş olması bile gelecekte yapabileceklerini gösteriyordu ve bu düşünceler geleceğe atılan birer işaret fişeğiydi.
Öyle de oldu..."
1896 yılında Genç Harbiyeli Mustafa Kemal, askeri lisede okumak için Selanik’ten Manastır’a gelir. Okulun son yılında tanışır Eleni ile. Eleni Karinte Manastır'ın en zengin ailesi'nin iyi bir eğitim alan kızıdır. Manastır Askeri İdadisinin yan tarafında başlayıp meydana kadar uzanan Şirok Sokakta cumbalı yan yana bir çok ev, evlerin altında da dükkanlar yer alıyormuş. Eleni, Şirok Sokak'taki köşklerinin balkonundan görmüş sarı saçlı, mavi gözlü, üniformalı yakışıklı Mustafa Kemal'i... Göz göze gelmişlerdi.
3 Haziran 1898... Mustafa Kemal bir çift göze, Eleni'nin gözlerine o gün meftun olacak. Henüz Askeri İdadi'de öğrenci olan Mustafa Kemal için aşk, seneler sonra kurtarmak mecburiyetinde olduğu vatanına da gösterdiği gibi bir duygudan öte kutsaldır. Eleni'yi her gün birkaç dakika için de olsa evlerinin önünden geçerek görmekte, iki aşık Eleni'nin beklediği balkondan konuşamadıkları ve konuşamayacakları her şeyi birbirlerine gözleriyle iletmektedirler. Tanışmaları ise Eleni'nin isim günü için köşkte düzenlenen parti sırasında gerçekleşir. O günden sonra sık sık buluşmaya başlarlar. Gözden uzak yerlerde yaşadıkları aşkları artık Manastır'ın diline düşmesini. Mustafa Kemal "Tuhaf bir durum, içimden bir şeyler kopup kurtulmuş gibi" diye anlatır aşkını.
Babası Eftim Karinte kızını kendi gibi Ortodoks bir gençle evlendirmek istiyordu. Mustafa Kemal'in Müslüman, Eleni’nin Hristiyan olması, dini ve sosyal kısıtlamalar dolayısıyla erken bitmesine mahkum olan büyük aşk. Aralarında güçlü bir aşk doğar. Biraz da yasaklı bir aşk. Manastırlı güzel Eleni Karinte ve genç Mustafa Kemal birbirlerine aşık olmalarına rağmen kavuşamazlar. Eleni, Mustafa Kemal ile kaçmaya çalışırken babası yakalar ve Eleni’yi eve kapatarak zorla başka bir adamla evlendirmek ister. Bu aşka, Mustafa’nın annesinin aradaki din farkı nedeniyle, Eleni’nin zengin babasının da ekonomik nedenlerle karşı çıkışları etkili olur. Bu imkansız aşk uğruna yaşananlar o zamanlar Manastır'ın en önemli hadisesiydi. O dönemde Hristiyan ile Müslüman gençler arasındaki sevgiler yasakmış. Gençler, sevginin gücüyle bu önyargıları yıkmak istemiş. Eleni'nin babası kendi ve Yunan piskoposun yetkisini kullanıp kızını eve geri almış. Bu olaydan sonra Mustafa Bitola'dan ayrılmış ve hiçbir zaman Eleni'yi görmemiş. Bitolalılar bu büyük ve yasak aşkı unutmamışlar. Onlar bu öyküyü nesilden nesile anlatmışlar. Böylece Kemal ve Eleni, Balkanların Romeo ve Juliet'i olmuşlar.
Bütün öğrencilik yılları boyunca ve sonrasında at başı giden iki sevdayı yaşıyordu Mustafa Kemal. İlki aşk. İkincisi ise vatan ve özgürlük mücadelesi. Ama o, ikinci sevdasını hep önde tutuyordu. Manastırda okurken çıkan Osmanlı Yunan savaşına katılmak istemesi. Henüz 16 yaşındadır Dömeke Savaşı.Benzer düşünceler silsilesi gelecek yıllarda onun hedeflerine kilitlnemesine neden olacaktır.
Eleni ise kaderine razı olmuştu. Florina da sahte kocasıyla kurduğu görece huzurlu gerçekte huzursuzluk üreten dünyasından pek dışarı çıkamıyor. Günler aylar yıllar boyunca
kim bilir ne düşünüyordu. Mustafa Kemal'in unutmamıştı ama hayat devam ediyordu.
Belki sevdasını içine gömmeli kocasını sevmeyi denemeli hatta çocuk sahibi olmayı istemeliydi. Bu zorlu dönemde kuşkusuz ki gerçek aşkını yaşayabilenlere hayranlık duyuyordu. Bir anne baba ile çocuklarını görünce anne baba birer Tanrı gibi görünüyorlardı gözüne. Çocukların hayatları sanki onlara bağlıydı ve o hayatları onlar var etmişti. Ne büyük bir cesaret. Ne büyük bir mücadele ve mutluluktu bu. Eleni de böyle olmak istiyordu. Çocuklarıyla birlikte sokaklarda var olmak.
Eleni'nin Mektubu;
Kemal Atatürk’e...
Bir zamanlar bir yerde!
Çok seneler geçti, ben halen her gün senden haber bekliyorum.
Herhangi bir zamanda mektubumu alırsan, beni hatırla, kâğıttaki gözyaşlarımı göreceksin.
Yıllar ve olaylar geçti, seninle ilgili çok şeyler konuşuluyor. Mektubumu okurken başka kadını seviyorsan, mektubumu yırt ve o kadına sor:
Manastırlı Eleni Karinte',nin bir gün tanıdığı ve âşık olduğu adama bütün bir ömrünü harcadığına inanabilir mi? Ve benim seni sevdiğim kadar, o kadını o kadar seviyorsan, ona hiçbir şey söyleme, senin kadar mutlu olmasını diliyorum.
Fakat balkondaki kızı hatırlıyorsan ve başkasını sevmiyorsan, seni beklediğimi ve ömrüm boyunca bekleyeceğimi bilmeni istiyorum!
Döneceğini, beni unutmayacağını biliyoru.
Babam vefat etti. Beni senden ayırdığından tam bir yıl geçti, beni eve kapattı ve bir ay çıkmama izin vermedi.
Ağlamadım, biliyordum ki, tüm kilitleri ve hapisleri boşuna harcadı.
Beni evlendirecekleri adamı sadece bir kez gördüm ve kendisi bana onu sevebileceğimi söyledi. Bende ona, ‘Hayır, ben sadece ilk aşkımı seviyorum’ dedim. Ve artık onu görmedim. Babam beni hiçbir zaman affetmedi, ben de onu affetmedim. Ölmeden birkaç gün önce yanına çağırdığında, ‘Eleni, biliyorum yanlış yaptım, hiçbir zaman iyi bir baba olamadım’ dedi.
‘Affetmeni istemiyorum, sen de isteme benden, Allah ikimizi affetsin. Senin için en iyisini isterken en kötüsünü yaptım’ dedi.
Babam kötü bir adam değildi. O zamanlardaki gibi artık genç ve güzel değilim. Bütün hayatım bir gün içinde. Ebediyen seni seven ve seni bekleyen Eleni Karinte’n…”
Bu aşkın gerçek mi, bir rivayet mi olduğu net değil... Üsküp'te Ulusal Müzede Atatürk'ün ve Eleni'nin aşkını anlatmak için yapılmış balmumu heykeller var. Bölgede bu konuya dair filmler çekilmiş, tiyatro oyunları sergilenmiş, kitaplar yazılmış. Gazetelerde yazı dizisi olarak incelenmiş.
Kitapla Kalın.