19 öyküden oluşan bir kitap .Dili akıcı ve sade.Her öyküde ya bir kadının yada bir çocugun derin bir yarası var.Fakat bu yaraların ifade ediliş biçimi çok naif.Hiçbir yara deşilip kanatılmıyor ancak hepsinde incecik bir sızı okuyanın içine işliyor.
Kahramanların herbiri çok gerçek insanlar olsa da bazı öykülerde bazı gerçeküstü referanslar var .Hatta kimilerinde fantastik bile denilebilir.
Tüm öykülerde ,direkt yazılmış olmasada ,yazarın kahramanlarının başına gelenler ile ilgili bir çaresizliği hissediliyor.
Behlül Dündar tarafından yazılmış harika bir önsözü var.bu önsözde Sovyetler Birliği’nin çözülüşünden sonra kadınların yaşadıklarını çok enteresan bir bakış açısıyla anlattığı için ,gelen öyküler için harika bir altyapı hazırlamış.Uzun zamandır bu kadar iyi ve hazırlayıcı bir önsöz okumadığımı söyleyebilirim .
Okuması kolay ,keyifli ve etkileyici bir okuma oldu.kesinlikle tavsiye ederim
Bu arada Jaguar yayınevinin şuanda piyasadaki en ilginç seçkiye sahip olduğunu düşünüyorum.